Connect with us

ŞÜKRÜ ATAKAN

KÜTAHYA’DA KAR YAĞMADAN GEÇEN KIŞ

İlimizin de içinde bulunduğu bölgeye son yıllardaki kış aylarında yeterince kar yağmıyor. Ben 77 yaşındayım. Bu yıla kadar böyle karsız geçen bir kış görmedim. 4 mevsimi doya doya yaşayamıyoruz. Anadolu’da “kış” demek “kar” demektir. Bizim çocukluğumuzda Aralık ayında kar yağışı başlar, yerden eskisi kalkmadan üzerine yenisi yağardı. Kütahya’nın buğday ambarı Altıntaş Ovası’dır. Güzlük Ekim diye adlandırılan buğday, arpa, yulaf gibi tahıl tarlaları Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında bol yağan karın toprağı bir yorgan gibi örtmesi ile kuraktan, dondan, sert esen rüzgârdan korunurdu. Eskiler “kış aylarında bol kar yağar Nisan, Mayıs ve Haziran güneşli sıcak geçerse sapana baha biçilmez” derlerdi. Meyve bahçesi olanlar kışın ağaç diplerini kazar, açtıkları çukurlara kar doldurur, ilkbaharda bu karların yavaş yavaş erimesi, meyvenin bol ve lezzetli olması sağlanırdı.

Murat Dağı’nda kış aylarında yağan karlar Mart, Nisan, Mayıs aylarında erir ve Porsuk Çayı’na hayat verir. Etrafındaki tarlalar, bahçeler sulanırken bol balık tutulurdu. Çay kenarları mesirelik yerlerdi. Aileler piknik yapardı. Diğer taraftan Eskişehir ili içme ve kullanma suyunu Porsuk Çayı’ndan beslenen Sofça Barajı’ndan sağlar, Eskişehir Porsuk Çayı’ndan sandal ve plaj keyfi yaşardı.

Çocukluğumuzda Kütahya’da öyle bir kar yağardı ki halk çatılar göçmesin diye biriken karları kürürlerdi. Çatı saçaklarından 2 metrelik buzlar sarkar, insanlara zarar vermesin diye belediye ekipleri buzları kırardı. Şehir içindeki caddeler belediye, şehirlerarası yollar karayolları, kapanan köy yolları da o günkü adıyla YSE (Yol Su Elektrik) yani Özel İdare tarafından açılırdı. Bazı dağ köylerinin aylarca şehir ile irtibatı kesilirdi. Yoğun kar ve soğuk nedeni ile okullar kapanınca bayram ederdik. Kayığını alan kayıklığa koşar, kardan adam yapar, kartopu oynar, karda boy ölçüşürdük. Uzun kış gecelerinde komşular, akrabalar birbirimize oturmaya gider, evlerde kar helvası ya da çekme helva (pişmaniye) yapılırdı. Yüzük fincan oyunları gibi eğlenceli faaliyetler yapılır ve hatta tombala çekilirdi. Gezeklerin adetleri yaşatılırdı.

Bizim aile senelerdir okulların sömestr tatilinde evlatlar, torunlar ile yakın dostların bir araya gelmesi ile çekme helva geleneğini yaşatırdı. Ancak bu yıl kar yağmadığı için bu geleneğimizi maalesef yaşatamadık.

Köylerde kış aylarında ava çıkılır, tavşan ya da domuz avlanırdı. Türkmen Dağı eteklerindeki Akoluk Köyü’nde öğretmenlik yaptığım yıllarda (1963-65) aylarca yol kapanır ve bu nedenle şehre gelemezdik. Tatil günleri av partilerine katılırdım. Bir metreyi bulan karda, batmasın diye ayaklarımıza “kasnak” denen aparatları takardık.

Yer altı ve yer üstü sularını besleyen kardır. Kışın kar yağmaz ise dereler, çeşmeler, meralar kurur. Bunun sonucunda maazallah kıtlık görülür. Kar yağmayışının pek çok nedeni var. İnsanoğlu atmosfere saldığı egzoz gazları, attığı füzeler, yapılan atom denemeleri ve uzaya gönderilen mekiklerle atmosferin dengesi bozuluyor. Yağışları sağlayan, havayı temizleyen, ağaçları kesiyor ve ormanları yakıyoruz. İnsanlar kendi geleceklerini, kendi elleri ile yok ediyor.

Ve netice; kar, yağmur, su hayattır, berekettir. Kuraklık ise felakettir. Kalın sağlıcakla…

DEVAMINI OKU

Facebook

Öne çıkanlar