“BEN BİR TEK DİL BİLİYORUM. O DA TATLI DİL” BARIŞ MANÇO

Sevgili okurlar sizleri yine yıllar öncesine götürmek istiyorum.

Tarih 11 Nisan 1971 günlerden Pazar, yer Dumlupınar Kapalı Spor salonu o yılların müzik listelerini zirvesindeki “Dağlar Dağlar ve İşte Hendek İşte Deve” gibi dillerden düşmeyen parçaları seslendiren,  Barış MANÇO ve orkestra grubu Moğollar İtalyan tipi açık kahve renkli küçük burunlu Fiat midibüs araçları ile konser için şehrimize geliyorlar.

Yıl 1970 Barış MANÇO Uzun saç, aşağı doğru bıyık küpeler ve her parmakta çeşitli taş yüzük ve boynunda çeşitli taşlardan kolye ve yine o yıllarda ülkemizde erkeklerde ve kızlarda İspanyol paça pantolon modasıdır gidiyor. Orkestra elemanı Moğollarda grubu elemanları da uzun saçlı parkalı sakallı kişiler. Büyük şehirler bu tür giysi ve tarzı pek yadırgamıyordu ama bizim gibi küçük şehirler henüz

hazır değildi. Bu tür kılık kıyafetli kimselere o yıllarda hemen hippi veya solcu hatta komünist yaftası yapıştırılıyordu.

Büyük şehirlerdeki üniversitelerde güç aşırı olaylar oluyordu. Her gün sağcı ve solcu nice beyinler bir kör kurşuna kurban gidiyor. Üniversiteler ve anfiler sağcı ve solcu diye ikiye ayrılmıştı. Bizim gibi küçük taşra şehirlerinde üniversite yoktu ama 70’lerde sağcılık ve solculuk liselere kadar inmişti.

Konser günler öncesi halka duyurulmuş ve hafta sonu nedeniyle kapalı spor salonu önü hınca, hınç dolmuştu. Dışarıda da çok büyük kalabalık vardı. Ben de girememiş evin yolunu tutmuştum. Ertesi sabah radyo haberlerinde ve gazetelerde Kütahya da ünlü sanatçı Barış MANÇO’nun  arabası kimliği belirsiz kişilerce yakıldı. Bir gün sonra Milliyet gazetesinde Sedat SERTOĞLU’nun manşetten verilen haberinde şu başlık atılmıştı “ Barış MANÇO ve Moğolların Kütahya’daki konseri 10 dakika önce bitseydi ölmüş olacaktı diyordu” evet gece salonda konser sürerken kimliği meçhul kişilerce sanatçıya ait araba kundaklanarak benzin dökülerek yakılmıştı.

Ben de ertesi gün salonun önüne gitmiştim. Gördüğüm manzara her tarafı tamamen yanmış sadece sim siyah iskeleti kalmış bir araç ve itfaiyenin sıktığı su birikintisi ve yangın söndürme köpüğü artıkları vardı. Uzun konser gecesinden sonra şehrimizde günler öncesi sanatçılar için rezervasyon yapılan ünlü otelimizde resepsiyon da görevli bir büyüğüm o günle alakalı şunları söyledi. Sanatçılar gece geç saatte otele geldiler ve rahmetli Barış MANÇO’nun babası “Ben Barışı Belçika da okuttum. Askerliğini yaptırdım. Onu milli ve manevi değerlere düşkün bir evlat olarak yetiştirdim. Oğluma bu yapılmamalıydı çok üzgünüm” demiş.

Evet her çıkardığı plak ve uzun çalarlar zirveden inmeyen yıllarca bize yanlış lanse edilen milli ve manevi değerlere saygılı “Hey Koca Topçu, Dönence , Gül Pembe ve çocukların ağzından düşürmediği Arkadaşım Eşşek, Ölüm Allah’ın Emri gibi inançlı MANÇO’nun 200 ü geçen parçaları yanında TV programları 7 den 77 ye ve Adam Olacak çocuk programları ile bizleri ülkeden ülkeye gezdirmişti. Hele Japon devlet adamlarına ve konser salonundakiler Türk bayraklarını sallatarak parçaları Türkçe ve Japonca seslendirmesi beni duygulandırmıştı.

İşte o Barış MANÇO yıllar sonra ölmeden önce D.P.Ü. Rektörü İ.Hakkı DÜĞER ’i kırmamış ve 27 Ekim 1998 de öğrencilere süper bir konser vermişti. Konser sonrası gazeteci kardeşim Ömür DEMİR kendisi ile röportaj yapıyor. Sorulan son sorudaki cevaba bakar mısınız  “Barış abi kaç dil biliyorsun

İşte usta işi bir cevap “ BEN BİR DİL BİLİYORUM O DA TATLI DİL

Kaderin cilvesine bakar mısınız? 01 Şubat 1999 kaybettiğimiz. Öldürmeye teşebbüs ettiğimiz sanatçının uzun saçlı takım elbiseli heykeli bugün D.P.Üniversitemizin en güzel yerinde bulunuyor.

Bu değerli sanatçımızdan şehrim adına özür diliyor. Ölüm yıl dönümü nedeniyle Allahtan Rahmet diliyorum. ŞEN VE ESEN KALIN DOSTLAR…  


Web Tasarım: Arena Ajans