Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

TECAVÜZCÜ VE İSTİSMARCILAR, ACİLEN TOPLUMDAN TECRİT EDİLMELİDİR

Çocuk susar, sen susma. Konuş, acılarını içine gömme. Bitir artık bu vahşeti, daha mı seyirci kalacaksın. Söyleyecek bir sözün de mi yok?

Çocuk bütün canlılar içinde en uzun bakımı, korunmayı ve sevgiyi gerektiren varlıktır. Bir toplumun ilerleyebilmesi ve kalkınabilmesi o toplum içinde yetişen çocukların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı gelişmesiyle mümkündür. Çocuk yetiştirme yöntemi ne olursa olsun zaman zaman çocukların fiziksel cezalara uğradıkları ve bununla beraber duygusal hasarların da ortaya çıktığı, bazen de cinsel yönden zedelendiklerinin gözlendiği bilinmektedir.

Aileler çocuk yetiştirme sürecinde bilerek ya da farkında olmadan çocuklarının gelişimini olumsuz yönde etkileyecek, kimi zaman şiddet, kimi zaman da ihmal şeklinde davranışlar gösterebilmektedirler. Bu nedenle istismar ve ihmalin tanınması, önlenmesi ve müdahalelerde bulunulması gerekmektedir.

Dünya sağlık örgütü çocuk istismarını “Bir yetişkin tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar” olarak tanımlamaktadır. Bu tanımda amaç değil, sonuçlar önem taşımaktadır. Başka bir deyişle, yetişkinin niyeti önemli değildir, eylemin çocuk üzerindeki etkisi önem taşımaktadır. İstismar fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik istismar gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.

Gün geçmiyor ki bir ‘çocuğa cinsel istismar’ vakası yaşanmasın. Ortaya çıkan tablo mevcut iklimden bağımsız değil. Veriler son on yılda cinsel istismar vakalarında büyük artış yaşandığını gösteriyor. Toplumsal yaşamı dinsel referanslarla dizayn eden politikalar, kelimenin tam manası ile istismarcıları cesaretlendiriyor.

‘Çocuk susar sen susma’ sloganıyla sosyal medyada gündem yaratan milyonlarca insan artık bu sorunun kalıcı çözümlerle son bulmasını istiyor.

Bir uzmana sorulan “Cinsel istismar nasıl önlenebilir?” sorusuna alınan cevap aynen şu:

“Sorunun tespitine ve koruma sisteminin iyileştirilmesine yönelik araştırmaların yapılması elzem. Konu, suçun faili ve o suça maruz bırakılanla sınırlı değil ki. Bizim terazimiz burada şaşıyor. Suçun ortadan kalkması faile verilen ceza ile orantılı görülüyor. Oysa elimizde güvenilir veriler yok. Suç işlenene kadar nerelerde ihmaller gerçekleşmiş, koruyucu ve önleyici tedbirler alınmış mı, sorumlu kişiler sorumluluklarını yerine getirmiş mi? Bu soruları göz ardı ederek sadece faili canavarlaştırdığımızda, istismarın önüne geçemiyoruz. İstismarın gerçekten önlenebilmesi için koruyucu tedbirlerin alınması, müdahaleye yönelik uygulamaların gözden geçirilmesi, düzenli denetim ve değerlendirmelerin yapılması, ceza indirimlerinin kalkması, şiddetten hayatta kalanların haklarının korunduğu ve sosyal desteğe ulaşabildiği bir yapının sağlanması ama her şeyden önce önlemenin mümkün olduğuna inanılması ve bu amaçla yola çıkılması gerekiyor. Önce bu önlemleri alalım; ardından çocuklara ‘hayır’ demeyi, bedenlerinin onlara ait olduğunu, sınırlarının saygıyı hak ettiğini öğretelim…”

Kendi evladını bile ayırmadan her türlü istismarı gerçekleştirenlerin acilen toplumdan tecrit edilmesi ve toplumun bu konuda çok fazla duyarlı olması gerekiyor.

Sevgisiz toplumun faturası işte budur…

Sevgiyle kalın…

Önce sevmesini öğrenin, geri zaten güzelliklerle dolar.

Continue Reading

Facebook

Öne çıkanlar