Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

BİLİM EN ÇOK BİZE (TÜRKİYE’YE) LAZIM

Bir zamanlar bir rektör yardımcısı çıkıp şöyle demişti: “Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine (anlayış-sezgi) güveniyorum bu ülkede…” Evet, bu adam bu ülkede görev yapan bir profesör maalesef. Bu zavallı düşüncedeki kişi, bu sözüyle de yetinmeyip “Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır” deme gafletinde de bulunmuştu. Konuştukça haddini aşan bu adam şu sözleri ile de tarihin utanç sayfalarına damga vurmuştu: “Türkiye’nin okumuş kesimi, profesörlerden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Çünkü zihinleri berrak. Üniversite ve sonrası durum çok vahim çünkü gidişatı okuyamıyorlar, zihinleri bulanık…”Bir bilim insanı (!) bunları nasıl söyleyebilir? Neden söyler, hangi amaca hizmet eder? Bunları söylediğinde ne değişir?

Ünlü bilim insanı Stephen Hawking’in ölümü üzerine bu densiz profesörün mâlâyâni konuşması aklıma geldi. Günümüzün en büyük bilim insanı olarak kabul edilen ünlü fizik profesörü Stephen Hawking, kara delikler, uzay bilimi ve kuantum fiziği alanındaki çalışmalarıyla çığır açmıştı. İnsanlık onun buluşları ve sözleri ile hayata çok daha farklı bir açıdan bakar olmuştu. Açıklamaları ve öngörüleriyle büyük saygınlık kazanan Nobel ödüllü Stephen Hawking’in ölümü, tüm dünyada son dakika haberi olarak duyuruldu. ‘Büyük Patlamadan Karadeliklere’ adlı kitabıyla dünya çapında çok büyük ses getiren Nobel ödüllü İngiliz fizikçi, uzay bilimi, kara delikler ve kuantum fiziğiyle ilgili çalışmalarıyla biliniyordu. 1988’de yayımlanan bilim kitabında, büyük patlama (Big Bang), kara delikler, ışık konikleri, superstring kuramı kavramlarını açıklamıştı. Kitap 10 milyondan fazla sattı. Hawking, Albert Einstein ve Sir Isaac Newton gibi fiziğin diğer dev isimleriyle kıyaslandı.

1963’te tedavisi olmayan motor nöron (ALS Amyotrofik Lateral Skleroz) hastalığına yakalandığında doktorlar yalnızca iki yıl ömrü kaldığını söyledi ancak Hawking 76 yaşına kadar çalışmalarına devam edip birçok teoriye, kitaba imza attı. Bilimin her an gelişebilmesi için son yıllarına kadar hep çalıştı. Para ve tüm menfaatler O’nun umurunda bile olmadı. O, insanlığa yararlı işler yapmak için tekerlekli sandalyede olsa da, vücudu felçli de olsa çalıştı, araştırdı. Hawking’in son sözlerinden en etkilendiğim “En iyisini umuyorum. Başka çaremiz yok” olmuştur.

Bakın şimdi Hawking de bilim insanı bir profesör, yazımın başındaki saçma sözleri kullanan da. Şimdi durumu siz ayırt edin. Bir Türk bilim insanı böyle komik, zavallı, saçma duruma düşmeli miydi? Oysa biz bu Türk bilim insanını yaptığı insanlığa yararlı bir buluşla ansak daha iyi olmaz mıydı? Pek tabi iyi olurdu, göğsümüz kabarır ve “helal olsun sana” derdik. Bugün de bu konuda yazı yazmak zorunda kalmazdık.

Bilimin önünü açmalıyız, gericilikle ve bağnaz düşüncelerle zerre miktarı yol alamadığımız gibi fersah fersah geri gideriz. Aydınlık yarınlarımız olsun istiyorsak, adına bilim insanı denilen ancak bilimle tam ters düşen örümcek beyinlileri derhal aramızdan çıkartmalıyız. Ya da ona bu işi (profesörlük) yaptırmamalıyız. Gitsin önce insan olsun sonra da bilim insanı olsun.

Bilim geliştikçe teknoloji de gelişir. Tarihin ilerlemesiyle bilim gelişir yeni icatlar bulunur. Bilimin gelişmesi eski çağlardan günümüze kadar uzun bir süreç içinde gelişmiştir. Bilim bizim (insanlığın) gelişimimiz için çok önemli bir yoldur. Gelişim istiyorsak, bilimin önünü açmalıyız.

Sevgiyle kalın…

“Hawking’in hiçbir yeri çalışmıyordu, beyninden başka. Bizim her yerimiz çalışıyor, beynimizden başka.” Bu yorumun sahibi Ahmet Tezcan’a selam olsun…    

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar