İSRAF – CİMRİ, TUTUMLU

İsrafın sözlük anlamı; gereksiz harcama, amaçsız ve yararsız yere parasını, malını, zamanını harcayan, müsrif. Şahıslar ve devlet, mâli durumunu aşan yararsız harcamalar yapmamalıdır. Kamu tarafından yapılan gereksiz (israf) harcamaları bir kenara bırakıp, şahısları yazalım.

Harcamaların israf sayılması için, bunun alışkanlık haline gelmiş olması gerekir. İsraf kadar müsriflik ve cimrilik de yanlıştır. Makul ölçüler içinde itidalle hareket etmek yani tutumlu olmak en doğru yoldur. “Ayağını yorganına göre uzat” diye bir atasözümüz var. Bunun anlamı, kısaca gelirine göre harcamaktır. Günümüzde bazı insanlar aşırı yani ifrat derecede ve yarınını düşünmeden harcama yapıyorlar. 7’den 70’e herkesin elinde pahalı telefon, ihtiyacı olan da olmayan da banka kredisi kullanıyor. Kredi kartını düşünmeden, hesapsız, lüzumsuz alış verişlerde kullanıyor. Lüks eşya ve araba tutkusu hat safhaya ulaşmış durumda. Sık sık evdeki eşyaları yenileyip arabanın modeli ve markası değişiyor. Zamanında ödenmeyen paralar ve senetlere haciz işlemi uygulanıyor. Bankalardan alınan kredilerle zaruri ihtiyaçlar karşılanıyor veya üretim için sermaye olarak kullanıp, geri ödemeleri zamanında yapıyorsa buna kimse bir şey diyemez.

CİMRİLİK; İSRAFIN TAM ZITTI CİMRİLİKTİR

İsrafı kısaca gereksiz para harcama olarak izah etmiştik. Cimrilik ise paraya aşırı derecede düşkün olup, gerektiği hal ve zamanda harcamayıp para biriktiren insanlar için kullanılır. Buna bir örnek verecek olursak, parası çok fakat hasta veya sakat olan bir insan, cimrilik yapıp tedavi veya ameliyat olmaz ise ölüme razı olmuş olur. “Yemeyenin parasını yerler” sözü bunlar için kullanılır. Cimri olma hali, israf kadar tehlikelidir.

TUTUMLU OLMA; AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

İsrafı, gereksiz harcama, cimriliği gerekli oldu halde harcamama olarak belirtmiştik. Tutumlu olmaya gelince, gereksiz, fayda sağlamayan yerlere parasını ve zamanını harcamaktan hoşlanmayıp düşünerek, hesaplı bir biçimde yerinde ve zamanında harcayan kimse. “Hesap bilmeyen kasap, ne masat kor ne bıçak” sözü ise düşünmeden, hesaplı harcama yapmayıp, bol keseden harcayanlar için söylenir. Öğretmenlik yaptığım yıllarda köy ve şehir okullarında ek ünite olarak önemli gün ve haftalar kutlanırdı. Bunlardan biri de Yerli Mallarını Kullanma ve Tutum Haftası olurdu. Bunun amacı çocuklara küçük yaşta “Yerli malı, yurdun malı, her Türk onu kullanmalı, paramız yurtta kalmalı” beceri ve alışkanlığı kazandırmaktı.

Cumhuriyetin sanayide, eğitimde, sağlıkta ve diğer alanlarda kazandırdıkları anlatılır, sergiler düzenlenir. Evden getirilen meyveler ve annelerin yaptıklarını insanlara yarar sağlayan, lezzetli organik yiyecekler birlikte yenirdi. Köylerde zararlı maddeler içeren yiyecek ve içecekler yerine süt içme, tereyağı, kaymak, ev ekmeği, tarhana, bulgur, eriştenin yararları anlatılırdı. Her çocuğun bir kumbarası olurdu. Büyüklerinden aldıkları harçlıkları ve dini bayramlarda aile büyükleri ile dost ve akrabaların el öpme paralarının bir bölümünü kumbaraya atarlardı. Kumbara için “Bugün yarın dolacak, gene benim olacak, bütün biriken para” diye şiirler okunurdu. Günümüzde bu alışkanlık yok oldu. Diğer taraftan tutumla ilgili “Damlaya damlaya göl olur. Sakla samanı gelir zamanı. Ak akçe kara gün içindir. Şık şık eden nalçadır, iş bitiren akçedir. Müsrif de cimri de olma tutumlu ol. Akıl yaşta değil baştadır. Bu günün işini yarına bırakma…” gibi atasözlerinin açıklamaları yapılır. Muslukların boşa akıtılmaması, defterin, kalemin tutumlu kullanılması söylenir. Ufalan kalemlere uzatma takılır. Okulda musluk contaları sık sık değiştirilir. Boş yere elektrik yakılmazdı.  Tebeşir bile idareli kullanılırdı. Badana ve yağlı boya işlerini hizmetliler yapardı.  Millet olarak israftan kaçınıp, tutumlu davranalım, çok çalışıp, çok üretip, çok satalım. Alışverişlerimizi ev ve dükkan kiralarını dövizle değil Türk parası ile ödeyelim. Tarım ve hayvancılığa önem verelim. Her türlü ihtiyacımızı kendimiz üretelim ve yapalım. Birbirimizi sevip, sayıp kucaklayalım. Türk’ün Türk’ten başka dostu olmadığının bilinci içinde hareket edelim. Siyasiler de laf değil çözüm üretsinler. Yazımızı bir hadis bir de özlü sözle noktalayalım.

* “Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz”

* “Ekmek nimettir. Yeri çöplük değildir”

Kalın sağlıcakla…


Web Tasarım: Arena Ajans