Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

KÜTAHYA’DA HARABE OLMAYI BEKLEYEN 786 YILLIK SELÇUKLU ESERİ NE OLACAK?

Selçuklu Devleti’nin sultanlarından olan 1.Alâeddin Keykûbat adına, 1233 yılında Kütahya’da yaptırılan cami ve hamamı bilmeyenimiz yoktur herhalde. Yoncalı kaplıcasında, aradan geçen 786 yıla karşın, dimdik ayakta duruyor.

Kitabi bilgilere göre, Sultan 1.Alâeddin Keykûbat döneminde, sarayın ileri gelenlerinden Gülümser Hatun, hastalığına şifa bulduğu Kütahya’nın Yoncalı Mahallesi’nde bir cami ve hamam yaptırdı. 1. Alâeddin Keykûbat Camisi ve Hamamı zaman zaman restorasyon geçirse de yaklaşık 8 asırdır varlığını sürdürüyor. Daha doğrusu direniyor.

Bir rivayete göre Gülmüş Hatun olarak da ifade edilen Gülümser Hatun, Yoncalı’ya gelmiş ve burada hastalığına (uyuz) şifa bulmuş. Bu önemli mekâna da bir cami ve hamam yaptırılmasına önayak olmuştur. Selçuklular’dan kalan bu eser, bugüne kadar pek çok restorasyon geçirmiştir ama asırlar boyunca burada dimdik ayaktadır.

Camisinde namaz kılınıp dualar edilen bu çifte eserden, hamam kısmı ise FETÖ/PDY’den tutuklanan Kenan Çiftçi’nin Kütahya valiliği sırasında kapatılmıştı. O tarihte hamamı kapattıran Kenan Çiftçi, burayı müze yapmak istediğini söylemişti. O zaman etrafındaki şakşakçılar “aman efendim ne âlâ, siz nasıl tensip buyurursanız öyle olsun” falan demiş ve maalesef bu fikri bozuk adama engel olmamışlardı. 780 yıllık tarihi hamamı bir çırpıda müzeye çevirmek için restoreye başlattı. Ve maalesef bu hamam tamı tamına 6 yıldır kendi kaderine mahkûm edilmiş halde.

Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğü bu hamam için bazı çalışmalar başlattı belki ama şuanda en ufak gözle görülür bir gelişme yok. Laf sırası gelince “ecdadımız şöyle yaptı, böyle güçlüydü” diye konuşmakla ecdat yadigârı eserler korunmuyor ey Kütahyalılar. Sağ olsun Vakıflar Bölge Müdürlüğü bu hamamı Özel İdare’den tapusuyla beraber aldı geçen yıl. Aldı da içimiz rahat etti, yoksa bu iş yerel imkânlara kalırsa yandık ki ne yandık.

Yandık demişken konuyla endirekt bağlantılı olan bir hususu da gündemde olması nedeniyle aktarmak isterim. Paris’in simgesi, 856 yıllık Notre Dame Katedrali’nde çıkan yangın, binayı tümüyle sardı. Binanın çatısı ve kulesi yıkıldı. Tarihi katedral yok olmak üzere. Katedralde restorasyon vardı. Yangının mesai saati sonrasında çıkmış olması sabotajı da akla getiriyor.

850 yıllık Notre Dame Katedrali Fransa’nın değildir. Dünya mirasıdır. Işid kafasıyla “oh olsun” denmez, denmemelidir. Yunan tapınakları, Roma tapınakları, Mısır tapınakları ve niceleri bu kültürel mirasımızın nadide eserleridir. Bunlar insanlığın birer kilometre taşlarıdır. Biz baktığımızda “ötekilerin” tanrılarını değil, insanlığın tarihini görüyoruz. Bence hepsi değerlidir, hepsi birer tapu senedi gibidir.

Dünya ayağa kalkmış durumda, 850 yıllık bir esere ağlıyorlar. Bizim de burnumuzun dibindeki 786 yıllık bir geçmişi olan Selçuklu mimarisi ile yapılmış eser, kendi kaderi ile baş başa bırakılmış.

Vallahi yazık, billahi yazık…

Sevgiyle kalın…

Tarihi eserlerin tamamı, bizim tapu senedimizdir…

DEVAMINI OKU

Öne çıkanlar