Connect with us

ZEKİ ŞAN

AFRİN HAKKINDA -2-

1920-1921 yıllarında bir Türk birliği de bölgedeki Kuvayımilliye birliklerine destek olmak amacıyla Afrin’e bir harekat düzenlediği, günümüzde ise Türk ordusunun yerel unsur olan ÖSO ile yaptığı harekatı, Milli Mücadele dönemi içerisindeki 1920-1921 aralığında da Ankara Hükümeti’nin kararıyla Anadolu’nun güvenliği için Türk ordusu tarafından düzenlenmiştir. Milli Mücadele döneminde Afrin’in Osmanlı demiryollarının bulunduğu, Katma-Ekbez hattındaki demiryolunu Fransızların, Antep’e lojistik malzeme, silah ve asker göndermek için kullanıldığı, Afrin’deki birliklerin Fransız ordusuna saldırılar düzenleyerek, Antep’e takviye yollamasını önemli ölçüde engellediklerini bilinmektedir. 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ile Fransızların bölgeyi stratejik görmeleri ve görüşmelerde diretmeleri sonucu, Afrin’in Fransızlara, yani Suriye’ye terk edilmiştir.

Afrin’de yaşanan problemler Hatay’ın 1929’da anavatana ilhakı ve Suriye’deki Fransız hâkimiyetinin 1946’da sona ermesinin ardından da devam etti. Suriye’de bağımsızlığı takip eden senelerde ardarda darbeler yaşandığı dönemde çektikleri sıkıntılardan illâllah diyen halk, Afrin taraflarında darbecilerin aleyhinde gösteriler yapmaya başladı. “Yaşasın Türkiye” sloganlarının atıldığı gösteriler zamanla Halep’e de uzandı ve bir defasında Halep Kalesi’ne Türk Bayrağı çekildi ama Şam yönetimi protestoları şiddetli şekilde bastırdı. Suriye’nin kendi halkına karşı bu sert hareketinin Halep çevresinde yaşayan Türkiye karşıtı grupları heveslendirmesi üzerine o günlerde güzergâhında Suriye topraklarının da bulunduğu Toros Ekspresi birkaç defa taşlandı.

1950’lere gelindiğinde, Afrin artık sık sık yaşanan hadiselerin merkezi olmuştu, Türk ve Suriye askerleri birbirlerine ateş açıyorlar, hattâ sınırı geçip kavgaya tutuşuyorlar ve bu hadiseler yüzünden senede bir yahut iki defa biraraya gelmesi gereken sınır komisyonu bazen haftanın birkaç günü toplanıp tatsızlıkları çözmeye uğraşıyordu. Suriye tarafı toplantılarda genellikle huysuzluğu tercih ediyor; haklı tarafın kendileri olduğunu söylüyor, Arap gazeteleri ile haber ajanslarında “Türkiye’nin hatâsını anlayıp özür dilediği” yolunda haberler çıkartıyor ve Ankara bu haberleri ânında yalanlıyordu.

Afrin’deki anlaşmazlık, karşılıklı ateş açma ve kavgaların sebeplerine bir ara kaçakçıların himayesi, yani Suriye’nin sınırı geçmeye çalışan kaçakçılara destek çıkması da ilâve edildi. Suriyeliler sınır karakollarındaki jandarmamızın kaçakçılara engel olma çabalarına silâhla karşılık vermeye kalkınca olaylar yaşandı. Kardemi Köyü’nün çevresi ile Suriye’ye ait Yazıbak ve İkidam karakollarının hemen karşısındaki Porteçin ve Zadeli karakollarımız arasında sık sık yaşanan silâhlı çatışmalar, protesto notalarına konu oldu.

Ama, Türkiye açısından bölgenin asıl derdi kış aylarında meydana gelen sellerin Afrin Nehri üzerindeki köprüleri alıp götürmesi idi ve bölgenin bize ait olduğu devirlerde nehrin üzerine defalarca köpü yaptırmıştık. Osmanlı Arşivleri’nde muhafaza edilen, üzerinde tarih bulunmayan ve Fransızlar’ın 20. yüzyılın ilk senelerinde hazırlamış olduklarını zannettiğim köprü projesinin çizimi olduğu, geçmişte “Afrin” dendi mi ardından mutlaka bir sel haberi, bir çatışma bilgisi yahut başka bir tatsızlık gelirdi ve bugün de değişen hiçbir şeyin olmadığı yasadışı PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup terör örgütlerinin barındığı yer olduğu bilinmektedir.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar