Connect with us

DİĞER

“AYVACIK VE İSTANBUL DEPREMLERİNİN KÜTAHYA’DA HİSSEDİLMESİ OLAĞAN”

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Muzaffer Özburan, Kütahya ilinde önemli diri fay hatlarının bulunduğunu ve bu fayların yıkıcı depremler üretme potansiyellerinin olduğunu söyledi.

DPÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Muzaffer Özburan, İstanbul’da yaşanan depremin ardından yeniden gündeme gelen Türkiye’nin depremselliği konusunu Kütahya özelinde değerlendirdi.

Dr. Öğr. Üyesi Muzaffer Özburan, Şubat ayında Çanakkale Ayvacık’ta ve geçtiğimiz hafta İstanbul’da yaşanan depremlerin Kütahya’da da hissedilmesiyle ilgili olarak Muzaffer Özburan, “Depremler yer altındaki enerjinin yer yüzeyine doğru ani boşalımı şeklinde gerçekleşiyor ve deprem derinlerde bir noktada yaşandığı için, bunun yüzeyde taradığı alan da nispeten geniş oluyor. Bu depremlerin Kütahya’da hissedilmesinin nedenini şöyle de örnekleyebiliriz; tıpkı suya atılan taşın etkisi ile dalgalar oluşturması gibi, ortaya çıkan enerjinin sönümlenene kadar ilerlemesi söz konusu. Bu nedenle çevremizde yaşanan depremleri hissetmemiz gayet olağan” dedi.

“KÜTAHYA’DA BİLİNEN EN BÜYÜK DEPREM 1970 GEDİZ DEPREMİ”

Kütahya ilinde deprem olasılığının yüksek olduğu yerlerin nereleri olduğu konusunda da açıklama yapan Özburan, yenilenen diri fay haritasının en temel kaynak olduğuna dikkat çekerek, “Bu haritaya Kütahya özelinde baktığımızda özellikle kırmızı çizgilerle belirtilen kısımlar en aktif faylar. Bu hatlardan ilk ikisi Akşehir’den başlayıp, kuzeybatı yönünde ilerleyen Gediz ve Simav fay hatları. Gediz hattında 1970 yılında yaşanan 7.2’lik deprem bizleri şaşırtan ve korkutan bir deprem olmuş ve çok sayıda vatandaşımız yaşamını yitirmişti. Ancak o depremden sonra bu bölgede büyük sayılabilecek bir deprem yaşanmadı. Simav çevresi de diri faylara sahip ve bu bölgelerdeki faylarda biriken enerji de deprem üretmeye devam ediyor. Bir de Kütahya il merkezinden geçen bir fay hattı vardır ki, bu hattın da diri olduğunu belirten araştırmalar olmasına karşın, depremleri aletlerle ölçebildiğimiz 1900’ler sonrasında ne mutlu ki ciddi sayılabilecek bir deprem üretmemiştir” şeklinde konuştu.

DEVAMINI OKU
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook

Öne çıkanlar