Connect with us

ŞÜKRÜ ATAKAN

“KEŞKE YAPMASAYDIM” MI? “İYİ Kİ YAPTIM” MI?

İnsan hayatında bu iki kavram çok önemlidir. Bir insanın yaşamında keşkeler yani pişmanlıklar ağır basıyorsa o insan mutlu değildir. Keşke kelimesi kişinin hâlinden memnun olmadığının bir göstergesidir. Şayet “iyi ki yaptım” ağır basıyorsa o kişi hâlinden memnun ve mutludur. İnsan yaşamında keşkeler, ahlar, vahlar, “elim kırılaydı da yapmasaydım” diye pişmanlıkları çoksa kendi mutlu olmadığı gibi, aile bireyleri ve çevresindeki insanlar da mutlu olamazlar. Bu, sade vatandaşta olduğu kadar ülkeyi yönetenler için de aynıdır. Şayet bir ülkede keşkeler, pişmanlıklar, yanlışlıklar artıyorsa o ülke iyi yönetilmiyor, işler iyi gitmiyor demektir. Ancak ne var ki yapılan yanlışlıkların, ağızdan çıkan sözlerin geri dönüşü ve telafisi olmayabilir.

İnsanlar olayları kendi görüş ve düşünce açıları yerine, objektif bakıp ona göre davranmalıdırlar. Çünkü doğru çok farklılıklar gösterebilse de gerçek bir tanedir. Ortak akılda birleşebilmeliyiz. Ülke çıkarları, şahsi çıkarların önünde tutulmalıdır. Ancak ne var ki ne ülkemizden ne de komşu olan Müslüman ülkelerden içimizi ferahlatan, mutluluk verici sevinçli haberler alamıyoruz. Kabahatin tümünü ABD’den, İngiltere’den, İsrail’den ve Avrupa ülkelerinden yani emperyalist, terör destekçisi, İslam düşmanı ülkelerden bilmek hatalı olur. “Biz nerede yanlış yaptık” diye kendimizi sorgulamamız gerekir. İslam ülkeleri yöneticileri ile ortak akıl yaratmamız şarttır. Emperyalist ülkeler Müslüman halkı mezhep ve cemaatlere ayırıp birbirlerine düşman ederken, kendileri bir yandan silah, uçak, tank satarken, diğer yandan bu ülkelerin başta petrol olmak üzere diğer kaynaklarını sömürüyorlar.

ABD başkanı Trump, ilk yurt dışı ziyaretini Sudi Arabistan’a yaptı. Suud Kral ve Prensleri ile kılıç gösterisi yapıp, gözleri boyayıp milyonlarca dolarlık silah satışına imza attı. Bir taraftan Katar’a “Saldır, arkandayım” derken, diğer yandan Katar’a gidip koruyucu rol üstlenip silah ve uçak sattı. Bunlar yetmedi Japonya’ya “Kuzey Kore saldırırsa” diye savunma sistemi sattı. Amacı başkanlık seçimlerinde büyük miktarlarda para yardımı yapan silah tüccarlarına karşı minnet borcunu ödemekti. “En büyük müttefikim, dostum” dediği Türkiye’ye parası peşin ödenmiş silahları teslim etmezken, PYD, YPG, PKK terör örgütlerine binlerce uçak dolusu silahı bedelsiz verdi. Teröristlere eğitim verdi. Sudi Arabistan’daki prenslerin tutuklanmasında da ABD-İsrail ortaklığı var. Bundan sonra Sudi sülalesi yerine Selman Aile bireyleri hükümdar olacaktır. Mekke müftüsü “İsrail ile düşman olup savaşmak caiz değildir” fetvasını verdi. Mescid-i Nebevi’ye İsrailli Yahudi gazetecinin girmesine fotoğraf çekmesine izin verildi. Tüm Müslümanların kutsal saydığı, Kâbe’den önceki kıblemiz Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ü başkent yapmak isteyen İsrail’i tanıdı. Bu durum tüm İslam ülkeleri tarafından önce protesto edilmeli, gerekirse İsrail’e savaş nedeni olmalıdır.

İslam ülkeleri mezhep ve iktidar kavgalarını bırakıp ortak değer olan İslam’da birleşimledir. Türkiye’nin önderliğinde İslam ülkeleri arasında tıpkı AB örgütü gibi ekonomik, sosyal, askeri, bilim ve kültür alanlarında sıkı bir işbirliği tesis edilmelidir. Yazımın başlığında olduğu gibi “Keşke ABD ve İsrail ile dost olmasaydık, birlikte hareket etmeseydik” demek yerine, “İyi ki haçlılar karşısında İslam Birliği’ni tesis edebildik” desek daha iyi olmaz mı?

Ülkemiz sıkıntılı ve zor bir süreçten geçiyor. Hedef, önce ülke içinde “sen-ben” kavgasını bırakıp “her şey vatan için” diyerek birlik ve beraberlik ve bütünlüğümüzü sağlarken, diğer yandan da dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip bölgemizde İslam Birliği’ni sağlamak olmalıdır. Buna engel olan tüm liderler tarih içinde ve dini bakımdan büyük vebal altına girmiş olacaklardır.

Kalın sağlıcakla…

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar