Connect with us

ZEKİ ŞAN

TÜRKİYE’DE SEÇİMLER CUMHURBAŞKANLIĞI VE MİLLETVEKİLLİĞİ SEÇİMLERİ (1876’DAN 24 HAZİRAN 2018’E)

Türkiye’nin İlk Seçimi 1876 Yılında Yapıldı

Türkiye Tarihi’nin ilk seçimleri bundan tam 135 yıl önce gerçekleştirildi.1876’da yeni parlamenter sisteme geçen Osmanlı Devleti’nin ilk meclisine 130 üye seçildi. Seçilen üyelerden 69’u Müslüman, 46’sı Gayrimüslim vatandaşlardan oluşuyordu.

İlk Seçim 1816’da Yapıldı

Osmanlı Devleti 23 Aralık 1876 tarihinde Meşrutiyetin ilanı ile parlamenter sisteme geçmişti. Yürürlüğe konan Kanun-i Esasi adlı anayasa ile Meclis-i Umumi adlı iki ayrı meclisten oluşan bir meclis kurulması kabul edildi. Bunlardan birisi üyelerini padişahın seçtiği ve görev süresinin hayat boyu olduğu Heyet-i Ayan (üye sayısı mebusanın 1/3’ü kadar olacak) diğeri ise üyelerinin halk tarafından seçileceği Heyet-i Mebusan’dır.

Seçim çalışmaları meşrutiyetin ilanından önce başlatılmış ancak 1877 Mart’ın da tamamlanabilmiştir. Ortada bir seçim kanunu olmadığı için seçimler Sadrazam Mithat Paşa’nın hazırlayıp bakanlara ve padişaha onaylattığı Talimat-ı Muvakkate’nin belirlediği esaslara göre yapılmıştı. Talimat-ı Muvakkate’nin başlıca esasları şöyleydi:

Mebus sayısı 130 olacak (başlangıçta 120 olarak belirlenmişti, II.Abdülhamit 130’a çıkardı), bu mebusların en az 1/3’ü gayri Müslim olacaktı

Seçimler iki dereceli olacaktı. Önce birinciler oy kullanacak sonra seçilen ikinciler mebusları belirleyecekti. (Zamanın kısıtlı olması nedeniyle İstanbul için ayrı taşra için ayrı bir seçim sistemi uygulandı)

Vilayetlerde mebuslar, vilayet, liva ve kazaların idare meclisleri azları tarafından seçilecekti. (İstanbul’da halk seçecek bir üst maddede adı geçen uygulama)

Seçme ve seçilme şartları ise şu şekildeydi :

Taşrada seçmen olmak için; İdare meclisi üyesi olmak, Osmanlı vatandaşı olmak, 25 yaşında ve erkek olmak, emlak sahibi olmak.

İstanbul’da seçmen olmak için; idare meclisi üyesi olma şartı yoktur. Fakat en az iki yıldır İstanbul’da oturma şartı vardır. Askerlerden ise en az mülazım(teğmen) rütbesinde olmak zorundaydılar.

Seçilme şartları ise;Dürüst, güvenilir ve ahlaklı olmak, Türkçe bilmek, 25 yaşını doldurmuş ve erkek olmak, cinayet ve siyasi suçtan mahkum olmamak, memleketinde az çok emlaki bulunmak, Osmanlı vatandaşı olmak.

İlk Mecliste 69 Müslüman Var

Meclis-i Mebusan’ın 130 üyeliği için yapılan ilk genel seçim sonunda ilk meclis 69 Müslüman (Hepsi Türk değil) ve 46 Gayrimüslim olmak üzere toplam 115 (değişik kaynaklarda 117 olduğu da söylenir) milletvekili ile açılmıştı. Bazı vilayetlerden hiç milletvekili gelmemişti. Çünkü bazı yarı bağımsız eyaletler kendilerini milletvekili seçme zorunluluğunda hissetmemişlerdi. (Mısır, Tunus, Necit, Umman, Romanya, Sırbistan, Sisam, Karadağ gibi.)

Meclis-i Mebusan’ın açılışı tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra 19 Mart 1877 tarihinde padişah II.Abdülhamit’in huzurunda Dolmabahçe sarayının büyük salonunda gerçekleştirildi. Açılışa Avrupa’dan da bir çok kişi ve gazeteci iştirak etmişlerdi.MabeynBaşkatibi Sait Paşa padişahın açış konuşmasını okurken dışarıda da atılan toplalarla bu gün kutlanıyordu.

Rus Savaşı Nedeniyle Meclis Kapatıldı.

Açılış töreninin arkasından Ayan ve Meclis-i Mebusan üyeleri, eski Darülfünun binasında kendilerine ayrılan bölümlerde çalışmalarına başlamışlardır. Padişah II.Abdülhamit’in isteği ile Meclis-i Mebusan başkanlığına Ahmet Vefik Paşa, Meclis-i Ayan başkanlığına ise Server Paşa getirildiler.

Bu ilk meclisin üyeleri vilayet idare meclisi üyeleri arasından olduğu için kendi memleketlerinin varlıklı ve kültürlü kişileri idiler. Farklı etnik kökenlerden, dinlerden, mezheplerden gelmelerine rağmen nezaket kuralları içerisinde gayet uyumlu çalışmışlardır. Ancak bu meclisin çalışma süresi oldukça kısa oldu. Osmanlı-Rus savaşı nedeniyle 28 Haziran 1877 tarihinde bu ilk meclis tatil edildi. Meclisin ikinci dönemi ise yeni seçilen milletvekilleri ile 13 Aralık 1877 tarihinde aynı usulle yeniden seçilen milletvekilleri ile açıldı.

Ancak Osmanlı Devleti birinci dönemde yakaladığı uyumu bir daha bulamadı. Yeni dönem Müslüman ve gayri Müslim milletvekillerinin gruplaşmaları nedeniyle olumlu sonuçlar ortaya koyamadı. Padişah II. Abdülhamit Rusların Yeşilköy önlerine kadar geldiği bir dönem de 13 Şubat 1878 tarihinde Kanuni Esasi’nin kendisine verdiği yetki ile Meclis-i Mebusan-ı süresiz tatil etti.

Cumhuriyet’in İlk Genel Seçimleri: Türkiye’nin Demokrasi İle İmtihanı

1946 yılındaki seçimlere kadar, sadece bir genel seçim çok partili yapılmıştı. 1908 yılında ikinci defa meşrutiyetin ilân edilmesinin ardından seçimlere gidilmiş, İttihat ve Terakki Fırkası’nın karşısına seçimlerden henüz önce kurulmuş olan ve bir nevi hazırlıksız yakalanan Ahrar Fırkası çıkmıştı. Hal böyle olunca İttihat ve Terakki seçimleri birinci sırada tamamlamış ve en çok mebusu çıkaran parti olmuştu.

Bu süreç içerisinde Anadolu coğrafyasında birçok seçim gerçekleşmiş ve hemen hemen her seferinde farklı sistemler, farklı yöntemler uygulanmıştı.

1946 yılında birçok iç ve dış etken sonucunda Cumhuriyet Tarihi’nde üçüncü defa çok partili siyasi hayat denenmeye başlanmıştı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırkakısa sürede ‘irtica’ ile özdeşleştirilerek kapatılmıştı. Üçüncü denemenin sinyalleri de aslında bir sene öncesinden, 1945 yılında ortaya çıkmaya başlamıştı. Türkiye’yi yeniden çok partili siyasi hayata sürükleyen birbirinden önemli hem dış hem de iç etkenler vardı.

Bu etkenlerden dış kaynaklı olanlar hepimizin malumu. II. Dünya Savaşı’na katılmayarak her ne kadar başarılı bir politika takip etmiş olsa da Türkiye, savaş koşullarının ağır ekonomik şartlarını kaldırmakta zorlanmıştı. Bunun yanı sıra savaşın sona ermesi ile birlikte iki kutuplu dünyanın oluşması, birçok ülkeyi bu kutuplardan bir tanesine yanaşmaya zorlamıştı. Bu koşullarda, Türkiye de Batı bloğuna yanaşmakta ve bu yakınlığın gereklerini de yerine getirmeye çalışmaktaydı. Tabi ki bloktan gelen taleplerin en açığı tam anlamıyla ‘demokratik’ bir siyasal sistemin oluşturulmasıydı.

Bunun dışında bahsedildiği üzere iç etkenler de vardı ki bunlar geçiş sürecini iyice hızlandıran nedenler oldu. İç nedenlerden en önemlisi ve büyüğü pek tabii ki cumhuriyetin kuruluşundan bu yana artarak gelen ve bir türlü karşılanamayan muhalefet talebiydi. Gerek ekonomik gerekse siyasi nedenlerden dolayı ortaya çıkan muhalefet talebi yıllarca karşılanamadığı gibi, karşılanmaya çalışıldığında da susturulmuştu. Doğal olarak meclis içerisinde ve dışarısında sistemli bir muhalefetin bulunmayışı siyasi olarak bu talebi doğurmuş ve beslemişti. 1923 yılından itibaren uygulanan politikaların, gerçekleştirilen reformların meşru tabanı sağlanmış, muhalefet talebi ise ‘imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz’ denilerek reddedilmişti.

Bu etkenlerin yanı sıra Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatı ve yerine İsmet İNÖNÜ’nün geçmesi ile ideolojik bakımdan bazı kopuşlar da yaşanmaya başladı. 1940’larda Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ mecliste yaşanan muhalefet eksikliğini, bir muhalefet partisinin mevcut olmamasından kaynaklanan problemleri açıkça ve sesli bir şekilde dile getirmeye başlamıştı. İsmet İNÖNÜ, Hükümet partisinin karşısında bir parti bulunmamasıdır.”diyerek demokrasinin ön koşulu olan çok partili sisteme geçişte önemli bir adım atmıştır. 7 Ocak 1946’da ‘Demokrat Parti (DP)’ adında yeni bir siyasal örgüt kurularak bu talebe cevap verildi.

1946’da kurulan Demokrat Parti siyaseten ve ekonomik olarak artan muhalefet rüzgârını arkasına alarak siyasi hayatına başladı. İlk seçim deneyimini, kurulduktan hemen 7 ay sonra Temmuz 1946 yaşayan Demokrat Parti, her ne kadar ülke genelinde yeterince örgütlenememiş olsa da seçimlerde ciddi başarılar elde etti. 7 ay gibi kısa bir sürede meclise 64 milletvekili sokma başarısını gösterdi. 1946 seçimleri hem Türkiye hem de CHP için bir şeylerin değişmeye başladığının apaçık bir göstergesiydi.Demokrat Parti, bir sonraki seçimlere kadar tabanını genişletmeyi ve muhalefet görevini daha da kuvvetli bir şekilde yapmaya başladı. Gerek söylemleri gerek de meclis içerisindeki tutumlarıyla Demokrat Parti halktan daha fazla destek bulmaya başladı. Popülist söylemleri ilk defa siyaset alanına indiren Demokrat Parti, seçim çalışmalarında da bu söylemlerden yararlandı.1946 yılındaki seçimlerin aksine erkene alınmayan ve bir önceki seçimden tam 4 sene sonra planlandığı üzere gerçekleştirilen seçimler ise tam anlamıyla Türkiye’nin siyasi tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu. Kurulduğu günden itibaren ciddi bir beklenti yaratan, meclis içerisinde muhalefet görevini üstlenen Demokrat Parti 1950 yılındaki genel seçimlerde 4.5 milyon civarı oy aldı ve seçimlerden birinci parti olarak çıkmayı başardı. CHP ise geçerli oyların 3.2 milyonunu alarak ikinci parti oldu. 370 bin oy alan Millet Partisi ise sonuncu parti olarak mecliste yer almayı başardı.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar