KÜTAHYA’NIN ŞEHİRİÇİ TRAFİK SORUNU – ÇİN İŞKENCESİ

Gazetemizin haber merkezi tam şehrin göbeğinde Zafer Meydanı’nda olması nedeniyle, bu çileyi günün en az 12 saatini yakından izliyoruz. Hele bir de benim odam tam Zafer Meydanı’na bakan tarafta ve en büyük çileyi bu nedenle bendeniz çekiyor.

Kütahya’ya bir Battı-Çıktı yaparak, trafiği tersine çevirerek ne yapmak istediler inanın bilmiyorum. Sizce amaç gerçekten insanlara Çin işkencesi çektirmek mi? Günün en az 12 saati ofiste bulunuyoruz dedim ya, akşama kadar ne kavgalar, ne küfürleşmeler, ne klakson sesleri, ne ambulans sesleri duyuyoruz bir bilseniz.

Üstüne üstlük bir de Battı-Çıktı’nın üstündeki trafik ışıkları da saçma bir şekilde çok uzun yanınca trafik çilesi daha da büyüdü. Bir taraftaki kuyruk Dumlupınar Stadı’na kadar uzarken, bir taraftaki kuyruk Atatürk Bulvarı’nın ortalarına kadar geliyor. Bir taraftaki kuyruk neredeyse Asım Gündüz Caddesine varacak. İnsanlar stres içinde, birbirlerine demediklerini bırakmıyorlar. Sakinliğiyle tanıdığım biri var ki, direksiyon başına geçince nasıl agresifleşiyor görmelisiniz derim. Kendince haklı o da. İnsanların psikolojisini bozdu bu trafik.

Buradan Ulaştırma Bakanlığı yetkililerine sesleniyorum. Lütfen gelin Kütahya’da 1 hafta 10 gün bir çalıştay düzenleyin ve durumu bilimsel olarak inceleyin. Bizim Belediye ve Trafik Şube Müdürlüğü ne yapacağını şaşırdı. İşin içinden çıkamıyoruz. Arabaları bırakıp yaya olarak gelelim diyoruz, yaya yolu yok, bisiklet binelim diyoruz her an ölüm tehlikesi burnumuzun dibinde duruyor. Otobüslere binelim diyoruz, şoförlerden yemediğimiz fırça kalmıyor. Hadi fırça atmayanına denk geldik diyelim balık istifi gibi gitmek zorunda kalıyoruz. Nasıl çözecekseniz bu sorunu çözün artık. Dayanacak gücümüz kalmadı. Hele artık okul servisleri de devreye giriyor ki inanın uykularımız bile kaçar oldu. Sayın Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri. Gelin şu sorunu siz çözün bizim bu sorunu çözmeye ne ilmimiz yetiyor ne de paramız yetiyor.

Ulaştırma Bakanlığı’na yazdığım yazıda en ufak bir mübalağa yoktur. Gerçekler dışında bir şey yazmadım. Bu söylediklerimin yanlış olduğunu düşünen biri varsa gelsin bana tek tek ispatlayayım. Yeter artık ya, bu millete acıyın biraz. Ne yaptı bu insanlar size de bu zulmü layık görüyorsunuz. Sinir stres içinde yaşamak zorunda mıyız? En basit bir şekilde çözülmesi gereken trafik sorununu dahi çözemiyorsak, biz ne işe yararız? Basın da buna çözüm yolu aramalı. Sadece haber yapıp geçmekle olmaz. Çözüm önerisi sunmalıyız. Şahsi önerim olan aktarım yazımı nihayete erdirmek istiyorum.

Battı-Çıktı’nın yan yollarını bir şekilde genişletmelisiniz ya da trafik ışıklarını en uygun süreye getirmelisiniz. Sevgi yolunun tam ortasını tek gidiş olarak sadece bir araç geçebilecek şekilde trafiğe açmalısınız. Asım Gündüz Caddesi’ni yeniden eski trafik akışına çevirmelisiniz. Şehir merkezinde bulunan tüm sinyalizasyonları itina ile öyle bir ayarlamalısınız ki trafik akışı muazzam bir şekilde ilerlesin.

Vatandaşa Çin işkencesi yapıp durmayın. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir duyarsa ensenizde boza pişirir haberiniz olsun. Demedi demeyin. Yarın seçim zamanında bu millet bunun hesabını vekillerden de sorar, belediye başkanından da sorar, tüm AK Partili siyasilerden de sorar. Sormasa da Tayyip Erdoğan’a bir şekilde iletirler. Erdoğan size ne der onu artık siz tahayyül ediverin. Fena fırça yemekle mi kalırsınız bilemem ama sizin için hiç de iyi olmaz. Bu yazdıklarım tamamen vatandaşın söylemlerinden, kendi gözlemlerimden ilham alınarak kaleme alınmıştır.

Sevgiyle kalın…

Ey oğul, her işin gereğini vaktinde yap. İnsanları yaşat ki, devlet yaşasın. ŞEYH EDEBÂLİ


Web Tasarım: Arena Ajans