HURAFELER TAM 1300 YILDIR İSLAMI BALTALIYOR

Yazılarını, konuşmalarını, katıldığı panellerini yakından takip ettiğim Dücane Cündioğlu, bakın ne diyor: “Hurafelere karşı savaş açmanın ve hurafeleri dinden kazıyıp atmanın moda olduğu günümüzde, bilen ya da bilmeyen herkesin hurafe-şikenliğe soyunduğu bir zamanda hurafeleri savunmanın, hurafelerin ve hurafecilerin yanında yer almanın, “savunması güç bir mevziye yerleşmek” demek olduğunu biliyorum. Ancak bunu, “laf olsun torba dolsun” kabilinden ucuz sevdaların peşinden koşmak amacıyla yapıyor değilim. “Hurafelere karşı çıkmak” ve “Dini, hurafelerden arındırmak” edebiyatının, dışı parlak ve fakat içi kof modern bir söylem olduğuna, bu söylemin ise kaynak ve kavramlarını Kur’an’dan değil, Müslümanlar için Yahudilikten de Hristiyanlıktan da tehlikeli bir din haline gelmiş bulunan modernizmden aldığına inanıyorum. Zira günümüz Müslümanlarını karşıtlarından farksız hale getirenin de işte bu modernizm adlı “çağdaş din” olduğu kanaatini taşıyorum…”Kendisinden alıntı yaptığım bu yazının sahibi Dücane Hoca’yı belki çok kişi beğenmeyebilir ama az ve öz kişi hem sever hem de dikkatle dinler. Dücane Hoca’ya selamlar…

Önceki gün Kütahya caddelerinde yürürken karşıma Kanal 43’ün genç ve başarılı habercileri Olkan Üver ve Didem Yeşil çıktı. “Abi dur seninle de röportaj yapalım” dediler. Konuyu sordum “Batıl inançlar” deyince kendi kendime aslında tam benim konum dedim. Ama TV’ye röportaj verecek rahatlıkta olmadığım için teşekkür edip hızla uzaklaştım. Bu arada genç haberci kardeşlerimi kutluyorum. Gerçekten iyi işler çıkartıyorlar.

Hurafe kelimesinin sözlük anlamına bakacak olursak, “Dine sonradan girmiş olan, akla aykırı, uydurma ve garip şeyler, boş inanç.” manası ile karşılaşırız. Üzülerek söylüyorum ki bugün yaşanan İslam dininin çok büyük bir bölümü ne yazık ki hurafeler ile doldurulmuştur. Bunun en büyük sorumluları olarak ise Muaviye ve Yezid’in Emevi Devletini gösterebiliriz. Hazreti Peygamber’den sonra Emeviler ile birlikte İslam’ın içine etkisi yüzyıllar sürecek bombalar konulmuştu. Bu bombaların adı “HURAFE” olarak anılmaktadır. Oysa Hazreti Muhammed (O’na selam olsun) bu türlü tehlikelere karşı ashabını çok sık uyarmıştır. “Bizim dinimiz akla ve mantığa aykırı bir din değildir…” mealinde uyarılar ile etrafına dikkat çekmiştir. Başlıkta da arz ettiğim gibi, tam 1300 yıllık bir hurafeler zinciri ile İslamiyet anlatılmaya çalışılıyor.

Yazının tam burasında Hazreti Ali Efendimizin şu sözünü zikretmek istiyorum. “İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı…” Burada bahsi geçen nokta, Arap alfabesindeki “Ba” harfinin altındaki noktadır. Bu nokta Kur’an’ın özü ve özetidir. Kâinata dair bütün sırların merkezidir. Nokta, hakiki birliktir ve tüm çokluğun aslıdır. Dairenin merkezi ve vahdetin sembolüdür. İnsan da âleme nispetle bir noktadır. Ancak bu nokta âleme dair bütün sırları kendinde gizlemektedir. Denir ki, kâinat Kur’ân’dadır, Kur’ân Fâtiha’dadır, Fatiha besmelededir, besmele b’de, b ise noktadadır. Hep o noktayı anlatmak için, asırlardır ilmi çalışmalar yapılmış ve bütün kitaplarda o noktayı anlatmak için yazılmıştır.

O nokta ki ismini söylemek çok kolay, “tevhid noktası”dır.

Hurafelerden kurtulup özün özünün özüne doğru yolculuğa çıkmak lazım gelir. Vahdet-i vücuda gelindiğinde bu sözün ne kadar hakiki olduğu ortaya çıkacaktır. Vahdet-i vücut anlayışındaki insanlar, benim anlayabildiğim kadarıyla kısaca şunu demek istemektedir:

“Bütün kâinat bir benliktir ve Yaratıcı da onun ruhudur…”

Sevgiyle kalın…

Sana âlem görünen hakikatte Allah’tır,

Allah birdir vallahi, sanma olası birkaç…

SUNULLAH GAYBİ HZ.


Web Tasarım: Arena Ajans