Connect with us

ZEKİ ŞAN

DÜNYADAKİ TERÖR ÖRGÜTLERİNDEN HUSİLER -2-

Ortadoğu’da kartların yeniden karıldığı bir dönemde Yemen’de ortaya çıkan Husiler kimdir? Yemen’de İran ve Körfez ülkelerini karşı karşıya getiren ve sonrasında Türkiye’nin de müdahil olduğu Yemen olayında ortaya çıkan tablo bölgede hareketliliğin devam edeceğinin en büyük göstergesi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yemen’deki Husilere yönelik İran’a uyarısı ve ardından Tahran ziyaretinde verdiği mesajlar, Ruhani ve Hamaney’le yaptığı ikili görüşmelerde Yemen’de Husiler’e verilen desteğin çekilmesi ve ülkenin demokratik bir yaşama kavuşması gerektiğinin altını çizdi ve önemli sözler aldı. Peki kamuoyunda herkesin konuştuğu bu Husiler kim? 

Zeydîlik; Şiî mezhebinin üç kolundan birisidir. Şiiler, Hz. Ali’den sonra gelen imamların sayısında ihtilafa düşmüşlerdir. Bunlardan on iki imamı benimseyenlere İmamiye (İsna aşeriye), yedi imamı benimseyenlere ise İsmailliye denilmektedir. Zeydiler ise dördüncü imamdan sonra (Ali, Hasan, Hüseyin ve Ali) imametin Zeyd’e geçtiğini iddia ederek, diğer Şii guruplardan farklılaşmışlardır. Onlara göre Şiilikte ayırıcı bir unsur olan İmamlık, yani devlet başkanlığı Ali-Fatıma soyundan devam etmelidir. Yemenin kuzeyindeki Sa’da bölgesi kadim Zeydi yurdudur. Zira ortaçağlarda Iran taraflarında tutunamayan Zeydi imamlar ilk defa buraya gelerek hâkimiyet tesis etmişlerdir. Onbeşten fazla Zeydi imamın Mezarı ve Zeydilerın kutsadıkları ziyaretgâhları bu bölgededir. Bu yüzden. Tarih içinde Zeydiliğin yurdu veya dayandığı bölge hep Sa’da olmuştur. Nitekim Sana taraflarında tutunamayan imamlar daima bu bölgeye iltica ederlerdi. Modern tarihin son Zeydi İmamı da Cumhuriyetçiler tarafından 1962 yılında bir darbe ile indirilince bu bölgeye kaçarak iddiasını sürdürür. Son Zeydi İmamı Bedr buraya sığındığında Sanaya karşı savaşmak için müttefik kabilelere ihtiyaç duyduğunda burada Husi ailesinden (Hasan el Husi ) yardım alır. Böylece Husiler siyaset ile tanışmış olurlar. Ancak Husiler siyaset sahnesine 1986 yılında Sa’da’a kurdukları medresede bir siyasi-fikri harekete dönüşürler. Her halükarda Husiler Yemenin Eski Zeydi kabilelerinden olup buraya dışardan gelmemişlerdir. Esasında Zeydîlik de birçok inanç gibi ilk defa Hz. Ali’nin bir müddet yaşadığı Kufe’de ortaya çıkmıştır. Ancak çıkışından uzun yıllar sonra Yemen’de yayılmıştır. 911 yılında İmam Hadî Yahya b. Hüseyin, Yemen taraflarına giderek, kabileler arasında Zeydîliği yaymıştır. Dağlık ve siyasi otoriteden uzakta “Yukarı Yemen” olarak bilinen bölgedeki kabileler arasında ilgi gören bu yeni inanç biçimi aynı zamanda onlara siyasi bir birliktelik de sağladığı için hızla taraftar bulmuştur. Yemen’de hükmeden hemen her idare bu mezhep mensuplarının direnci ile karşılaşmıştır. Yayılmacı ve çatışmacı kimliklerinden dolayı da daima bütün Yemen’i idare etmeye niyetlenmişlerdir. Oysa idareciler ve orta ve güneyde yaşayan halkın büyük çoğunluğu Sünnî idi ve onları engellemekteydi. Bu durum da iki taraf arasında çekişmelerin sürekliliğine neden olmuştur. Bu yüzden Yemen’de idare sık sık el değiştirmiştir. Osmanlı asırlarında, Osmanlı idarecilerinin sürekli Zeydiler ile mücadele etmeleri bunun en bariz örneğidir. Kuşkusuz bu çekişmenin ardında yatan bir çok neden olmakla birlikte ana motivasyon, İmamet hakkının (yani Halifeliğin) Hz. Ali’nin soyundan birisinde bulunmasına olan inançta yatmaktadır. Buna rağmen Osmanlı Devleti uzun yıllar Zeydileri kontrol etmeyi başararak en azından şehirlere uzanan idarelerine son vermiştir. Onlar da sistemden uzak kalmak için erişilmez dağlık alanları mekan tutmuşlardı. Fırsat bulduklarında Osmanlı idare merkezlerine karşı savaş açmaktaydılar. 1635 yılında Kuzey Yemen’deki Zeydîlerin kısmen diğer Yemenliler ile de yaptıkları ittifaklarla Osmanlı kuvvetlerine karşı galibiyetler elde etmesi Zeydi İmamlığını yeniden güçlendirdi. Bu süreçte bölgede idareyi doğrudan yürütmenin mümkün olmadığını gören Osmanlı Devleti de geri çekilerek, vassal bir yönetim tarzını benimsedi. 

 

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar