İNSAN ODAKLI OLMAYANLARA İNANMA, KANDIRILIRSIN!

Önceki yazılarımda da kaleme almıştım, hatırlarsınız. Ortalık sahte şeyhlerle doldu taştı. Bir de bu sahte şeylerin etrafına dolan mürai, çıkarcı, acayip dervişleri var. Aslında ne şeyh ne de derviş dememek lazım bu sahtekâr düzenbazlara, çünkü hakiki olanlarına haksızlık ettiğimi düşünüyorum.

Bu türlü sahte şeylerin kullandıkları motif genellikle tasavvuf oluyor. Çünkü tasavvuf çok güçlü bir silahtır, hakikat güneşinin silahıdır o. O silahı eline geçirmek isteyen düzenbazlar, cahil milleti de bu motiflerle kandırıyor. Bu sahtekârları anlamanın en önemli işaretlerinden biri şudur, sözlerine bakın. İnsan odak noktası ise korkmayın. İşin özünde insan anlatılıyor ve insandan dışarıya çıkılmıyorsa, bilin sıkıntı yoktur. Bir de davet konusu var ki bu daha çok belirgin bir özelliktir. Çünkü hakiki mürşit kesinlikle insanı odak noktasında tutar ve kimseyi davet etmez. Gelen gelir, nasibi varsa dinleyeceğini dinler. Hele ki para tura işleri varsa, aslandan kaçar gibi kaçın. Hiçbir kâmil mürşid Allah’ın bir tırtıklı kuruşunu istemez. Sahtekâr Fetullah gibi “himmet” adı altında milleti sömürmez. Hatta ihtiyacı olan müridine kendi cebinden çıkarır verir icabında.

Sahte şeyhleri tarif eden çok güzel bir yazı buldum ki konunun hakikati tam olarak budur. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Y.Doç.Dr. Mehmet Nuri Uygun’un 2013 yılında kaleme aldığı bir yazıdan alıntı yapmak istiyorum ve kendilerinin yüksek hoşgörüsüne sığınıyorum:

“İnsanları etkilemeye çalışan bir gurup vardır ki bunlara “müteşeyyıh” yani “şeyh taklidi yapan” denir. Tasavvuf eğitimi açısından en tehlikeli olan kimseler bunlardır. Kendilerinde bir sır ve görev olmadığı halde, bunu bilmelerine rağmen ortaya çıkıp “biz mürşidiz” derler. Aynı yola mensup zât mürşîdi olan kişiye saldırır, arkasından konuşur, O’na görev verildiğini bildikleri halde mevkileri sarsılmasın, maddî gelir ve itibarları gitmesin diye yapmadıkları hıyanet ve karışıklık kalmaz. Bu türden olan kişilerden uzaklaşmak tasavvuf terbiyesinde en önemli husustur…”

Kütahyalı Aziz büyüğüm, hocam Mehmet Nuri Uygun’a buradan selam ve saygılarımı arz ediyorum. Onun sözünün ardından bizim konuya ilişkin bir kelime dahi söylememiz, kelimenin tam anlamıyla edepsizlik olacaktır. Konu böylelikle anlaşılmıştır.

Sevgiyle kalın…

Gel ey kardeş Hakk’ı bulayım dersen,

Bir kâmil mürşîde varmayınca olmaz.

Resûlün cemâlin göreyim dersen,

Bir kâmil mürşîde varmayınca olmaz.

Yunus Emre Hz. (k.s.)


Web Tasarım: Arena Ajans