PARTİLER SEÇİM, HALK GEÇİM DERDİNDE!

Türkiye’nin kaderini belirleyecek büyük seçimlere sayılı günler kaldı. Partiler seçimi kazanma, halkımız geçim derdinde. Siyasi partilerin milletvekili adaylarını açıklaması, ne adayları, ne partileri ne de halkımızı tatmin etmedi. Bana göre bunun tek nedeni adayları parti delegeleri değil, genel başkanların belirlemiş olması. Seçmen TBMM temsilcisini kendi dilediğine göre değil, seçilmişi seçmek zorunda kalıyor. Seçilen vekil de bu durumda kendisine oy verene değil, tek seçici olan genel başkanına karşı sorumlu oluyor. Çok partili demokratik hayata geçtiğimiz 50’li yıllarda “Genel başkan şapkasını koysa seçtirecek” diye espri yapılıyordu. Aradan 68 yıl geçti, değişen bir şey yok.

Kiminle konuşsam ve basından edindiğim bilgilere göre listeler seçmeni tatmin etmekten uzak. Bu Kütahya için de, Türkiye genelinde de böyle. Başkanlık sistemine göre milletvekillerinin yasama ve yürütme erkleri ile önerge vermeye yetkisi yok. Yetki de sorumluluk da cumhurbaşkanında. (Kanun Hükmünde Kararname) Ayrıca icra yetkisi olan bakanlar bundan böyle milletvekilleri arasından değil, tıpkı vali ve diğer üst yöneticiler gibi dışarıdan atanacak. Bu durumda bakanların halka ve parti teşkilatlarına sorumlu olması mümkün mü? Hayır. Sorumlu olacağı tek insan onu atayan cumhurbaşkanı olacaktır. Mademki durum böyle, sormak lazım milletvekili sayısı 550’den 600’e neden çıkarıldı?

Basına göre 2018 seçimlerinde kilit parti Saadet, bana göre ise HDP, şayet bu parti barajı aşamaz, cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş da yeterli oy alamaz ise, hem cumhurbaşkanlığı, hem TBMM temsilcileri seçimlerini AK Parti, 24 Haziran seçimlerini kazanır. Aksi olursa seçimler 2. tura kalır. Yine de ön yargılı olmamak lazım. Seçimlerde son 24 saat çok önemlidir. Katılım oranı ve kararsızların oyu son 24 saatte hatta sandık başında belli olur. Türkiye ekonomi, istihdam, pahalılık, terör, eğitim, sağlık, üretim alanlarında çok zor günler geçiriyor. Hiç kimse petrol, altın, döviz, yiyecek, giyecek, eğitim artışlarından “bana ne” diyemez. İktidara talip olmak adeta ateşten gömlek giymekle eşdeğer bir durumdur. “Adamakla mal tükenmez” derler. Bol vaat eden veya nabza göre şerbet verip, bol keseden devlet bütçesinden dağıtan iktidar, ülkenin ekonomik durumuna göze almak zorundadır. Seçimlerin sonucunu etkileyecek diğer bir önemli faktör de ittifaklar. AK Parti’nin MHP ile Cumhur İttifakı kurması. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi’nin Millet İttifakı kurmasına vesile oldu. Şayet, Cumhur İttifakı yapılmasaydı, Millet İttifakı da olmayacaktı bu durumda. Kanaatime göre, her iki seçimi de AK Parti 1. turda kazanacaktı.

İşsizlik, terör, pahalılık halkın başlıca sorunları haline geldi. Muhalefet de iktidar da vaat yerine ülkenin sorunlarını nasıl çözecekleri, dövizin, altının, petrolün ne olacağını, somut bir şekilde çözüm önerileri üzerinde halka güven vermelidirler. Asgari ücret ve emekli aylıkları hayat pahalılığına yetişemiyor. Dolar, altın, petrol rekor üstüne rekor kırarken, hiç kimse “bunlardan bana ne” diyemez. Bunlar ekonomiyi belirliyor. Petrolle doların ne ilgisi var? Petrol Müslüman Arap ülkelerinden, Doğalgaz Rusya ve Türk cumhuriyetlerinden çıkıyor. Alış verişler dolar yerine bu ülkelerin kendi milli paraları ile yapılmalı, Amerika ve diğer sömürgeci batı ülkeleri Ortadoğu’dan çıkarılmalı, Amerika’nın “ya benim dostum olup, her dediğimi yapacaksın veya düşmanım olursun” tezi kırılmalı. İslam ülkeleri arasında siyasi, ekonomik, askeri, sosyal alanlarda kendi paktını kurmalıdırlar. Türkiye dışarıdan ithal ettiği malları, kendi üretmek zorunda olduğunu kabul etmeli. Tarım, hayvancılık politikaları değiştirilerek, ihraç eder duruma gelecek çözümler üretmeliyiz. Kavga, birbirine itham artık son bulup, birlik, beraberlik sağlanmalıdır.

Kalın sağlıcakla…


Web Tasarım: Arena Ajans