48 YIL SONRA GEDİZ DEPREMİNDEN DAĞARCIĞIMDA KALANLAR…

Depremin üzerinden 48 yıl geçmişti. Gündemi çok güzel takip eden, gazetemizin 29 Mart 2018
Perşembe günkü nüshasında manşette ve arka sayfasında yarım sayfa etraflıca bizlere hatırlatmıştı.
Bende geçen hafta yazmam gereken yazıyı, bu haftaki köşeme taşıyarak hatırlamak istedim.
Yıl 1970 tarih 28 Mart Cumartesi gecesi dışarıda ayaz ve yer, yer kar vardı. Ben de ilkokul 4.cü
sınıftayım. O yıllar televizyonun olmadığı yıllardı. Evlerde eğlence aracı ve yurt haberlerini dinlemek için
elektrikli ve pilli radyomuz vardı. Rahmetli babamla radyonun akşam 19.00 ajansına abone olmuştuk.

***

Evimiz Maltepe de dışı tuğladan tavanları geren çamuru sıvalı tahta tavanlı iki katlı kâgir bir evdi. Evin
üst katında biz otururken, alt katımızda köyden şehre göçeli iki yıl olmuş amcamlar ve yaşlı âmâ babaannem
kalıyorlardı. Zaman, zaman birlikte yer içerdik. O gün saatler gecenin 10.58 i ve 23.00 sularını gösteriyordu.
Dışarıda şimdiye kadar yaşamadığımız gariplikler oluyordu, o yıllarda herkesin bahçesinde, evinin odunluğu
ve kömürlüğünün bir köşesinde kümes hayvanları yetiştirilirdi. Bazı evlerin bahçesindeki ve sokaklardaki
köpekler gecenin o saatlerinde bir garip ulumaya ve havlamaya başlamışlardı. Kümeslerdeki tavuklar geceyi
yırtarcasına gıdaklamaya, horozlar arka, arkaya ötmeye başlamıştı. Adeta bu hayvanlar bir şeyleri
sezinlemişler, bizlere haber vermek istiyorlardı.
***

Saatler 23.05 i gösterirken sokaktan müthiş bir uğultu geldi. Bizim yarı ahşap ev çatırtılarla gidip,
gelmeye başladı. Aynı ayda elektrikler kesilmişti. Evdeki tüm herkesle birlikte bende salavat getirmeye
başlamıştım. Gecenin zifiri karanlığında evde bir yerlere tutunmaya çalışırken, kış dolayısı ile evlerde
sobaların yanmasın nedeniyle devrilmesinden korkuyorduk. 7-8 saniye gibi bize çok uzun gelen sarsıntıdan
korunmak için can havli ile gece karanlığında evin giriş kapısından kendimizi sokağa atmıştık. Bütün
komşular korku ile bizim gibi kendisini sokağa atmıştı. Evimizin alt katında ikamet eden âmâ babaannem ve
amcamlar aklımıza geliyor ve onları dışarı çıkarıp, sabaha kadar hep birlikte beşik gibi sallanmıştık. Bizde
artık DEPREM denen gerçekle tanışmıştık.
***

Dualarla salavatlarla artçı denen o küçük çaplı depremlerle sabahı yapmıştık. O kümes hayvanları ve
sokak köpekleri sabaha kadar susmamışlardı. Ertesi gün Pazar idi ve sabah erkenden radyodan haberleri
dinliyorduk. Spiker “Dün gece 23.05 de Merkezi Kütahya’nın Gediz ilçesi ve çevresi olan 7,6 şiddetinde bir
deprem meydana geldi. Gediz ve köylerinde çok sayıda can ve mal kaybı yanında, yaralanan vatandaşlar
Kütahya ve çevre illerdeki hastanelere kaldırıldı. Deprem nedeniyle Başbakan Demirel Bakanlar Kurulunu
Olağan üstü topladı ve birlikte afet bölgesi olan Kütahya’nın Gediz ilçesine hareket ettiler.” diyordu.

***

Bende sabah erkenden koşarak Devlet Hastanesi bayırına gelmiştim. Aman Allah’ım hastanenin önü
ana, baba günüydü Ambulansların biri geliyor, biri gidiyordu. İlçemiz Gediz’den ilk anda göçük altından
çıkarılan vatandaşlar hastaneye yetiştiriliyordu. Vatandaşlar kendi arasında konuşuyordu, Gediz ve Akçaalan
yok olmuş yerle, bir olmuş diyorlardı. Kış nedeniyle evlerde sobaların yanması nedeniyle bilhassa Akçaalan
da ve Gediz de yer, yer yangınlar çıkmıştı. İtfaiye ve ambulansların o sirenlerini hiç unutamıyordum.

***

Depremin yankısı başta Avrupa ve İslam ülkelerini ayağa kaldırmış. İnsani yardım için bugün hava
tugayı içinde bulunan küçük çaplı askeri hava alanına uçakların biri geliyor, biri gidiyordu. İlkokullar Nisan
ayı ortalarında deprem nedeniyle erken yaz tatiline girmişti. Günlerce devam eden artçı depremler nedeniyle
evlere gündüz gidiyor ve geceyi evlere en yakın yere kurmuş olduğumuz çadırlarda geçiriyorduk. Bizde en
yakın müsait yer olarak, bugünkü ahırardı parkının bir köşesine çadırımızı kurmuştuk. Başbakan Demirel
Gediz’in harap olduğu görmüş, yerinin yanlış olduğunu ve devletin her türlü imkânı seferber edip,7 km.
ileride Uşak yolu üzerindeki alana kurulması emrini vermişti.1972 yılında 2 yıl gibi kısa sürede yeni bir ilçe
kurulmuştu. Vatandaşların evlerinin teslimi ve kamu binaların açılışı için Demirel ve bakanları gelmişlerdi.
1970 Gediz depreminde 3.500 ev tamamen yıkılmış, 33 bin aile yaklaşık 80 bin kişi barınaksız
kalmış ve 1.086 vatandaşımız hayatını kaybetmiş. 1.260 kişide yaralanmıştı.
Cenabı Allah bu Vatana ve bu Aziz şehre bir daha böyle acılar yaşatmasın, İnşallah.


Web Tasarım: Arena Ajans