Connect with us

MEHMET YAYLIOĞLU

İRTİCAİ BİR KÖŞE YAZISI!

MEHMET YAYLIOĞLU
3 EKİM 2019 Perşembe

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre irtica, gericilik anlamı taşıyan bir kelime. Arapça dilinden aldığımız ve genelde siyasi konuşmalarda kullandığımız bir sözcük.

90’lı yıllarda irtica kelimesini çok duyan bir neslin mensubuyum.

İnternette karşılaştığım bir yorum:

“90’ların ikinci yarısı, ilk yarısından çok daha kötüydü. Memleketin üstüne binen yük çok artmıştı ve neredeyse ortadan ikiye ayrılacaktı. Toplumsal karışıklar, faili meçhul cinayetler ve doğal felaketlerin yanı sıra post modern darbe diye anılacak 28 Şubat sürecini de yaşayacaktık. 1995 bu altyapıyı hazırlaması bakımından çok zorlu bir seneydi… Ülkenin derdi yokmuş gibi, bir de başımıza dönemin sıkça kullanılan ifadesiyle “irtica”yı çıkardılar. Ne idiği belirsiz ve korkunç görüntüleriyle laik kesimin endişeleriyle oynadılar…”

O yıllarda, “muhafazakâr” bir yaşantı süren insanlar mağdur ediliyor ve irtica tehlikesi konusu hemen her akşam TV programlarına konu oluyordu. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarında, “irtica” başlığı olmazsa olmaz söylemlerden idi. Sanki birileri bu yılların altyapısını hazırlıyordu. Dindar insan demek Müslüm Gündüz demekmiş gibi anlatılıyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri de hazırlanan bu senaryoya istemeyerek figüranlık yapıyor, dindar yaşantı süren mütedeyyin insanları sıktıkça sıkıyordu.

Mütedeyyin dediğimiz insanların büyük bir bölümü, zorla radikal odakların kollarına atılıyor, sıradan bir dini yaşam yerine Siyasal İslam’ın hizmetine geçiriliyordu. Zaten bu memleket ne çektiyse Siyasal İslam’dan çekmedi mi Allah aşkına? Siz buna İngiliz oyunu da diyebilirsiniz, Yahudi hilesi de diyebilirsiniz. Ne derseniz deyin ama dinin siyasete alet edilmesinin ne kadar kötü sonuçları olduğunu artık lütfen görün.  

Filmi 90’lardan geriye doğru sarıp 1977 yılına gelmek istiyorum. Sosyal paylaşım sitesi Youtube’da gördüğü bir TRT Arşiv videosunu bana yollayan bir eğitimci dostum, o yıllardaki ilkokul öğrencilerinin ne kadar güzel bir Türkçe kullandığından ve konulara nasıl hakim olduğundan dem vuruyordu. Buraya tıklayıp o bahsedilen 1977 yılına ait videoyu izleyebilirsiniz.

Benim doğduğum 1979 yılı 19 Mayıs tarihine ait bir video daha yollayan eğitimci dostum, bu defa da liseli gençler ile yapılan söyleşiyi izlememi istedi. Yine bu alana tıklayıp bahse konu videoyu izleyebilirsiniz.

80’li yıllarda TRT ekranında yayınlanan bir musiki programını da size izletmek istiyorum. Merhum Ahmet Hatipoğlu’nun şefliğinde yapılan bu konser programını da sizlere sunmak istiyorum. İzlemek isteyen okuyucularımız bu alana tıklayıp videoyu açabilir.

Eski günlerdeki zarafet, nezaket, letafet, tevazu, bilgi, konusunda uzmanlık, liyakat ve bunları içinde barındıran en önemli olgu EDEP ne kadar güzelmiş.

Kıskançlık, hasetlik, riyakârlık, münafıklık ve çekememezlik, belki o yıllarda da varmış ancak zannederim ki bugünkü gibi toplumun büyük bir bölümüne yayılmamıştı.

Eğitim sistemimiz bitti, üretim deseniz yok denecek seviyelere kadar geriledi. Aile terbiyesi, toplum ahlakı, vatan-millet şuuru kalmadı. İnsanların yüzleri asık, somurtan ve kavgaya hazır bir halde pimi çekilmiş bomba misali gezmelerini görmüyor musunuz?

Televizyon kanallarındaki saçma sapan şeyler, sosyal medya denilen garabet hâl ne zaman nazar-ı dikkatimizi celb edecek?

Türkiye’nin milenyum öncesine (2000’li yıllar) dönmesi kültürel, sosyal ve eğitim bakımından en önemli arzumdur. Bu nedenle irticai bir düşünceye kapılmış bulunmaktayım.

Sevgiyle kalın…

Edepsizlikte tekleriz,

Kimi görsek etekleriz,

Hakk’tan da yardım bekleriz,

Ne utanmaz kö…leriz…

NÂMIK KEMÂL

DEVAMINI OKU

Facebook

Öne çıkanlar