KÜTAHYA’NIN 50 YIL ÖNCESİ 3 VE 4. BÖLÜM

geçti elime. 230 sayfadan oluşan bu eserden o gün ile bugünü kıyaslamak amacıyla bu özel makaleyi kaleme aldım. Kitabın tamamını okudum ve size aktarmam gereken kısımları özetle bu yazıya taşıdım. Amacım yeni nesil geçlerimizin de bu eserden bir nebze olsun yararlanmasıdır.

KÜTAHYA DÜĞÜN ADETLERİ

Kütahya’nın gelenek ve görenekleri ile düğün âdetletleri ayrıca incelemeye değerdedir. Kız evinde yapılan düğün törenleri nişan, kına, çeyiz altı, kuşak ve gelin çıkarma gibi ayrı safhaları ve özellikleri vardır. Gelin; Germiyan Beyi Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hatun’un, Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt Han’a giderken giydiği tefe başı kıyafeti en kıymetli elbiseyi giyer. Başında koni şeklinde ve kırmızı krep zemin üzerine elmaslarla bezenmiş bir taç vardır. Saçlarından aşağıya kadar uzanan gelin teli takılır ve üzerine al duvak örtülür. Geline yakın akrabalarından evli ve genç kadınlar yardımcı olurlar. Bunlar “yenge” ismi verilir. Bir düğünde kız ve erkek evi yengeleri ayrı ayrı olur. Düğünlerde yengelerin Yasemin oyunu şimşir kaşıkla tek olarak oynanır. Yengeler de ağır elbise giyerler. Gelin, oğlan evine geldiği akşam verilen yöresel takım yemeğe güvey salma adı verilir. Güvey Veysel Karani ilahisi ile çıralar yakılarak meşale eşliğinde salınır.

KÜTAHYA’DA ÇİNİCİLİK DURUMU

15’inci asırda Kütahya’da geniş ölçüde çini imal atölyeleri vardı. Bu çiniler asırların tahribatına muvaffakiyet ile karşı koymuş olup, bugün bile muhafaza edilmektedir. Kayseri Ulucami mihrabında, 18’inci asır Kütahya çinilerinin zengin bir koleksiyonu görülmektedir. Bursa Yeşil Cami ve türbesini süsleyen çiniler Kütahya’da yapılmıştır. Kütahya çinilerinin diğer örnekleri Konya’da Nakipoğlu Camii’nde, Çelik Mehmet Paşa Camii’nde, Kudüs’te Jacques ile Majeur Kilisesi için hazırlanmış olup halen Sevres Müzesinde sergilenmektedir. Sivas’ta Surp Nişan Kilisesi içindeki, Ankara’da Surp Astvazazin Kilisesi’nin çinileri Kütahya’da üretilmiştir. Bunlardan başka İstanbul’da Rüstem Paşa Camii, Beylerbeyi Camii, Üsküdar Camii, Valide Sultan Camii, Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli Camii duvarları Kütahya çinileri ile tezyin edilmiş olup, New York Kurdian Koleksiyonu’nda Kütahya Çinleri vardır. Kütahya’da çiniciliğin Selçuklular devrinden, Germiyan devrine geçiş tarihinden başlayıp, günümüze kadar geldiği anlaşılmaktadır. Modern mimari eser olan İstanbul Hilton, Çınar ve Tarabya otellerinde iç dekarasyon olarak Kütahya çinileri kullanılmıştır. 1180 yılında Fincancılar Esnafı Anlaşması Kütahya şer’iyye ilk işçi-işveren arasındaki yazılı sözleşmedir. 1968 yılında Kütahya’da faaliyette olan 10 çini fabrikası mevcuttur.

Termik santrali bacalarından çıkan uçucu küllerin sanayide kullanılması konusu ta o yıllardan ilham alınmaktadır. Külfet olan bu sanayi artığının nimet haline gelmesi sabırlı, bilgili ve metotlu bir çalışma gerektirir. Batı ülkeleri ile ABD’deki büyük termik santrallerin atık külleri, bugün hemen hemen tamamıyla kullanılmaktadır. Termik santral artığı olan uçucu küllerin büyük problem arz etmesi, ilk defa ABD’de hissedilmiş ve uçucu küllerin büyük ölçüde değerlendirilmesine ilk olarak 1932 yılında başlanılmıştır. Portland çimentosuna uçucu kül karıştırmakla çimentodan tasarruf, betonda mukavemetin ve sızdırmazlığın temini, kumdan %30 tasarruf, beton kalıplarının kolay sökülmesi, düzgün yüzey, az işçilik, kimyasal etkilere karşı dayanırlık gibi çok büyük faydalar sağlanmış olur. Seyitömer Termik Santrali küllerinin TSİ değerlerine göre çok iyi durumda olduğu saptanmıştır. Şu halde Seyitömer Termik Santrali’ne paralel olarak bu santralin küllerinden yararlanacak bir uçucu kül çimento (UÇK) fabrikasının yapılmasının milli ekonomideki rolü çok büyük olacaktır. Ayrıca %10 ila 20 oranında yağlı kil ile karıştırılmış uçucu küllerden imal edilen tuğlalar, normal adi tuğlalardan daha sağlam, daha hafif, daha düzgün, işlemesi kolay ve mutlaka ucuz olur. Almanya’da bir termik santral civarındaki bir fabrikada günde 500 ton uçucu kül kullanmak suretiyle otomatik preslerde seri halde tuğla yapılmaktadır. (İflas eden Kütahya Çimento yani Kü-Blok’un gelmiş geçmiş yöneticilerine ithaf olunur.)

Kütüphanemi karıştırırken elime Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası’nın 50 yıl önce hazırladığı (1968) Kütahya İl Yıllığı geçti elime. 230 sayfadan oluşan bu eserden o gün ile bugünü kıyaslamak amacıyla bu özel makaleyi kaleme aldım. Kitabın tamamını okudum ve size aktarmam gereken kısımları özetle bu yazıya taşıdım. Amacım yeni nesil geçlerimizin de bu eserden bir nebze olsun yararlanmasıdır.

KÜTAHYA’DA BİRA VE MALT FABRİKASI

Anadolu’da biracılık tarihinin 4 bin yıl öncesine kadar uzandığı, Hititler tarafından Anadolu’da bira imal edildiği belgelerle sabittir. İlimiz Altıntaş ilçesi iklim ve toprak şartları icabı biralık arpa istihsaline uygun ve müsaittir. Her yıl 1250 ton biralık arpa Tekel İdaresi’nin program ve talebi üzerine İstanbul Bira Fabrikası’na yollanmaktadır. Bundan 25 yıl evveline kadar (1940) Tekel İdaresi’nce şehrimizde 1 bira ve malt fabrikası kurulması hususu kararlaştırılarak, arsası dahi alınmışsa da 2’inci Dünya Savaşı’nın devamı ve sıkıntısı teşebbüsün gerçekleşmesini engellemiş ve bahsi geçen teşebbüs fiiliyat safhası intikal edememiştir. Devlet Planlama Teşkilatı’nca benimsenen bu sanayi kolunun ilimizde kurulması halinde hammadde, işçilik, arsa, su ve elektrik enerjisi temini gibi maliyetle ilgili unsurlar için en müsait bir yer olacağı kanaatindeyiz. Bu mevzuda etüt yapılırken Kütahya’nın da bahis konusu esilmesini ve mevzunun ilgililerce de desteklenmesi yerinde olacaktır.

YAZARIN NOTU: 1990’lı yıllarda o dönemin TEKEL Genel Müdürü olan Mehmet Bey’in şahsi girişimleri ile yine Kütahya’ya bira ve likör fabrikası kurulması gündeme gelmişti. Fakat o günün siyasi gücü “Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız” dediği için bu yatırım da Kütahya’dan gitmişti. Ve şunu da ifade etmeliyim ki bu yatırım bir başka Müslüman ili olan Bilecik’e gitmişti. Bunu da size aktarmak istedim.

50 YILLIK ARAŞTIRMA VE NETİCE

Evet sevgili okurlarım. Yazımın başında da belirttiğim üzere, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası’nın 1965 yılında çıkarttığı bir kitaptan, o dönemin ve daha da eskilerin Kütahya’sını size aktarmaya çalıştım. 232 sayfalık bu kitabı önce kendim detaylıca okudum ve size aktarmayı uygun gördüğüm kısımları özet veçhiyle nakletmeye çalıştım. Bu yazı dizisinin size aktarılmasındaki gaye, yeni nesillere bir ışık tutmasıdır. Umarım bu yazı dizisinden yararlanılır.

İyisiyle, kötüsüyle bir yılı daha geride bırakıyoruz. Önümüzdeki Pazar gecesi 2017’ye “güle güle” derken, 2018’e de “merhaba” diyeceğiz. Yeni yıl halkımıza sağlık, afiyet, mutluluk, ülkemize bolluk, bereket, istikrar birlik ve beraberlik içinde güvenli günler getirsin. Dünyada barış, huzur ve hakkaniyet ölçüsünün hakim olmasını diliyorum.

Kalın sağlıcakla…

 

 


Web Tasarım: Arena Ajans