DİN TÜCCARINA BAKARSAK, HEMEN CENNETTEYİZ

Adamın biri bir iş için Aydın’a gitmiş. İşlerini tamamlayınca memleketine dönerken çocukları için değişik bir şey alayım diye düşünüp bir dükkâna girmiş. Daha önce hiç görmediği incire takılmış gözü. Bir miktar alıp memleketine geri gitmiş. Çocukları çok beğenmiş yeni tanıdıkları meyveyi. Aydın’a gidince yine almasını tembihlemişler. Uzun bir aradan sonra adam tekrar Aydın’a gittiğinde yine aynı dükkâna girmiş ve adını bilmediği inciri “İçi darı gibi, dışı deri gibi” diye tarif edince dükkân sahibi biraz düşündükten sonra bir kilo patlıcan tartmış. Tabi, o mevsimde incir bitmiş. Adam meyvenin şeklinin değişik oluşundan huylanmış, emin olmak istemiş, eline aldığı patlıcanı ısırmış. Ağzındaki acı lokmayı ne yapacağını bilememenin şaşkınlığı içerisinde, dükkân sahibine çıkışmış “Beyim, hem uzatmışsınız, hem de tadını kaçırmışsınız!” demiş.

Azizimden dinlediğim bu fıkra, bize çok güzel bir mesaj veriyor. Konuları uzatıp milletin tadını kaçırmamak lazım. Dün yazdığım “Hurafeler 1300 yıldır İslam’ı baltalıyor” başlıklı yazıma bağlantılı olarak şunları söylemek istiyorum, tabi ki hem uzatıp hem de tadını kaçırmadan…

Televizyon kanallarında boy gösteren din tacirlerini görüp de delirmemek elde değil. Adam almış eline terliği “Bu terliği giyen sırat köprüsünden kuş gibi geçer” mavrasını bizim meraklı ve kolayca iş bitirme sevdalısı millete satıyor. Televizyon ekranının altında da şu yazıyor; “Cennete götüren terlik…

Satan din taciri memnun, alan oportünist memnun. Oportünist, kendi çıkarına göre davranan, durumlardan, koşullardan kendi çıkarına yararlanan kimselere verilen bir ad. Fırsatçı da denilebilir. Uyanık, o terliği alıp hemen vâd edilen Cennete girecek. Hurilere, Gîlmanlara koşacak. Yaptığı düzenbazlıklar, kul hakları, hırsızlıklar, tacizler bir çırpıda siliniverecek öyle mi? Ne terlik ama değil mi, aynı Süperman Clark Kent gibi bir terlik.

Gerçekten uzattınız ve tadını kaçırdınız. Bize tebliğ edilen İslam bu değil. Akla, mantığa aykırı hiçbir şey bu dinin içine yerleştirilemez, bu böyle biline! Yerleştirmeye çalıştığınızda da komik ve rezil duruma düşersiniz. Devletimizin üst düzey yetkililerine de buradan açık bir talep olarak iletiyorum. Lütfen bu türlü din tacirlerine müsaade etmeyiniz.

Din nedir acaba? Din denilince neden sadece bazı şeyler aklımıza geliyor? Din ve ibadet denince neden namaz, oruç, hac, başörtüsü, cüppe, sakal vs. birkaç şeklî ibadet ve görüntüden başka bir şey düşünülemiyor? Çünkü din ve ibadet anlayışımızın içi boşaltılmış ve muazzam bir anlam kaymasına uğramıştır. Dünkü yazımda da belirttim, tam 1300 yıllık bir bomba bu. Bu bomba her 100 yılda bir patlayıp duruyor.

Bir adam namaz kıldığı halde imansız, bir kadın başı açık olduğu halde iman sahibi olabilir. Bir cüppe içinde ahlaksız, saçları arkadan bağlanmış bir kafanın içinde de asil ve erdemli bir düşünce bulunabilir. Bu gayet normaldir. Yıllarca Fetullah Gülen bize mütedeyyin biri gibi görünmedi mi? Gelin görün ki şimdi o bir terörist.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, günümüzde namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, başını örtmek vb. ritüel ve figürler iyi bir Müslüman olmanın değil; nereye, hangi kampa, hangi mahalleye mensup olduğunuzun göstergesi haline gelmiştir. Ne yazık ki peygamber zamanındaki işlevlerini kaybetmiş, dahası sahici özelliklerini yitirmişlerdir. Din ve ibadet anlayışımız bir Hindu’nun, bir Yahudi’nin, bir Hıristiyan’ınkinden farksız hale geliyor. Nasıl ki “papaz kilisede” ise  “hoca da camide” oluyor. Din ve ibadet birkaç ritüelden (tanımlanmış şeklî ve törensel hareketler) ibaret hâle geliyor. Böyle olunca da “içi boşaltılmış dinin içi boş hocaları olan sahtekârlar” çıkıp her türlü haltı yapabiliyorlar. Buna itirazımız yok mu Allah aşkına? Sessiz sedasız olanı biteni izleyecek miyiz? Sanki Esra Erol’un TV programını izler gibi bu çakalları mı izleyecek duracağız?

Din ve ibadet anlayışımızın birkaç şekli ibadet etrafında dönüp duran bir “totolojiye” (kısır döngü/anlamsız tekrar) haline gelmesi bunun en iyi göstergesi değil mi? İbadetimizin samimi, isteyerek, bizi sıkmadan yapılmış olması gerçekten çok daha iyidir.

Sevgiyle kalın…

Âşık özün bilmeğe,
Kendine gel kendine.
Hakk’ı iyân (açık) görmeğe,
Kendine gel kendine.

Sensin dâr-ı ahret,
Sende bulundu cennet.
Senden göründü Hazret,
Kendine gel kendine.

Hakk’a giden doğru yol,
Sana gider senden ol.
Sa’y et seni sende bul,
Kendine gel kendine.

Ko zahd ü tâatı,
Terk edegör âdeti.
Geç kamu hayâlâtı,
Kendine gel kendine.

Her ne varsa âlemde,
Örneği var Âdem’de.
Bul sen seni bu demde,
Kendine gel kendine.

Mushaf-ı Hakk’tır yüzün,
Âyet-i Kur’an sözün.
Gaybî, bilegör özün,
Kendine gel kendine.

SUNULLAH GAYBİ HZ.

 


Web Tasarım: Arena Ajans