DOĞRU OLMADIĞINI BİLEREK YALANA İNANMAK!

Bazı insanlar vardır, yalanı bilerek kabul ederler. Kimi insanlar da yalan söylemekten asla vazgeçmezler. Bugünkü yazımın konusu işte bu kısır döngü üzerine olacak.

Yaşadığımız il Kütahya’da “Aşağı çarşıda bir yalan söyler, küçük çarşıda kendi yalanına inanır” diye mecazi bir söz vardır. Yalanın sözlük anlamı; insanları aldatmak amacıyla gerçek olmayan uydurma sözleri doğru gibi gösterme, kandırma. Bir evde anne, baba çocukları yanında yalan konuşuyorlarsa, yalanın kötü bir şey olduğunu onlara nasıl izah edebilirler? Bu toplumsal bir hastalık haline gelebilir.

İNSANLAR NEDEN DOĞRU OLMADIKALRINI BİLDİKLERİ HALDE YALANA İNANIRLAR?

Dünyada pek çok insan yalan söyleyene, doğru söyleyenden daha fazla itibar edip inanıyor. İşte birkaç örnek: Dünyanın küre şeklinde olduğu bilimsel yollardan ve uzaydan çekilen fotoğraflarla kanıtlandığı halde, “dünya düzdür” yalanına inanan pek çok insan var. İnsanların doğuşundan ölümüne kadar geçen zamanda yapılan koruyucu aşıların zararlı olduğunu söyleyenler de var, buna inananlar da var. Ben beş yıldır grip aşısı oluyorum. Hiçbir yan etkisini görmedim, faydası grip hastalığını çok hafif atlatıyorum.  Ancak ne var ki “Grip aşısı zararlıdır” diyenlere inanan pek çok insan var.

Siyasi hayatımızda da durum aynı. Yalan söyleyenlere de doğru söyleyenlere tercih ediyoruz, Vaat edip yerine getirmeyenleri ya af ediyoruz veya unutup gidiyoruz. Pek çok insan yalanla kandırıldığını bile bile inanmakta ısrar ediyor, hatta savunuyor. Sonuçları toplum ve ülke için zararlı ve tehlikeli boyutta olsa bile, yalanlara inanmış birine doğruyu anlatmak bazen halk deyimi ile “Deveyi hendekten atlatmaktan zor” oluyor. Bu, dinen de böyledir. İslam dininin kitabı Kur’an’daki Allah emirleri ve ayrıca Peygamber sünnetleri sahih olduğu halde, bazı cemaat liderlerine, falcılara, hurafe söylemlere inanan onlara biat eden pek çok insan var günümüzde. Sevgili peygamberimiz bir hadisinde “hekimsiz ve hâkimsiz yerde yaşamayın” buyururken, apandisit derdi olan bir hastaya “Hocaya okutun geçer” epilepsi olan bir hastaya “Nefesi keskin bir hocaya muska yazdır geçer” diyen şaklabanlara inanan pek çok insan var.

İnsanların doğru ile yalanı ayırt edip anlaya bilmeleri için iyi bir eğitim sistemine, insanlara doğruyu anlatan, gösteren basına, profesörlere, akademisyenlere, hukukçulara, öğretmenlere, din adamlarına, anne ve babaya ihtiyaç var. Bilimsel bulgulara göre yalan söyleyeni bu huyundan vazgeçirmek, yalana inanmış birine bundan vazgeçirmekten daha zor derken, başka bir araştırmaya göre de yalan beyanatlara başta bir kere inanmış kişiler, doğru bilgiyi duysalar da yalana daha sıkı sarılıp, savunur olmuşlar. Bu da insanoğlunun ne kadar değişken ve çeşitli olduğunu gösteriyor. Ve netice; ne olursa olsun, yalana ve hurafeye inanmış birine, gerçekler bilimsel yolarla anlaşılır bir şekilde ısrarla sunulursa pek çok insan fikrini değiştirebilir kanaatindeyim. Burada mühim olan niyet, üslup, samimiyet ve sabırlı olmaktır.

Yalanı yüzüne vurulmayan kimse, söylediği yalanı hüner sanırmış. Doğruya zeval yoktur, çekseler bin divana.

Kalın sağlıcakla…


Web Tasarım: Arena Ajans