Connect with us

YAZILAR

NE ZAMAN UNUTTUK SEVMEYİ MECNUN?

Gölgesiz güneşlerde oynardık çocukken. Başımıza güneş de geçmezdi hani. Yalandan yağan yaz yağmurunda koşmayı da çok severdik. Mis gibi toprak kokusu, iyiden iyiye bizi melankolik bir hasrete doğru sürüklerdi. Kavgalarımız da olurdu bizim, birkaç dakika sonra sükûnetle biten kavgalar.

Biz öyle çocuklardık ki sobe oynarken üçe kadar sayarken bile araya iki buçuğu hatta iki yetmiş beşi eklerdik. Merhamet damarlarımız deli gibi akardı da bize ondan delikanlı derlerdi.

Annesi ekmeğin üzerine margarin sürüp verirdi birimize, bir dilim ekmeği birkaç kişi paylaşırdık. Doyardık, yeterdi bir dilim köy ekmeği hepimize. Cebimiz delikti belki ama gönlümüz kocaman bir misafire ev sahipliği yapardı. Mâsumduk, yalanımızın rengi bile pembe idi.

Sevgimiz vardı bizim, yarınlara doğru büyüttüğümüz aşkımız vardı. Karasevdaya meyleden bakışları vardı yavuklumuzun. Hiç elinden bile tutmadan âşık oluverirdik. Gözlerinin rengi alkımda bile yoktu mâşûkumuzun. Okul yollarında pek beklemedik ama gece yarıları sokaklarda onun hayaliyle gezerdik. Karanlık geceyi aydınlatan bakışları ile yolumuzu bulacak kadar seviyorduk.

Sonra, güneşimizin önüne bir kara bulut geldi. Hani alışıktık biz gölgesiz güneşte koşmaya, ne oldu sahi? Güneşi kaybetmedik ama bulut bize engel olmaya kalkıştı. Başımızı göğe kaldırıp avazımız çıktığınca bağırdık gölgeye müsebbip buluta ama duymadı sesimizi.

Sonra bir dilim ekmek hiçbirimize yetmemeye başladı, mahallenin gözü pek, korkusuz, yürekli, yaman delikanlıları bir pula muhtaç olmaya başladı. Hani Âşık Mahsuni Şerif’in dediği gibi yiğit muhtaç oldu kuru soğana. Biz buna ağlamayı da unuttuk, merhamet damarlarımız tıkanmıştı. Acilen koroner yoğun bakıma ihtiyacı olan merhamet damarlarımız sonra tıkandı da tıkandı.

Sonra sevmeyi de unutmaya başladık, şehveti aşk sanıp sapkınlığa koşar adım gittik. Gözlerimizi hırs bürüdü, alkımda olmayan rengi gözlerinde bulduğumuz sevda kuşumuz da masumca bizi izledi. Biz ise koşar adım uçuruma doğru gidiyoruz. Maazallah uçurumun dibi derin, kimse çıkaramaz biz o sertlik âleminden. Velev ki çıksak bile artık çok yorulmuş oluruz.

Leylamız bağırıyor “Yapma Mecnun dön geri, sev yine ki seni seviyorum” diyor ama biz duyuyor muyuz? Duyalım diye çaba gösteriyor muyuz? Duyalım artık Leylamızı hoş sesini. Gittiğimiz yol bizi ancak sertlik, katılık âlemine götürür. Ne olur Mecnun olduğumuzu unutmayalım.

“Sevelim sevilelim” der Koca Yunus asırlar evvelinden yarınlara doğru. O’nu duyalım…

Sevgiyle kalın…

Kâinattaki sevginin doruk noktası insandır. İnsan hem sevendir, hem sevilendir.       

DEVAMINI OKU

Facebook

Öne çıkanlar