AFERİN SANA ÇOCUK

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri geçen gün öyle güzel bir iş yaptı ki inanın ilk izleyince ağlamaklı oldum. Bu organizasyonu yapan öğrenciler, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e olan vefa borçlarını unutmamış olacaklar ki, O’nu anmadan geçmediler. Okulun önünde yapılan törenin sonunda önce bir müzik duyuluyor. Çalan şarkıdaki sanatçı şu sözleri söylüyor; “Kimseyi tanımadım ben senden daha güzel…” Ve o anda okulun üst katından aşağıya doğru dev bir Atatürk figürü olan resim açılıyor. Bunu sosyal medyada paylaşmışlar ve ben de o vasıtayla gördüm ve izlerken dedim ki “aferin size çocuklar…”

Atatürk’ü hiçbir dönem bu memleketin insanının gönlünden silemezsiniz. Atatürk sevgisi her Türk’ün gönlünde vardır ve o küçücük bir üfürme ile ortaya çıkacaktır. Gördüğünüz gibi de çıkmaktadır.

10 Kasım günü yazmıştık ama bir daha yazıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün üzerinden takriben 1250 sene geçmesine rağmen hatırlanan, ismini oğullarımıza ve kızlarımıza verdiğimiz Türk Kağanı Bilge Kağan gibi 1250 sene sonra yaşayacak torunlarımız tarafından da hatırlanacaktır. 1250 sene sonra da Türk yurdunda isimleri Mustafa Kemal veya Atatürk olan kızlı erkekli Türk çocukları doğacak ve büyüyeceklerdir. Belki 10 Kasımlar 1250 sene sonra anılmayacaktır ancak nasıl bugün her Türk, Ötüken’de dikili Orhun Abidelerini biliyor ise o gün de her Türk 20. Yüzyılın Orhun Abidesi olan ve Anadolu’nun bağrında yazılan Nutuk adlı abidenin ismini bilecektir. Öte yandan Atatürk’ün bugün yaşayan düşmanları tarihte bir dipnot olarak bile anılmayacaklar. Üstelik onların torunlarının torunlarının torunları dahi dedelerini hatırlamadığı gibi her Türk gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü severek anacak. Çünkü tarih adildir.

42 yaşında Cumhuriyet’i ilân eden, 44 yaşında şapka ve kıyafet inkılâplarını gerçekleştiren, 48 yaşında Arap harfleri yerine yeni Türk harflerini koyan Büyük Atatürk, taşıdığı düşünce yeniliği, ruhundaki enerji tazeliği sebebiyle yaşamının her çağında genç idi. O’na göre genç olmanın ölçüsü sadece yaş değil, yaşın yanında koyduğu ilkelere, başardığı inkılâplara inanç ve bağlılık idi. Onun içindir ki kendisi: “Benim anladığım gençlik, bu inkılâbın fikirlerini ve ideolojisini benimseyip gelecek kuşaklara götürecek kimselerdir. Benim nazarımda yirmi yaşında bir yobaz ihtiyar, yetmiş yaşında bir idealist ise zinde bir gençtir” diyordu. Bu bakımdan Atatürk’ün “Ey Türk Gençliği” hitabında bir anlamda yaş sınırlarını aşarak bir fikir gençliği, bir ideal gençliği aramak, bu gençliği görmek, bu gençliği düşünmek lâzımdır. Çünkü Atatürk’e göre, ancak ilke ve inkılâplarına bağlı bir gençlik, kurduğu rejimin teminatı olabilir.

Atatürk bize, memleket gerçeklerinden kaynaklanan, problemler karşısında dogmalara* kapılmaksızın, aklın ve ilmin rehberliğini kabul eden gerçekçi bir ideoloji bıraktı. Atatürkçülük adını verdiğimiz bu ideolojiye sarılmalı, Türk gençliği olarak onu söz halinden eser haline getirmeliyiz. Çünkü O’nun gençlere bıraktığı Atatürkçülük, her türlü dogmatik unsurdan sıyrılmış, akılcı bir dünya görüşüdür. Genç kuşaklara aklın ve mantığın yollarını açan bu gerçekçi görüş, bugünün olduğu kadar yarının da gereklerine cevap veren, kendisini daima yenileyen çağdaş bir görüşü simgeler.

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yöneticilerini ve öğretmenlerini kutluyorum. Böylesine güzel öğrenciler yetiştirdikleri için. Gerçekten taktire şayan iş yaptınız.

Sevgiyle kalın…

İşaret ettiğim prensipleri, Türk gençliğinin kafasında ve Türk milletinin şuurunda daima canlı bir halde tutmak, üniversitelerimize ve yüksek okullarımıza düşen başlıca vazifedir. Mustafa Kemal ATATÜRK

*Dogma: Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi (TDK)


Web Tasarım: Arena Ajans