KÜTAHYA’NIN AYDIN İNSANLARA İHTİYACI VAR

Son yapılan 1 Kasım seçimlerinden 4-0 gibi büyük bir zaferle çıkan AK Parti, Kütahya’daki tüm alanlarda tek başına iktidar olmuştu. Belediye başkanlığı, il genel meclisi başkanlığı, belediye ve il genel meclisi üyelerinin ezici çoğunluğunu ve en önemlisi 4 milletvekilinin tamamını AK Parti kazanmıştı. MHP yok denecek kadar az, CHP ise hiç yoktu. O tarihte konuşma yapan AK Partili başkan ve vekiller “Artık tüm yetki elimizde, icraat yapmamak için hiçbir bahanemiz yok” diyerek gazetelere açıklama yapmışlardı. Biz de bu açıklamanın takipçisi olacağımızı belirten yazılar kaleme almıştık.

AK Partililerin elinde bulundurduğu büyük güç, sivil bir irade tarafından olumlu olarak yönetilemedi. Ne demek bu sivil irade, isterseniz biraz açalım. Siyasi bir taraf gözetmeyen, memleketin bekâsı için gerektiğinde kendi kırmızıçizgisini aşabilen, akılla ve mantıkla hareket edebilen insanlar tarafından oluşan bir nevi meclis. Kayseri, Erzincan, Sivas, Trabzon ve Rize gibi illerde, yukarıda belirttiğim “akil insanlar meclisi” bulunuyor.

Yaşam deneyimi, genel kültürü, bilgisi ve yaşı itibariyle toplum tarafından değer verilen, nüfuzu olan kişilere “akil insan” diyebiliriz. Akil insan sıfatını taşıyanlar gerek bilgileri, gerek hayat tecrübeleri ve gerekse toplum sorunlarına karşı olan duyarlılıklarından dolayı “akil” olmanın yanında “kâmil insan” sıfatını da taşıyabilirler. Değerler, toplumun özenle koruması gereken varlıklarıdır. Bu konuda kendisine düşen görev nedeni ile aydın kişi, bu değerlerin yıpratıldığına tanık olduğu durumlarda bunları korumak ve savunmak için gerekenleri yapar ve bu konuda çevreye örnek davranışlar sergiler. Aydın insan, söylediklerinin sorumluluğunu taşıma, kanıta ve araştırmalara dayalı bilgilerin dahi günün koşullarına ve duruma göre değişebileceği gerçeğini kabul ederek, eskilere bağnazca takılıp kalmadan doğruları arama, mantık çerçevesinde olayları objektif olarak değerlendirme ve mantıklı sonuca ulaşma gibi ilkelere bağlı kalır. Bunlar aynı zamanda aydına karşı güven duygusunu destekleyen çabalardır.

Kütahya’da aydın insanların oluşturduğu bir sivil inisiyatif ne yazık ki yoktur. Yani yazının ilk kısmında belirttiğim, siyasi gücün akıl ve mantıkla izlenmesi konusu ne yazık ki Kütahya’da yoktur. Oysa aydın insanlarca oluşturulan bir sivil meclis düşünün. Buna gezek grubu falan da diyebiliriz kabaca. Bu olsaydı sizce Kütahya bugünkü durumunda mı olurdu? Yoksa fersah fersah yol mu kat ederdi?

Siyasiler, olan biteni objektif olarak göremezler. Ne kadar objektif olarak baktıklarını iddia etseler bile bu durum eşyanın tabiatına aykırıdır. Aydın insanların (tamamen bağımsız) tespit ettiği sorunlar ve yanına eklenmiş çözüm önerileri birer dosya halinde siyasilere sunulsa nasıl olur? Örneğin siyasi çevrelerin kavgalarını gören ve duyan akil insanlar heyeti, bu tarafları birleştirici bir rol oynasa şahane olmaz mı?

Buldum, Kütahya’nın birinci sorunu bu; aydın insanlarımız kabuklarına çekilmiş vaziyette olan biteni izliyor.

Sevgiyle kalın…

Uygarlığın gerçek ölçüsü; ne nüfus çokluğu, ne kentlerin büyüklüğü, ne de üretim bolluğudur. Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların nitelikleridir. RALPH EMERSON       


Web Tasarım: Arena Ajans