YEZİD YAKTI CİĞERİMİZİ, YER VE GÖK AĞLAR BUGÜN

Muharrem ayı, hicri takvimin ilk ayıdır. Kerbelâ’nın acı veren dönemi… Adem Peygamber’in tövbesinin kabul edildiği, Nuh Peygamber’in gemisinin karayı bulduğu ay. İbrahim Peygamber’in Nemrut’un ateşinden kurtarıldığı, Allah’ın Musa Peygamber’in kavmini Firavun’ un şerrinden kurtardığı ay. Yunus Peygamber’in balığın karnından çıkarıldığı, Eyûp Peygamber’in hastalıklarına şifa verildiği ay. Saymakla bitiremeyeceğim bütün peygamberlerin refaha, kurtuluşa ve başarıya ulaştıkları mübarek bir aydır. Bugün 6 Muharrem 1439 hicri takvime göre.

Onun içindir ki Nuh Peygamber de dâhil ondan sonra gelen bütün peygamberler, efendimiz Muhammed (S.A.V.) ve halifesi Hz. Ali’de (K.A.V.) 10 Muharrem aşure günü şükür ve senalarını ifade ederek, oruç tutmuşlar. Nuh Peygamber’in kurtuluş çorbasını pişirip fakir fukaraya yedirmişler, hayır, ihsan yapmışlar. Bütün tarihler o güne kadar olan, Muharrem ayının kutsallığı ve özelliğini böyle anlatır.

Bir de işin matem boyutu vardır. Hz. Muhammed’in Hakk’a yürüyüşünden 48 yıl sonra, bütün peygamberlerin kutsal kabul ettikleri, oruç tuttukları hicri 10 Muharrem 61 Cuma günü, Miladi 10 Ekim 680 tarihinde, Kerbelâ denen Fırat Nehri’nin kenarında, kurda kuşa sebil olan Fırat suyunu, Hz. Muhammed’in torunlarına, Ehl-i Beyt’ten de tek kalan Hz. Hüseyin’e ve onun masum yavrularına vermediler. Dünya’da bugüne kadar bir eşi benzeri olmayan, insanlık âleminin yüz karası, görülmemiş susuz bir zulüm ve katliam işlendi.

Kerbelâ… Hz. Hüseyin, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) torunu ve Hz. Ali (K.A.V.) ile Hz. Fatıma’nın ikinci çocuğudur. O zamana kadar Araplar arasında pek rastlanmayan bu adı ona Hz. Muhammed (S.A.V.)  vermişti. Bazı kaynaklarda Hz. Hüseyin doğduğu zaman efendimiz kulağına; ‘O cennet çocuklarının efendisidir’; diye seslendiği yazılıdır. Peygamber efendimiz, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i çok severdi. ‘Bunlar benim oğullarımdır, kızımın oğullarıdır; Allah’ım ben onları seviyorum, sen de onları sevenleri sev.’ dediği birçok kaynakta yer almaktadır.

İmam Hüseyin’in çocukluğu efendimizin derin sevgi ve şefkati içinde geçti. Ancak bu durum kısa sürdü. Daha 5 yaşındayken dedesini yani Hz. Muhammed’i ve kısa bir süre sonra da annesi Hz. Fatıma’yı kaybetti. Bu durumun onu oldukça etkilediği muhakkaktır.

Hz. Ali efendimizin şahadeti sonrasında abisi Hz. Hasan’a itaat etmeyi yeğledi. Çünkü babası ona abisine uymasını vasiyet etmişti. Ancak abisinin Muaviye’nin hileleriyle zehirletilerek şehit edilmesinden sonra yaşanan gelişmeler O’nun o zamana kadarki durumunu değiştirdi. Yezid’e biat etmemekteki kararlılığı onun bu yolda sonuna kadar gideceğini gösteriyordu.

Bu satırlarda yazamadığım, hüznümün ve kederimin ağır bastığı mâlum hadiseyi biliyorsunuz. Kerbelâ İmam Hüseyin’in şahadetinden bu yana İslam dünyasında özellikle Anadolu halkı için büyük bir kutsiyete sahip olmuştur. İran ve Türk edebiyatlarında “Maktel-i Hüseyin” adı altında bir edebi türe de yol açan bu katliam, yüzyıllardır hafızalardan silinmemiştir ve de silinmeyecektir.

Merhametsizliğin, kalleşliğin ve hainliğin adıdır Yezid. Acımasızlığın ve gözü dönmüşlüğün başkentidir Kerbela.

Böylesine acı çektirilerek şehit edilen İmam Hüseyin ve onun evlatlarına selam olsun. Âli himmetleri üzerimize daim olsun.

Sevgiyle kalın…

Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar.

Bu gün Eyyam-ı matemdir, bu gün ab-ı revan ağlar.

Hüseyn-i Kerbela’yı elvan eden gündür.

Bu gün Arş-ı muazzamda olan âli divan ağlar.

ALVARLI EFE


Web Tasarım: Arena Ajans