Connect with us

YAZILAR

KÜTAHYALI SUN’ULLAH GAYBÎ EFENDİ KİMDİR? -2-

Bir önceki yazımızda da konu edindiğimiz Kütahyalı Gaybî Sun’ullah Efendi’nin hayatını, bu defa da Kütahyalı mutasavvıf Mehmet Dumlu Hoca’nın anlatımı ile size aktarmak istedim.

Kütahyalı olan büyük velî Gaybî Sun’ullah hazretlerini yine Kütahyalı olan büyük velî Mehmet Dumlu hazretlerinin anlatımıyla, Doç.Dr.Ayşe Nur Sır Dündar’ın kaleminden alıntı yaparak aktarıyorum.

“Gaybî Sun’ullah Efendi (k.s.), Kütahyalı’dır. On üç tane birbirinden âlâ ve ra’nâ eseri vardır. Bu eserler öz tasavvuftur. Eserlerinde açık ve üryan konuşmuş, dolayısıyla halktan çok taş yemiştir. Ancak ehli için bu tasavvufî eserler büyük eserlerdir.

Türk toplumu, tarih boyunca özellikle tasavvufta çok büyük insanlar yetiştirmiştir ve yetiştirmeye devam edecektir. Hiçbir millet, Türk milleti kadar Allah dostu ve âşığı olamamıştır. Bu konuda biz, bir numarayız. Bu bariz gerçeklere biraz değindikten sonra yazımızın asıl konusu olan Kütahyalı Gaybî Sultan’ı tanıtmaya devam edelim.

Yazımızın başında Gaybî Sun’ullah Efendi’nin Kütahyalılar tarafından “Hüdâ Rabbim” adıyla bilinip tanındığını söylemiştim. Onun bu adla yâd edilmesine gelince “Hüdâ Rabbim Risâlesi” adlı bir eserinin olmasıdır. Risâle, dinî ve tasavvufî esâsların yer aldığı büyük ve zengin sözlerle, hem avama hem havâssa hem de ehassa hitaben söylenilmiş ve yazılmıştır. Hz. Gaybî’nin ömrünün son döneminde yazdığı bu âli sözlerle, kendisine halk tarafından yöneltilen “Zındık ve rafazîlik”le ilgili suçlamalara cevap vermek istemiştir.

Risâlenin tamamını dikkatle okuyup incelersek görülüyor ki, o “Ehl-i sünnet ve’l cemaat üzre” olduğunu açık ve net bir şekilde ortaya koyabilmiştir. Halkın onu yanlış anlayıp hakkındaki suçlamalara gelince şunları dememiz yerinde olacaktır: Hz. Gaybi, tasavvufu, üryan (çıplak) yani Âdemiyet esrarını ya da hakikati apaçık, net olarak ortaya koymuştur. Halk ise, bu âli sözlerin ifade ettiği gerçeği, idrak ve fehm edememiştir. Özümleyememiş, sindirememiş ve sonunda bu büyük veliyyullahı inkâr etmiştir. Hatta Hz. Gaybî’nin bir nutk-ı şerifinde geçen şu dizeler bunu doğrulamaktadır:

Başımız meydana koyup keşf-i esrâr eyledik,

Enbiyâ ve evliyânın setr ettiği ma’nâ budur.

Hz. Gaybî, bu sözleriyle: “Peygamberlerin ve velilerin kapattığını ortaya koydum. Bunu yaparken başımı da ortaya koydum,” diye buyuruyor. Elbette bu kadar üryan ve açık konuşan bir veli, halktan çok taş yer. İşte o, kendisini zındıklıkla suçlayanlara karşı “Hüdâ Rabbim” risalesini yazarak vefat edeceği günün gecesi, bunu başının altına koymuştur.

Bu risaleyle: “Siz, benim hakkımda şunları deyip beni taşladınız. Oysa ben buyum. Ben, ehl-i sünnet ve’l cema’attenim,” demek isteyerek kendini taşlayanlara en büyük ve en güzel cevabı vermiştir.

Hz. Gaybî’nin babası Müftü Kara Ahmed Efendi, dedesi Pir Ahmed Beşir Efendi’dir. Pir Ahmed Beşir Efendi’yi, Ümmü Sinan Hazretleri yetiştirmiştir. Aynı zamanda Pir Şaban-ı Veli Hazretleri’nin külliyesinde bulunan postnişininden de hilâfet almıştır.

Bugün bu mübarek zat-ı âliyi Alevîler sahiplenmiştir. Olabilir… Zira onlar, insanlığın ortak malıdır. Alevî de Sünnî de sahiplenebilir. Nitekim Hz. Mevlâna vefat ettiği zaman herkes ona sahip çıkmadı mı? Musevîler: “O bizim Musâmız. Onu bize verin.”, İsevîler: “O bizim İsâmız. Onu bize verin,” demediler mi? Ama Müslümanlar: “Hayır! O bizim Mevlânamız,” dediler. Hz. Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde: “Bir âlimin ölümü, bir âlemin ölümü gibidir.” buyurmuşlardır. Çünkü onlar, âlemin ortak malıdır; gökteki güneşe benzerler.

Güneşin iki özelliği vardır: Isı ve ışık. Işığı ile aydınlatır, ısısı ile ısıtır. Ehlullah da böyledir. Hangi tarikten yetişirse yetişsin hatta hangi toplumdan, hangi dinden gelirse gelsin, onunla öğünebilir. “Gökteki güneşe, Afrika’nın Ümit Burnu’nda yaşayan insan da, Alaska’da yaşayan insan da: ‘Benim güneşim,” demiyor mu? Dünyayı ısıtan tek bir güneş yok mu? İşte ehlullah da böyledir. Onun için Alevîsi de Sünnîsi de: “O, benim insanımdır,” diyebilir.”

Bununla birlikte işin gerçeği Hz. Gaybî’nin öz be öz Kütahyalı ve ulema bir aileden olmasıdır. O, Sünnî bir veliyullahtır.

“Peygamberlerin vârisi olan velilerin özelliği güneşinkine benzer. Benzetmek de gerekmez. Çünkü onlar, güneşin kendisidir. Onlardaki ışık ilim ve bilim, ısı da muhabbettetullahtır.

İnsanoğlu, bu dünyada Hz. Peygamber’in vârisi olan evliyanın ilmiyle ışıklanıp tenvir olmalı; muhabbetiyle gönlünü aydınlatıp ilâhî sevgiyle dolmalı donanmalıdır. Zira onların dükkânların da ilimden ve sevgiden başka bir şey bulunmaz.”

Sevgiyle kalın…

Bir vücuttur cümle eşya, aynı eşyadır Hûda,

Hep hüviyettir görünen, yok Hûda’dan maada.

DEVAMINI OKU

Facebook

Öne çıkanlar