DİKKAT! VEFASIZDAN VEFA UMMAK AYRI BİR VEFASIZLIKTIR

Yaşlı bir adama sokakta yürürken bir bisikletli çarpmış ve hafif yaralanmış. Etraftakiler hastaneye götürmüşler. Hemşireler, röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemişler. Yaşlı adam huzursuzlaşmış, acelesi olduğunu, röntgen istemediğini söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar. Yaşlı adam, “eşim huzurevinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum” demiş. Hemşirelerden biri “eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz” deyince yaşlı adam üzgün bir ifade ile “ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş. Hemşireler hayretle, “madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz” diye sormuşlar. Adam cevaplamış: “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum”.

***

Vefa, sevgiyle ya da aşkla bağlılık olmadan olmaz. Vefasız kişi sevgisiz kişidir. Sevgisiz olanda merhamet de olmaz pek tabi. Sevgisiz, aşksız, merhametsiz olan kişi için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; O’nun gönlünde Hakk yok, katılık vardır maazallah. Acımaz, üzülmez, duygulanmaz… Kayalar gibi sert bir kalbi vardır ve karardıkça kararır. Varsa yoksa kendidir, başka kimse O’nun için önemli değildir. Ne ana dinler, ne baba dinler, ne ağabey dinler o vefasız.

***

Evet, kim olduğumuzu bilirsek, kimseyi kırmaz, incitmez, hor görmeyiz. Karşımızdakinin gönlünde Hakk’ın olduğunu bilirsek vefasızlık da yapamayız. Değerli büyüğümüz Mehmet Dumlu Kütahyevî hazretlerinin sohbetlerinde sıkça buyurduğu bir husus vardı. “Vefasız olandan vefa ummak ayrı bir vefasızlıktır” der ve arkasından eklerdi; “Dünya bir vefasızdır, ondan vefa beklenmez…”

Dünyaya paçayı kaptıran kendini Kaf Dağı’nın zirvesinde görür, kibir ve benlik gelir. Yola çıktığı insanları unutur, her başarıyı kendine mâl eder. İçinde gizliden bir şirk-i Firavun büyütmeye başlar. Kalbi karardıkça kararır, etrafındakileri kırmaya ve aşağılamaya başlar. Yüce yaratıcımız Allah, bize Kur’an’da şöyle buyurur:

“Ve hatırlayın ki Rabbiniz size şöyle bildirmişti: Yüceliğim hakkı için şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”

Geldiği makam ve mevki ile nefsinin müridi olmuş, eşini dostunu unutmuş, geleceğini kendinin planladığını sanan vefasızlardan olmamak için yine sahibimiz olan Hakk’a sığınıyoruz. Hakk, bizi bize bırakmasın. Daim beraber olduğumuzu bize unutturmasın.

Sevgiyle kalın…

Kim umar senden vefayı,

Yalan dünya, değil misin?

Muhammed-ül Mustafa’yı,

Alan dünya, değil misin?

Aziz Mahmud Hüdâî Hz.(k.s.)


Web Tasarım: Arena Ajans