Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

KASTAMONU KADAR DA OLAMADIK YA DAHA NE OLSUN?

Kastamonu, 5 Aralık 2017 tarihinde Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmişti. Türk Dünyası kültür başkenti uygulaması kentlerin bir marka değeri kazanmasında önemli bir rol oynuyor. Türk Dünyası Kültür Başkenti Programı kapsamında 2013 yılında Eskişehir’de gerçekleştirilen Türk halkları kültür şöleninin bir yenisi de Kastamonu’da olması ülkemiz adına sevindirici bir durum.

Kastamonu’yu çok yakından tanıyan bir gazeteci olarak şunu rahatlıkla diyebilirim ki Kastamonu bu unvanı ve yapılan yatırımları tamamıyla hak ediyor. Ancak; Kütahya ve Kastamonu’yu aynı terazide tarttığım zaman (objektif olarak) Kütahya daha ağır basıyor. Bu arada ben fahri olarak Kastamonuluyum, onu da söylemiş olayım. 2003’ten beri hemen her yıl Kastamonu’ya gider gelirim.

Kütahya neden mi ağır basıyor, anlatayım size.

Kütahya, bilinen tarihi içinde Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı Dönemi uygarlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar uzanır. 7 bin yıldan fazla bir zaman kadim bir medeniyetin ev sahipliğini yapmıştır Kütahya.

Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları ile tarihin her devresinde ilgi görmüş, bu sayede geniş ticaret yollarına sahip olmuş, hızla gelişmiştir. Malazgirt Zaferi’nin ardından XI. yüzyılın sonunda Türk uygarlıklarıyla tanışan Kütahya, Germiyanoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış olup Osmanlı Devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca Kütahya Türk ve dünya askerlik tarihinin en büyük zaferinin kazanıldığı yer olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.

1071 ‘de Malazgirt Savaşı’nda Alparslan’a yenilen Bizans İmparatoru Romanos Diogenes salıverildikten sonra Bizanslılar tarafından Kütahya Kalesi’ne getirilmiş ve gözlerine mil çekilerek cezalandırılmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075’te İznik’i aldıktan sonra Kütahya ve yöresine akınlar düzenlemiş, 1078’de şehri ele geçirmiştir.

1097’de Haçlıların saldırısıyla Bizans’ın eline geçen Kütahya 1182’de Selçuklular tarafından geri alınmıştır. 1186’da II. Kılıç Arslan ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırınca Kütahya Gıyaseddin Keyhüsrev’e düşmüş, çıkan karışıklıklar ve kardeş kavgaları sırasında 1196’da Kütahya tekrar Bizanslıların eline geçmiş, 1233’de Alâeddin Keykubad zamanında Anadolu Selçuklularına yeniden kazandırılmıştır. (Kaynak: Kütahya Valiliği)

Domaniç’te Osmanlı’nın kuruluşuna, Dumlupınar’da da kurtuluşa ev sahipliği yapması bile Kastamonu’dan daha fazla hak ettiğimizi kanıtlayan en önemli unsur değil midir?

Başta Kütahya milletvekilleri, belediye başkanı ve diğer siyasiler olmak üzere valilik ve üniversitenin bu konuda kabahatli olduğunu düşünüyorum. Kabahatin büyüğü ise yine Kütahya basınının, çünkü bu tür konuları ele alıp gündem teşkil ettirmiyoruz. İş işten geçtikten sonra benim gibi “ah, vah” ediyoruz, o kadar. Hoş, bu konu Kütahya’da konuşulmaz bile amma ben söylemiş olayım da biraz vicdanımı bari rahatlatayım.

Sevgiyle kalın…

Kütahya, saf çocuğu masum Anadolu’nun…

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar