Connect with us

HARUN DEMİRTAŞ

PAZAR OLA HAYROLA…

Bir önceki Dağarcık köşemin konusu olan “Geleceğimiz İçin Haydi Sandık Başına” yazımın
devamıdır.
Evet, yıl 5 Kasım 1982 idi, ben de gazetedeki makalemde “Haydi Sandık Başına” diye başlamıştım.
Son cümlemi de Pazar günü hayırlı bir seçim olması temennisi ile “PAZAR OLA HAYROLA” diye
noktalamıştım.
Gelin isterseniz bu son cümleden sonra bir köşe yazarı, bir fikir adamının başına gelenlere bakalım.
Bugün Azerbaycan Parkı içinde bulunan yıkılan eski merkez hanı arkasında bulunan Çamlıca
Matbaası, yani benim de haftalık yazılarımın çıktığı Kütahya Postası Gazetesine makalemi yayınlanmak
üzere 3 Kasım Çarşamba günü veriyorum. 4 Kasım 1982 Perşembe günü yayınlanması için ama
matbaanın sahibi olan aynı zamanda gazetenin de sahibi olan Osman Şimşek’in ihmali ve unutması ile
bahse konu yazım 5 Kasım 1982 günlü gazetede yayına giriyor.
Milli Güvenlik Konseyinin 70 Sayılı kararına göre “Anayasa oylamasına iki gün kala hiçbir yazılı
gazete ve radyo televizyon yayın organlarında Yeni Anayasanın lehinde ve aleyhinde görüş
belirtilemez” diye tüm basın yayın organlarına gönderilen bu karara muhalefetten hakkımda tahkikat
açılıyor.
Tüm ülkede sıkıyönetim olduğu o tarihte Kütahya Valisi olan Saner ARMAN, valilikte her gün
önüne getirilen mahalli gazeteleri gözden geçirirken, benim gazetede çıkan köşe yazımı okuyor. Valilik
hizmet binası altında bulunan emniyet istihbarat birimlerinden yazımın sonundaki “PAZAR OLA
HAYROLA” demekle referandumda anayasaya hayır oyu verilmesi için halkı yanlış yönlendirdiğim
kuşkusu ile hakkımda istihbarat toplanmasını istiyor ve hakkımda tahkikat açılması için suç
duyurusunda bulunulmuştu.
Sonradan emniyet istihbarat teşkilatında görevli emniyet görevlisi abim “Yahu Harun kardeşim
seni her şeyini araştırdık, ama hakkında hiçbir olumsuz bir şey bulamadık.” demişti. Evet, İmam
Hatip Lisesi mezunu idim. 1980 öncesinin fırtınalı yıllarında okumuştuk. Çok şükür ki; o gurur
duyduğum okulumda, benim gibi çoğu arkadaş hiçbir olaya karışmadan mezun olmuştuk.
Gazetede yazımın çıktığı 5 Kasım 1982 Cuma günü namazdan sonra belediyedeki görevimin başına
geldiğimde gazeteden bir çocuk gelip “Abi seni Osman abi gazeteye bekliyor diye” haber göndermişti.
Ben de gazetenin basıldığı matbaaya geldiğimde bir askeri cip ve astsubay çavuş beni bekliyordu. Ben ve
gazetemiz sahibi Osman Şimşek’i 1980 öncesi Öğretmen Okulu olan, bugün Endüstri Meslek Lisesi olan
Sıkıyönetim Karargâhı’na getirilmiştik. Gazetenin Yazı İşleri Müdürü İlhan Kurun fiiliyatta bu görevden
ayrılmasına rağmen, gazete sahibi onu hala bu görevde gösteriyordu. O da Sıkıyönetim Karargâhı’na sorgu
için çağrılmasına rağmen şehir dışında olması nedeniyle bizimle gelmemişti. O gün Sıkıyönetim Karargâh
komutanı Albay Suphi Büyükerşen’in nezdinde ifadelerimiz alınmış ve akşam serbest bırakılmıştık.
Evet, tam 6 ay her ay gelen savcılık celbi ile cumhuriyet savcılığına belediyede çalıştığım birim
amiri ve aynı zamanda Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İhsan Tunçoğlu ile birlikte gidiyor ve Cumhuriyet
savcısına ifademi veriyordum.
En nihayetinde sivil mahkeme Cumhuriyet savcısı mütalaasında bir karar verememiş ve dosyamı
T.C. Genel Kurmay Başkanlığı Eskişehir-Kütahya ve Afyon illeri Sıkıyönetim Komutanlığı Eskişehir
Askeri mahkemesine yargılanmam için gönderilmişti.
20 Nisan 1983 Tarihindeki Askeri Mahkemeye çıkmış ve ifademde “Konseyin 70 sayılı bildirisine
aykırı bir davranışım olmadığını yazımdaki maksadımın Pazar günü oy kullanılacağını ve bu oy
kullanma işinin temenni etmek maksadıyla yöremizin sözüdür PAZAR OLA HAYROLA demekle
herhangi bir art niyetim olmamıştır” diye askeri hâkime ifademi vermiştim.
Askeri hâkimin yüzüme karşı mütalaasında “Milli Güvenlik Konseyinin 70 sayılı kararına
muhalefet teşkil edecek,herhangi bir unsur bulunmadığından BERAATİNE KARAR VERİLMİŞTİR”
diyerek beraat etmiştim.
O günden bugüne tam 36 yıl geçmişti. Geç de olsa HAK VE ADALET YERİNİ BULMUŞTU
ELHAMDÜLİLLAH.
24 Haziran 2018 Pazar günü yapılacak seçimler de ülkemize hayırlar getirir inşallah.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar