Connect with us

ŞÜKRÜ ATAKAN

OLAYLARIN İÇİNDE KÜTAHYA

“Tilki’nin 40 hikâyesi var, 39’u tavuk üzerine” derler. Benim de derdim var o da Kütahya. Ben 1941 Kütahya doğumluyum. 77 yıllık yaşantımın çok büyük bir bölümünü Kütahya’da geçirdim. Kütahya’nın geçmiş tarihini, örf, adet ve geleneklerini, sosyal ve ekonomik durumunu hem okuyup hem de yaşayıp öğrendim. Emsallerimle ve benden yaşça büyüklerimle yemekli, müzikli ve dini sohbetli gezeklere katıldım. Kütahya’nın geleneksel gezekleri eğitici, öğretici, gelenek ve görenek, hayâ, edep konularında mükemmel bir okul niteliğindedir. En son olarak yıllarca Kütahya halkının beğenisini kazanan Çiniciler Gezeği’nin sözcülüğünü ve basın sorumlusu olarak ekibimle birlikte bir taraftan Kütahya’nın sorunlarını dile getirip çözüm yollarını ararken, diğer taraftan geçmişle gelecek arasında köprü olmaya çalıştık. Ekspres, Tellal ve Yeni Kütahya gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Saymadım ama 20 yıl da binlerce köşe yazısı, haber, makale yazdım. Ulusal ve yerel televizyonlarda ilimizi tanıtmaya çalıştım. Arzum ve temennim Kütahya halkının daha iyi şartlarda yaşama kavuşmasıdır. Bu yolda Doğru Yol Partisi’nin çeşitli kademelerinde 15 yıl siyaset yaptım. Uzun yıllar il milli eğitim müdürlüğü Eğitimi Geliştirme Derneği’nin başkanlığını yaptım.

Hep konuşuruz, yazarız, Kütahya’da en büyük eksiklik sivil toplum örgütlerinin ve topluma örnek olacak nitelikte ve tecrübe sahibi akil insanların örgütlenerek Kütahya’nın değerlerini ve sorunlarını siyasilere, üst yöneticilere, iş adamlarına ve DPÜ rektörüne açık yüreklilikle dile getirilmemesidir. Bu uğurda mümtaz, önder, akil, annem tarafından akrabam olan merhum Kemal Panikoğlu’nun 1966 yılında kaleme aldığı “Olayların içinde Kütahya” isimli kitaptan önemli gördüğüm kısımları size aktarmak istiyorum. İşte kitaptan cümleler:

Asırların ihmaline uğrayan Kütahya’nın bugünkü muasır medeniyet icaplarını karşılayamamasının yegane sebebi, yapıcı tutum ve davranışlardaki evlatlarının birbirlerinin fikir ve anlayışını bir araya getirip de sevk ve idareye hâkim olamadıklarından ileri gelmektedir. Bundan çok zararlar görülmüştür. Kütahya’nın imkanları bol ve zengindir. Geri kalmışlığımızın başlıca amili “senlik-benlik” davası ile köhne partizan zihniyettir. Bunun için liyakatli, iş bilir yöneticilere, siyasilere, iş adamlarına hepsinden de önemlisi akil, tecrübeli insanların önerilerine birleştirici çalışmalarına ihtiyacımız var. Temsilcilerimizden bazılarının hissi hareketlerinden dolayı vakit vakit duraklamalar olmuştur. Kütahya’nın nimetlerinden faydalanarak doğum büyüdüğü itibar, mevki ve servet sahibi olduğu Kütahya’ya karşı gereken sorumluluk ve vecibelerini yerine getirmediklerinden kaynaklandığı bir gerçektir. Kütahya çok zengin potansiyellere sahiptir. Bu değerlere behemehâl harekete geçirmemiz gerekir.

Evet, sevgili okurlarım, Panikoğlu’nun bu eseri 95 sayfadan oluşuyor. Her sayfa ve satıra yer vermek imkânsızdır. Şeker ve Azot fabrikalarının Kütahya’ya kazandırılması detaylı bir biçimde kaleme alınmış. “Su Şehri Kütahya” başlığı altında çeşmelerden bahsediliyor. Kaplıcalar çok geniş bir şekilde ele alınıyor. Ben kitapta adı geçen, geçmişte Kütahya’da üstün hizmetlerde bulunmuş ve kalkınmada örnek olmuş insanların isimlerini yazarak ve onları bir kez daha saygıyla anarak yazıma son veriyorum.

Asım Gündüz – Ethem Yücel – Ahmet Bozbay – Kadri Erdem – Akif Eralp – Mehmet Karaa – Hakkı Çinicioğlu – Kemal Keler – Nuri Çamköy – Ali Dalıgül (Kayınpederim) – Mehmet Özbilen – Mazhar Ata – İbrahim Eskioğlu – Mehmet Şapcı – Mehmet Kesen – Ali Galip Bubik – Ethem Ebeoğlu – Ethem Özekmekçi – Şükrü Şeker – Mehmet Şevelli – Mehmet Dumlu – Bekir Avlupınar – Halit Arıoğlu – Ahmet Yakupoğlu – Hamza Güner – Mustafa Hakkı Yeşil

Kalın sağlıcakla…

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar