Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

“DİNİN GÜNCELLENMESİ” KONUSU ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Mustafa Kemal Atatürk’e ait olduğu söylenen ancak yazılı kaynaklarda bulunmayan “Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin” sözü, konumuzun temelini oluşturacak. Bir de bu söze benzer olarak Budist lider Dalai Lama’nın (Tenzin Gyatso) 2005 yılında New York Times’da yayınlanan “Our Faith in Science” yani “Bilimdeki İnancımız” isimli yazısında Atatürk’e atfedilen söze benzeyen bir cümle kurduğu görülebiliyor. Buna göre Dalai Lama’nın yazısında “Eğer bilim Budizm’in yanlış olduğunu kanıtlarsa, Budizm değişmek zorundadır” ifadesini kullanıyor.

Bilimin en büyük özelliği bilmediği bir hususta “bilinmiyor” demesi yani popüler tabiriyle Agnostik kalmasıdır. Agnostik bakış, bilinmezcilik veya bilinemezcilik olarak adlandırılıyor.

Geçen haftaya damga vuran “İslam’ın güncellenmesi” tartışmalarını hayret ve ilgi ile takip ettim. Sayın Cumhurbaşkanı, marjinal grupların varlığından söz ederek bunların İslam’a çok büyük zarar verdiğini ve bunlarla mücadele etmesi gereken makamın diyanet ve üniversiteler olduğunu söyledi. Bir de ekledi: “İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslam’ı 14 -15 asır önceki hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız. Onun için de bugün İslam’ın uygulanması yer, zaman ölçüsüyle değişiyor. Şimdi birçok hoca efendi beni tefe koyup çalacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın.”

Erdoğan da tıpkı Atatürk ve Budist lider Dalai Lama gibi bilime işaret etmiş ve bilim adamlarının topa girmesini istemişti. Haklı mı? Haklı tabii ki ama bugüne kadar bu marjinallerin sivrilmesine neden müsaade etti onu bilemiyorum. Erdoğan’ın bu konudaki samimiyetini sorgulamak yerine şunu söylesem daha mantıklı olacak. Adına İslami cemaat ya da tarikat diyen yüz binlerce ve hatta milyonlarca şarlatanın varlığı 15 Temmuz’da çok daha iyi anlaşılmıştır. FETÖ de bu sahte şeyhlerin bir başka görüntüsüdür. Yani bunlar aynı kaynaktan beslenen hainlerdir. Biz bu sahte şeyhler ve sahte müridleri ile alakalı olarak defalarca yazılar yazmıştık.

Konunun özünde “İslam dini hiçbir zaman bilimle ters düşmez” diyebilmeliyiz. Ama gelin görün ki bir zavallı ortaya çıkıp, 1986’da kalkışından dakikalar sonra infilak eden Challenger uzay mekiğini kendilerinin düşürdüğünü iddia edebiliyor. Bir ruh hastasının söyleyebileceği bu söylemi çıkıp kameralar karşısında rahatlıkla anlatabiliyor. Bir de bu söylemleri Allah adına hizmet ettikleri iddiası ile kullanıyorlar.

Kısaca, ayetler toplumların hali hazırda uygulamaları üzerine gelmiştir. Boşluktan gelip emir olunmamıştır. Allah bu meselelerin çözümünü insan aklı ve vicdanına bırakmıştır. Doğru ve yanlışı insanlık ortak aklı, tecrübesi ile bulacaktır. İnsan bilmediğinden hesaba çekilmeyecektir. Çünkü imtihanın mantığına aykırıdır. Bu yüzden bilim çok daha özel bir görev yürütmektedir. Kur’an’da sıkça geçen “Akletmez misiniz” sorusuna yorum da şu olabilir; hepimizin aklı var, fikri var ve bu aklı kullanıp sevgiyle doğruyu bulmalıyız. Bizim doğmalarla ve hurafelerle işimiz olmamalıdır.

Ve önerim; bu hurafe kaynağından beslenen yalancı şeyhlerin önü kapatılmalı. Hakikat yolunun gerçek âlimlerini, gerçek mürşidi kâmilleri tenzih ederim. Gerçek mürşidi kâmiller de bu durumdan fevkalade rahatsızdır. Çünkü gerçek mürşidi kâmiller asla bilimle, fenle ters düşmez. Aksine söylemlerinde sıkça örnekler verir ve bilimin gelişiminden memnuniyetlerini ifade ederler. Devletimiz, biran evvel bu düzenbazların halkı yanlış yola götürmesine “dur” demelidir.

Sevgiyle kalın…

İçi kâfir dışı Müslüman çoktur. Yunus Emre Hz.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar