Connect with us

HABERLER

“BASIN MİLLETİN MÜŞTEREK SESİDİR”

Mehmet Yaylıoğlu kaleme aldı…
Uzun bir süredir yazılarıma ve dahi gazetecilik faaliyetime ara vermiştim.

Bir toplumun ortak ve genel duyguları ve fikirleri vardır. Toplumların değerleri, uygarlaşma düzeyleri, arzu ve eğilimleri ancak bu genel duygu ve fikirlerin belirme ve görünme derecesiyle anlaşılır. Bir toplumu yönlendiren ve yöneten insanlar için, toplumun talihi üzerinde karar vermek durumunda bulunan dostlar ve düşmanlar için ölçü, bu topluluğun kamuoyundan anlaşılan yetenek ve değerdir. Bu nedenle milletler, kamuoyunu dünyaya tanıtmak zorunluluğundadır. Bütün dünya kamuoyu hakkında bilgi sahibi olma ise, yaşam gereklerinin düzenlenmesi için şüphesiz gereklidir.

Bu hususta ise var olan araçların birincisi ve en önemlisi basındır. Basın, milletin genel sesidir. Bir milleti aydınlatma ve uyarmada, bir millete gereksindiği fikrî gıdayı vermekte, özet olarak bir milletin mutluluk hedefi olan ortak doğrultuda yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir okul, bir rehberdir. 1922 (Atatürk’ün S.D.I, s. 224-225)

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdırlar” ifadesi, kendisini gazeteci olarak kabul eden herkese bir sorumluluk vermektedir.

Uzun bir süredir yazılarıma ve dahi gazetecilik faaliyetime ara vermiştim. Mesleği hakkıyla yerine getiremediğim düşüncesi hâsıl olmuştu. Bu konuda aldığım eleştiriler de kararımı desteklemişti. Ülke genelinde yerel yayın yapan çoğu meslektaşımın düştüğü acayip bir duygu hâli idi bu durum. Özeleştiri yapmamız gerekiyor diye düşünürken, faaliyetlerimi durdurma fikri aklıma geldi.  

Yazı yazmıyor, yapılan haberlere en ufak bir katkı vermiyordum. Hatta sosyal medya hesaplarımı bile kapatmıştım. Haber yapmak, fotoğraf çekmek ve yazı yazmak içimden gelmiyordu. 1992 yılında başladığım mesleğimi, çok severek yaptığım gazeteciliği yapmak zûl gelmeye başlamıştı. Baba mesleği gazetecilikten kaçar olmuştum.

Bu düşüncelerde iken geçen hafta bir mesaj aldım. Kardeşim Önder’in yolladığı mesajda “Basın milletin müşterek sesidir” yazıyordu. Ulu Önder Atatürk’ün bu sözünü binlerce defa duymuştum ama bu defa beni sarsmıştı. Atatürk bizzat bana seslenip şöyle diyordu sanki:

“Kim ki gazeteciyim, basın mensubuyum diyorsa milletin ortak sesi ve kulağı olması zaruri bir görevdir. Sen de bu görevden kaçmamalısın. Eğer gazeteciyim diyorsan, tüm olumsuzluklara ve birilerinin senin susmanı beklemesine rağmen ve hatta yazmamana seviniyorlarken kendine gelmek zorundasın…”

İşte o mesajla beraber şöyle bir düşünce içine girdim. 1992 yılından bugüne 27 yıllık bir emek var. İyisi ve kötüsü ile 27 yılda binlerce habere imza atan biri istese de istemese de Atatürk’ün verdiği sorumluluğa ve göreve yakışır bir şekilde çalışmak zorundadır. Basının sesini kısmak isteyen, gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde olan birilerinin ekmeğine yağ sürmemek durumundadır.

Yasama, yürütme ve yargının ardından gelen kuvvet olan basın, son zamanlarda itibar kaybına uğramış olsa da, gazetecilik mesleği layığıyla yapılamıyor olsa da, biz gazeteciler büyük badireler atlatıyor olsak da, özgürce ve samimi olarak mesleğimizi icra etmiyor olsak da artık bu gidişata dur demenin vakti geldi.

Yaptığımız hatalardan ders almak zorundayız, mesleğimizi yaparken basın ahlâk ve ilkelerine göre davranmalıyız. Biz de gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde olmamalıyız. Geçmişte yapılan doğru işlerimizden nasıl övünç duyuyorsak yanlış işlerimizden de utanıp bir daha aynı hataya düşmeme azmi içinde olmalıyız.

Merhum Sedat Simavi’nin “Genç gazeteci arkadaşlarıma! Bu meslek yorucu bir meslektir. Ama insan büyük bir zevkle çalışır. Kalemine daima efendi kal, uşak olmamaya gayret et. Mecbur kalırsan kır, sakın satma.” sözünü bir kez daha kendimize kulak küpesi yapmalıyız.

Merhum Uğur Mumcu’nun şu sözü ile de yazımıza son verelim: “Bir kişiye yapılan haksızlık tüm topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Susanlar da bu insanlık suçlarına katılmış olur.”

Sevgiyle kalın…

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! ATATÜRK

DEVAMINI OKU

Facebook

Öne çıkanlar