Connect with us

ZEKİ ŞAN

İSLAM VE TERÖR -2-

Terör ve terör örgütü tanımı

Kesinleşmiş yerel veya ulusüstü bir yargı kararı olmaksızın terör örgütüne ilişkin tedbir ve yaptırımlar uygulanabilir mi?

Siyasi, dini veya iktisadi hedeflere ulaşmak amacıyla, araç olarak insanların can ve mal güvenliklerini tehlikeye düşürecek ve onlara zarar verecek şekilde, yine bunun yanında resmi, yerel ve merkezi yönetimlere karşı baskı, yıldırma, tehdit, cebir ve şiddet içeren eylemlere ve bunlarla oluşturulan korku ortamına “terör”, teröre başvuran organize yapılanma “terör örgütü” ve mensuplarına da “terörist” denilmektedir.

Türk Dil Kurumu “terör” kavramını; yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş olarak tanımlamaktadır.

Terör esasında soyut bir kavramıdır. Bu konu ile ilgili 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nu incelediğimizde; terörün, terör suçlusunu, terör suçlarının, terör amacı ile işlenen suçların, terör örgütünü ve örgüt propagandasının maddeler halinde açıklandığını görmekteyiz.

Kanuni tanıma göre “terör”; “Cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir” (3713 sayılı Kanun m.1).

3713 sayılı Kanunun 3. maddesine göre; Türk Ceza Kanunu’nda yer alan Devletin birliğini ve Ülke bütünlüğü bozmak (TCK m.302), askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri yararına anlaşma (TCK m.303), Anayasayı ihlal (TCK m.309), Meclise darbe (TCK m.311), Hükümete darbe (TCK m.312), Hükümete karşı silahlı isyan (TCK m.313), silahlı örgüt (TCK m.314), silah sağlama (TCK m.315), yabancı hizmetine asker yazma veya yazdırma (TCK m.320) ve Cumhurbaşkanına suikast (TCK m.310/1) suçları mutlak terör suçu olarak nitelendirilmiştir.

Suçların nitelikleri ve 3713 sayılı Kanunun 4. maddesinde sayılan suçların terör maksadıyla işlenmesi hallerinde, “terör suçu” gündeme gelmektedir. Bu suçların işlenmesi halinde, cezalar yarı oranında artırılacaktır. Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde sayılan amaçlara yönelik olarak suç işlemek için kurulan yapılanmalara ise “terör örgütü” denilmektedir. Suçsuzluk/masumiyet karinesini de dikkate alarak, bir terör örgütünün varlığının kabulü ve mensupları hakkında buna göre hareket edebilmek için, öncelikle bir terör örgütü yapılanmasının varlığının tespit edilebilmesi gerekir. Bu varlığın tespiti, dört şekilde mümkündür; iç hukukta kesinleşmiş mahkeme kararı, ulusüstü yargı erkinin kesinleşmiş kararı, bağlayıcı uluslararası sözleşmeler ve uluslararası resmi bir teşkilatın bağlayıcı kararı. Bunlardan birisi olmaksızın; terör örgütü, mensubu, propagandası, terör suçu veya terör amacıyla işlendiği ileri sürülen suçlardan dolayı açılan soruşturmalarda, ceza yargılaması tekniklerinin uygulanması mümkün olmakla birlikte, terör örgütünün varlığının kabulüne bağlı tedbir ve yaptırımların tatbiki isabetli değildir.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar