KÜTAHYA’YA ARTIK BETON DEĞİL YEŞİL ALANLAR LAZIM

5 Haziran Salı günü manşetimiz olan “Millet Bahçesi” içerikli haberimiz sayesinde doğaya bir katkımız olduğu için çok mutluyuz. Önder Yaylıoğlu ve Ahmet Emre Özevren’in ortak fikri ile manşete almıştık bu haberi. Gazete manşetini gören belediye başkanı Kamil Saraçoğlu, aynı gün yapılacak olan belediye meclis gündeminde bu önerinin oylanmasını istedi. Sağ olsun, belediye meclis üyeleri de oy birliği ile yıkılan Dumlupınar Stadı’nın yerine devasa binalar yapılması yerine, millet bahçesi yapılmasını kabul etti. Hem belediye başkanı Saraçoğlu hem de meclis üyelerini, bu tarihi karara imza attıkları için tek tek kutluyorum. Bu önemli bir karardı, geleceğimiz için bir umuttu, doğa adına bir saygıydı…

Doğanın, ağaçların, yeşil alanların öneminin herkes farkında. Fakat önüne geçilemeyen bir biçimde doğa tahrip ediliyor. Birçok kişi kendince bu konuya dikkat çekmek için çalışmalar ve projeler yapıyor. Günümüzde ise yol kenarlarındaki çimenlikler ya da süslemeler, meydanlara konulan devasa beton saksıların içine dikilmiş kuş kadar fidanlar, betonarme, havasız bir mahallede “demode” kalmış eski evin bahçesi yeşil alan olarak tanımlanmaya yetiyor.

Geçenlerde birkaç arkadaşımla, Kundukviran tarafına, bahçelere doğru yeşillik ve doğa özlemimizi gidermek için gidiyordum. Daracık yoldan yemyeşil ağaçların bizi selamlarcasına duruşuna bakarak gidiyorduk ki, görgüsüz bir arsa sahibi güzelim doğayı katledercesine, iki metrelik beton bahçe sınırı yapmış. Resmen rezillik paçadan akıyor. Arkadaşlarla bir anda hepimizin asabı bozuldu.

Kütahya’da nereye baksanız her yer inşaat, şehrin görüntüsü kocaman bir beton yığını haline geldi. İnşaatlar yapılıyorken, güzelim ağaçlar kesilip atıldı. Bunu devlet kurumları da yaptı, özel inşaatlar da yaptı. Hele bir de yeni yapılan Orman Bölge Müdürlüğü binasını görseniz, içiniz acır. Nafi Güral Fen Lisesi’nin arkasına yapılan ve bana göre doğa katledilerek yapılan bu bina tam bir utanç abidesi. Çünkü bunu yapan Orman Bölge Müdürlüğü, artık ne diyeyim bilmem. Orman Bölge Müdürlüğü’nü de günah keçisi yapmak istemem ama en üzücü örnek bu maalesef. Yemyeşil doğanın içine konulan devasa bir beton, beni bu eleştiri yapmaya sevk etti. Keşke bu bina ağaç katledilmeden, yeşillik alan yok edilmeden daha uygun bir yere yapılsaydı. Ama iş işten geçti, tren kaçtı.

Şehirlerin betonlaşmasına, Kütahya’nın en güzel alanlarından biri olan eski Dumlupınar Stadı’nın yerine koca koca binalar yerine yeşil bir alan yapılmasına sebep olan Kütahya Belediye Meclisi üyelerine ve başkan Saraçoğlu’na teşekkür ediyorum. Ayrıca, iyi bir sorumlu gazetecilik örneği veren Önder Yaylıoğlu ve Ahmet Emre Özevren’i de bir kez daha kutluyorum.

Kentleşme sonucu ortaya çıkan binalar ve bunlara bağlı altyapılar, iyi planlanmadığı takdirde betonlaşma oranını arttırmakta, yeşil alanları ise azaltmakta. Bu durumda hem insan yaşamında önemli bir yeri olan doğayla etkileşim giderek azalıyor. Bitki ve hayvan türlerinin azalmasıyla biyoçeşitlilik kaybolmakta ve yeşil alanların pozitif etkileri olan yağmur sularının emilimi ve aşırı ısınmanın engellenmesi gibi konularda sorunlar artmaktadır. Özellikle yeşil alanların azalması ve beton yüzeylerin artması ciddi şebeke sorunları oluşturmakta, şiddetli yağmur durumlarında yapılaşmanın yoğun olduğu şehir bölgelerinde seller, su baskınları can ve mal kayıpları oluyor.

Gelin bu gidişe “DUR” diyelim. Yeşil bir Kütahya için atılan bu tarihi adım, gerçekten de çok önemliydi…

Sevgiyle kalın…


Web Tasarım: Arena Ajans