ŞUCU-BUCU DEĞİL, TAMAMEN ÖZGÜR DÜŞÜNEBİLEN NESİLLER YETİŞTİRMELİYİZ

Fikir ve vicdan hürriyetine sahip nesiller yetiştirmeliyiz. Bunu hep birlikte yapmalıyız. Bunun tek sorumluları, okullardaki öğretmenler olmamalı. Tam anlamıyla fikri hür, vicdanı hür bir neslin oluşması nasıl sağlanabilir diye biraz düşünmek lazım. Her insan düşüncelerinde özgür olabilir, fakat düşünceler ifadeye dönüştüğü zaman, birtakım yasal kısıtlamalar ve mahalle baskıları ile karşılaşıldığına tanık oluyoruz.

Vicdan özgürlüğü ise her insanın manen duygu, düşünce ve inançları için geçerlidir. Vicdan özgürlüğü de ifadeye dönüştürüldüğü zaman yine kimileri yasalardan kaynaklanan kısıtlamalar ile birçoğu ise toplumsal baskılarla kişilere ortak inanç düşüncesini dayatmaya çalışarak kısıtlandırılır. İslam dini inancına göre Kur’an’da, “Lekum dînukum veliye dîn” yani “Size, sizin dininiz, bana, benim dinim.” denilmektedir. Yaratıcıya göre, insan özgür bırakılmalıdır.

Toplumda normal şartlar altında herkes düşünce ve vicdan hürriyetine zaten sahiptir. Tabi ifade etmemek şartıyla! Kişi, olmayan ifade özgürlüğünü kullanmaya kalkışırsa toplumsal tepkiler, etiketlenme, dışlanma hatta fikren ve bedenen linç altına alınabilir. İnsanlar fikir ve vicdan özgürlüğünü kullanırken, karşıt düşüncede olanlara saygı duyması ve en önemlisi karşıt düşüncelere saldırıda bulunmaması gerekir.

Ülkemizde vicdan özgürlüğü fikir özgürlüğüne göre daha kısıtlayıcı ve daha da korkutucudur. Vicdan özgürlüğünü, inanç özgürlüğü olarak değerlendirdiğimiz zaman hem farklı inançlara hem kendi inanç yapısının içindeki farklılıklara (mezheplere) tahammülümüz olmadığını görebiliriz. Bunu hatırlamak için yakın tarihimize bakınız. Alevi Sünni meselesi hemen yanı başımızda durmaktadır.

Fikir ve vicdan özgürlüğü sadece cumhuriyetle yönetilen toplumlara özgü olmayacağı gibi, bu kavramın tek sorumluları da öğretmenler değildir. İnsanın bu hürriyetleri ilk olarak merkezde yani ailede oluşmalıdır. Temelde olmadıkça öğretmenlerin bu konuda yetersiz kaldığını gözlemleyebiliriz. Ailede temelleri atıldıktan sonra öğretmenler vasıtasıyla daha sağlıklı genişler, zenginleşir.

Aile ve öğretmenlerin dışında en önemli yer ise toplumdur. Toplum, kişinin fikir ve vicdan hürriyeti sonucu ifadesini yapacağı tek alandır. Toplumun bu duruma karşılık anlayışlı bir tutum göstermesi, toplumsal gelişme adına çok önemli bir adımdır. Toplumun hoşgörü ile karşılamadığı zaman ise hem kişi hem de toplum için büyük sorunların oluşması sağlanır. Bu konuda da Türk – Kürt ayrımcılığına işaret etmek isterim.

Yurdumuzda fikir ve vicdan hürriyetinin tam anlamıyla oluştuğunu, maalesef ve üzülerek söylüyorum ki düşünmüyorum. Ne yazık ki olumsuz yönde ve giderek gerilemektedir. Ülkemizin, hem bugününe hem geleceğine yönelik önemli bir sorunun temelleri atılmaktadır. Bu temelleri yıkmak, önüne geçmek için önce aile ve yakın çevreden başlamak üzere fikir ve vicdan hürriyetinin ifadesine izin vermeli, ifade edeceğimiz zaman cesur davranmalıyız. Tabi saygı kurallarına uyarak ve karşıt düşüncedekilere kendi düşüncemizi kabul ettirmeden, anlayışla yaklaşarak.

Geleceğe umutla bakan, düşünceleri hapsedilmemiş, yürekleri ülke ve insan sevgisiyle dolu, ruhen tutsak edilmeyen, idealist bir nesil yetiştirmek ümidiyle.

Sevgiyle kalın…

Öğretmenler; cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür nesiller ister. Mustafa Kemal ATATÜRK


Web Tasarım: Arena Ajans