SOKAKLARA ÇÖP ATIP, BELEDİYE’YE ÇEMKİRMEK DOĞRU DEĞİL

Gazetecilerin sık aralıklarla yaptıkları haberlerin başında çöp, metruk ev, trafik karmaşası ve buna benzer konular gelir. Özellikle temizlik konusunda malzeme (haber yapmak için) çoktur. İstediğiniz her an bir çöp yığını bulabilirsiniz. Vatandaşların sokaklara attığı çöpler. Konteynıra değil, evin arka tarafındaki boş araziye atılan çöplerden söz ediyorum.

Peki bu pislik, kirli yaşam nereden geliyor dersiniz? Pek tabii ki eğitimsiz olduğumuz için gelişi güzel her yere çöp atıyoruz. Hatta inşaat çuruflarını bile yemyeşil doğaya atan geri zekâlılar da bizden başkası değil. Yahu kendi evinde yere tükürmeyen adam, apartman kapısından çıktığı gibi pislik bir şekilde yere tükürebiliyor. Aynı adam, az ileride sigara izmaritini iki parmağı ile tutup, üçüncü parmağı ile sertçe vurarak ne kadar uzağa fırlatabildiğini izliyor. Sonra laf sırası geldiğinde “belediye çöpleri toplamıyor. Ortalık pislikten geçilmiyor” diye sağda solda artistlik yapıyor.

Dün bir arkadaşım, Kütahya’da bir ilkokuldan çektiği fotoğrafları yolladı. Yolladığı fotoğraflarda yerlerde ekmekler, simitler, bisküviler, su şişeleri, ayran şişeleri başta olmak üzere envai çeşit gıda maddesi var. Bir de bol miktarda sigara izmariti. Bu okul sabah saatlerinde genel temizlik görüyormuş. Bana yolladığı saat henüz öğle saatleri idi.

7’den 77’ye hepimize iyi bir eğitim lazım. Kültürümüzü geri kazanmalıyız, saygılı ve sevgili olmayı öğrenmeliyiz. Hani biz “dindar bir nesil” yetiştiriyorduk, ne oldu bizim dindar nesle? Dindar olacak nesle çevreyi kirletmeyi mi öğretiyoruz biz? Yere ekmek atmak dindarlık için başlangıç mı? Bu eğitim sisteminde yetişen öğrenciler, (sadece okul değil evde de kötü yetişiyorlar) korkarım ama hiç de dindar falan olmayacak.

Çünkü çocuk evde ana babasından ne görürse öyle yaşıyor. Bunu pedagogların sözlerinden rahatlıkla anlayabiliriz. Çocuklar büyürken taklit yoluyla hayata hazırlanıyor. Uzmanlar, 3 yaşındaki taklit döneminden başlayarak yetişkin olana kadar çocukların her şeyi davranışla öğrendiklerine dikkat çekiyor. Öncelikli rol model olan ebeveynlerin de sözlerle değil, davranışlarıyla örnek olarak çocuklara doğruları gösterebileceğini belirtiyor. Çocuklar, oyun çağından, kurallı eğitim dönemi ve sosyal çevreyle etkileşim aşamalarına kadar kişiliklerini oluştururken çevresindekilerin davranışlarını taklit etme eğilimindedirler.

Konuyu dağıtmadan tekraren şunu ifade etmek istiyorum ki kendi kabahatimizi bir başkasına fatura etmemeliyiz. Evet, zaman zaman belediyenin de hataları olabiliyor ancak biz çevremizi korursak belediyeye daha az iş düşer. Biz etrafı ne kadar az kirletirsek kendi yaşam kalitemizi de o denli artırmış olacağız.

Sosyal medyada bulunan bazı klavye delikanlıları, ellerindeki telefonlarla her yerde çer çöp arayıp “işte bu mu belediyecilik” diye yazıyor ya gerçekten çok kızıyorum. Ben belediyenin avukatı falan değilim kardeşim, haksızlık yapıldığı için sinirleniyorum, sen resmen vatandaşın ortalığa attığı pislik için belediyeye fatura ediyorsun. Toplanmayan çöp falan olsa anlarım tamam da bu resmen vatandaşın sokaklara attığı pislikten ibaret. Konuyu aynen böyle yazıp adamı uyarmaya kalktığın zaman hemen yaftalıyorlar adamı “sen de AKP’li olmuşsun” diye. Gazetecinin partisi falan olmaz, onu bilin öncelikle. “Partili olan gazeteci” varsa eğer bilin ki o gazeteciliği askıya almış demektir…

Sevgiyle kalın…

İşlemeyen beyine, tutulmayan yemine,

Şu dilin kemiğine, bir temizlik yapmalı.

NURAY KURBAN


Web Tasarım: Arena Ajans