TÜRKİYE’DE YAŞAYAN İNSANLARA NE OLDU? ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL

Dün öğle saatlerinde gazetede yerel gündeme bakarken, bir ara gözüm Bursa’da yaşanan bir olaya takıldı. Bir otobüs şoförü, yolcuyu otobüsten iterek aşağı atıyordu. Yaşanan olayları an be an kaydeden çok sevgili halkımız, pek fazla duruma müdahil olmadan “Yapmayın yav, ayıp olur” falan gibi sözler söylüyordu. Gerçekten içinden gelerek mi söylüyorlardı bilmem ama haksız olan taraf şofördü ve ondan korkuyorlardı besbelli. Öyle ya, şoför güçlüydü ve sırayla hepsini otobüsten aşağı atabilirdi. Darp edilen adamcağız otobüs şoförüne dönerek “Ben otobüse binmek için paramı ödedim ve ben hakkım olanı istiyorum. Sen beni darp ediyorsun.” diyordu ama şoför hem darp etmeye hem de bağırıp çağırmaya devam ediyordu. İHA’nın haberine göre; Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Üniversite-Yunuseli hattında çalışan özel halk otobüsü, Küçük Sanayi durağına hızlı bir şekilde girdi. Bunun üzerine durakta bekleyen yolculardan biri kartı okutup otobüse binip otobüs şoförüne “Kardeşim benim engelli çocuğum var otobüsü neden üstüme kırıyorsun benim canımın hiç mi kıymeti yok seni şikayet edeceğim” demesi üzerine oturduğu yerden kalkan şoför yolcuyu kolundan tutarak otobüsten indirdi.

Olayı size kısaca anlattım ve zannederim ki durum gözünüzde canlanmıştır. Türk insanına ne oldu Allah aşkına? Kim bizi böyle gaddar, öfkeli, saldırgan ve daha da kötüsü merhametsiz bir hale getirdi? Ne oldu bizim duygularımıza? Kim törpüledi sinir uçlarımızı? Kahrolasıca televizyonlar ve lanet olası internet mi bizi kötü insanlar haline getirdi? Buna neden cevap veremiyoruz acaba hiç düşündük mü?

Oysa yüzde 90 küsuru Müslüman değil mi bu memleketin? Hani İslam dini hoşgörü ve sevgi diniydi? Evet, İslam dini öyleydi ama Emevi fıkhı ve Arap aklı ortaya saçma bir dindarlık çıkarttı. Böyle dindarlık, böyle iman olur mu hiç? Avrupa ülkelerine gidenler bilir, böyle olaylar yok denecek kadar azdır, olsa da çok sınırlı sayıdadır. İnsanlar duruma hemen müdahil olması için güvenlik güçlerini falan arar. Yardım etme içgüdüsüyle yapılan bir harekettir bu. Birçoğu dinsiz, birçoğu ateist, birçoğu bizden farklı dinlere sahip olanların yaşadığı Avrupa ülkelerinde, bize ait olan hasletler aynen uygulanıyor. Bizim (Türkler), yaradılışımızdan gelen özelliklerimiz kim tarafından Avrupa’da yaşayan dinsiz, ateist veyahut ne olduğu bilinmeyen insanlara geçti, lütfen biri bana bunu açıklayabilir mi?

Daha önce de yazmıştım hatırlarsınız, merhametsiz kişinin ne dini ne de imanı olur? Kendisi öyle olduğunu iddia etse de, fakirin nazarında beş para etmez. Ansiklopedik olarak açıklamak gerekiyorsa; merhamet, Hristiyanlık, İslam ve Musevilik’te tanrının en büyük vasıflarındandır. İslam’da Allah’ın en çok bahsedilen vasfıdır. “Bismillahirrahmanirrahim diye geçen besmele “Şefkatli (rahim) ve merhamet eden (rahman) Allah’ın adıyla” demektir. Rahman ve rahim sözcükleri aynı kökten gelir. İkisi de merhametli olmaya atıf yapar. Tanrıya atfedilen, ondan beklenen en büyük sıfat merhamet ise kavramı sorgulamak ve insanlık açısından değerlendirmek gerekir.

Yüce Yaratıcı merhametli oluyor ise biz nasıl olur da merhametsiz olabiliriz? Bunu bir düşünün lütfen. Yoksa, kendimizi tanrı yerine mi koyuyoruz, ona ortak mı oluyoruz, hatta oldan daha da üstte olduğumuzu iddia ediyoruz? Öyle ya bizi yaratan Allah merhametli de biz merhametsiziz, demek ki ondan daha güçlü olduğumuzu sanıyoruz.

Kafanızı karıştırmak amacında değilim. Dikkatinizi çekmek istedim o kadar.

Merhametli olalım artık lütfen…

Sevgiyle kalın…

Allah mahlûkâtı yarattığı vakit, kendi nezdinde arşın üstünde bulunan kitabına, “Rahmetim gazabımdan üstün geldi” diye yazdı. (Buhârî, Tevhid 15, 22, 28 55; Müslim, Tevbe, 14-16)


Web Tasarım: Arena Ajans