Connect with us

HARUN DEMİRTAŞ

İKİ DİNE HİZMET ETMİŞ BİR KİLİSE BİNASI

Sevgili okurlar. Bugün size çok ilginizi çekeceğini umduğum, bir yazı yazacağım. İnşallah beğenirsiniz. Şahsım bir zamanlar şehrimizdeki yerel TV’lerden Destan TV de 3 yıl haber spikerliği yanında canlı yayın ve paket programlarda yapmıştım.

İşte o yıllarda sanırım, 1998 yılının Şubat ayının bir Cuma günü idi, dışarıda kar ve soğuk bir hava vardı. Cuma namazından çıkışımda yanıma baba dostum büyüğüm muhtar Salih Zeki Arı’nın babası rahmetli İsmail abi geldi ve bana “Aslanım sen TV de haber sunuyorsun ve program yapıyorsun. Şu yeni mahalledeki kiliseye git de, içerideki mezbeleliği, talanı bir gör ” dedi. Bende heyecanla böyle bir haberi tabi ki kaçıramazdım. Televizyona gittim ve yanıma bir kameraman arkadaş aldım Yeni mahalledeki tarihi Başmelek kilisesine gittim. Paslı demir kapının sapı zincirle kilitlenmişti. Bizde kameramanla birlikte yandaki yıkık duvardan kilisenin girişindeki, bahçeye atlayarak girdik. İmam Hatipte okurken 7 yıl gidip geldiğim bu kilisenin önünden geçerdik ve içeride ne var diye çok merak ederdim. İşte yıllar sonra bir fırsat doğmuş yerel Destan TV’ye haber yapmak için kiliseye kaçak olarak girmiştik. Bahçede suyu kesilmiş eski bir çeşme vardı. Kilisenin girişindeki ahşap cam bölümdeki camların çoğu kırılmıştı. Ahşap çerçevelerde çürümüş ve kırık döküktü. Ağaç işlemeli iç giriş kapısı ardına kadar açıktı. Aman yarabbi tavandan şıp, şıp damlayan kar suyu ve yağmur suları kilisenin tavanını ve duvarlarını perişan etmişti. İç duvarları kir pas içindeydi. Taştan tabanı hiç sormayın. İçeride nasıl bir köstebek gezdiyse adım atacak yer bırakmamış. Her halde haritayı, pusulayı kapan gelmiş, her tarafı duvarları ve pencere kenarlarını dahi kazmışlardı. Camilerimizde olduğu gibi kilisenin iç giriş kısmında ahşaptan bir üst kar vardı. Çatıyı tutan koca ağaç sütunlar çürümüş zor ayakta duruyordu. Korka korka mikrofon elimde akşam haberleri için kameraman arkadaşımla çekim yaparken, bende içerdeki izlenimlerimi aktarıyordum.

Evet içeride çok ilgimi çeken süper bir görüntü vardı. Yıllara adeta meydan okuyan bu yaşlı kilise evet, evet iki ayrı dine hizmet etmişti. Herhalde çoğu vatandaşlarımız bunu bilmiyordur. Başmelek kilisesi yılarca Hristiyanlığa hizmet ettikten sonra bir süre Müslümanlığa da hizmet etmişti. Bu Rum Ortodoks kilisesinin tam doğu tarafında 2 adet küçük vaftiz havuzu vardı duvara haç çizilmiş kirden ve pastan han silinmek üzereydi. Hemen sağ tarafıma baktığımda bir de ne göreyim. Camilerimizde bulunan bir mihrap ve mermerden bir minber bulunuyordu. Aman yarabbi definecilerin kazmadık yer bırakmadığı bu kilise iki dine hizmet etmişti.

Yeni Mahalle ve civarında yaşayan Rumlar 30 Ağustos 1922 de Dumlupınar Meydan muharebesi Yunanlıların kaybetmesi ile şehri terk etmek zorunda kalmışlardı. Daha sonra 1946 ya kadar tek parti dönemlerinde Rum ve Ermeni nüfusun azaldığı bölgelerdeki kiliseler işlevini yitirmişti. 1950 den sonra zamanın siyasi iktidarının izni ile bu atıl durumdaki bazı illerdeki kiliseler civardaki Türk vatandaşların da isteği ile camiye çevirmişti. Bu kiliselerden biriside ilimizdeki Başmelek kilisesiydi. İki yıl gibi bir süre ile de beş vakit bu kilisede namaz kılındığını öğrenmiştim. 1970 den 1980 sonrasına kadar da Kızılay’ın çadırlarının bulunduğu bir depo gibi kullanılan kilisenin, tarihi çan kulesi de adeta yıllara meydan okurcasına ayakta durmaya çalışıyor. Kilisenin çanını mı merak ediyorsunuz. Belediyede çalıştığım yıllarda ESOT işletme müdürünün odasında muhafazada koruma altındaydı. Kendim de şimdi bu tarihi çanın akıbetini merak etmiyor da değilim.

Bugünlerde tekrar gündeme gelen tarihi Başmelek kilisesinin tamiri için ilk defa önceki belediye başkanımız Mustafa İÇA gündeme getirmişti. Eski başkan telefonda bana “Belediye bütçesinden beş kuruş, çıkmayacaktı. İstanbul’daki Ortodoks kilisesi lideri Bartholomeos İstanbullu zengin işadamları ve Yunanistan’a göç eden Kütahyalı Rumlar tarafından tamirinin yaptıracağını belirtti. Başkan kilisenin akustik özelliği nedeni ile de Türk Müziği topluluklarına tahsis edecektik.” dedi.

Her zaman olduğu gibi bazı çevrelerin olumsuz yaklaşımı nedeniyle bu proje o günlerde rafa kaldırılmıştı. Kent Konseyimizin cesaretli yaklaşımı ile bazı vatandaşların da “Bizim dinimizden şüphemiz yoktur. Niçin çekiniliyor. Böyle tarihi bir yapının turizme kazandırılması taraftarıyız.”  diyorlar.

Bu arada İstanbul da 7 yıl restorasyonu süren Balattaki Demir Kazık kilisesi 7 Ocak 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım tarafından törenle açılışı yapılmadı mı?

Bilmeyenlere ve duymayanlara hatırlatmak, bir yazarın görevi olsa gerek. Allaha emanet olun.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar