Connect with us

ŞÜKRÜ ATAKAN

KURULUŞUN, KURTULUŞUN KADİM ŞEHRİ KÜTAHYA BÖYLE Mİ OLMALIYDI?

Kütahya için yıllarca tarih, kültür, sanat, termal, maden, tarım, porselen ve çini şehri diye yazdık, çizdik söyledik. Ancak bu saydıklarımın hiçbirinde maalesef marka olamadık. Ancak porselen sektöründe özel sektörün kendi girişimleri ile markalaştık diyebilirim.

Çeyiz sandığımızı ah bir açabilsek, içindeki değerleri önce ülkemize sonra da dünyaya anlatabilsek dedik. Ancak son 20-25 yıl içinde bir arpa boyu dahi yol alabilmiş değiliz.

Elbette yapılanları görüyor ve takdir ediyoruz. Ancak komşu iller Eskişehir, Bursa, Balıkesir, Afyonkarahisar ve hatta düne kadar ilçemiz olan Uşak’a baktığımızda geri kalmışlığımızı görüyor ve hissediyoruz.

Siyasilerimiz hep övgü, alkış, takdir ve oy bekliyor. Tenkit, eleştiri, öneriyi ise hiç kabul etmiyorlar. Onun için derinliklere inmeden, suya sabuna dokunmadan birkaç konuya değineceğim.

Kütahya, 2002 genel seçiminden 2018’de yapılan son genel seçime kadar hep AK Parti’nin kalesi oldu. Bu dönem içinde hiç bakanlık seviyesinde temsil şansımız olmadı. “Kütahya kalemiz, ne verirsek onunla yetinir” tezi kabul edilmiş olmalı ki hizmet gelmedi. Ancak evdeki hesap pazara uymadı. AK Parti, son seçimde 5 milletvekilliğinin 2 tanesi ile Kütahya Belediyesi’ni kaybetti. Ne var ki bu sonucun da henüz gözle görülür, elle tutulur bir gelişmesini göremedik.

Yerel yazılı basından edindiğim bilgilere göre, bir süre önce iktidar ve muhalefete mensup 5 milletvekilimiz bir araya gelerek, şehir hastanesi ve diğer sorunların çözümü için birlikte hareket etme kararı almışlar. Ancak, bunun da bir neticesinin alınmadığını görüyoruz. Şehir hastanesi ve Yoncalı’da yapımına 2 yıl evvel başlanan fizik tedavi hastanesinin durumu belli değil. Ben, dün Gülümser Hatun Otel’inin hamamına gittim. Fizik tedavi hastanesi sahasında boş kamyonlar ve bir kaç kişi gördüm. Orada bulunan birine ne olduğunu sorduğumda, “inşaatta kalan malzemeleri, araç ve gereçleri topluyoruz” dedi. Diğer yandan bir vatandaş da “Sen bilirsin hocam, Yoncalı Fizik Tedavi Hastanesi kapanıyormuş, doğru mu?” diye sordu. Ben, “Duymadım, bilmiyorum. Türkiye çapında dalında tek olan hastanenin yenisi faaliyete geçmeden kapanmamalı” dedim. Hastane otoparkında yüzlerce otomobil gördüm. Demek ki trafik kazası geçiren, felçli, eklem ağrıları çeken vb. yüzlerce hasta yatıyor.

Bir başka vatandaş, hastanenin Tavşanlı ilçemize taşınacağını söyledi. Ben “dedikodudur, olamaz böyle bir şey. Ancak dilimizde ‘olmaz olmaz çünkü olmaz olmaz’ diye bir özlü söz vardır. Bekleyip görelim” dedim.

Hangi birini yazayım, termik santral bacaları filtre değiştirme işlemi 2,5 sene uzatıldı. Kütahya ve civarında akciğer kanseri olan kişi sayısı hat safhalara ulaştı. Şehir içi trafik güzergâhları değişti. Ben Adnan Menderes Bulvarı’nda oturuyorum. Meydan kavşağında kırmızı ışık yanınca yüzlerce araç kuyruğu oluşuyor. Ambulans acı acı bağırarak geliyor ama araç yoğunluğu nedeniyle geçemiyor. Bazı yaya geçiş çizgileri kaldırıldı. Ara geçitler kapandı. Millet karşıdan karşıya nereden geçecek? Niye koydun? Niye kaldırıyorsun? Trafikte çözüm, yeni ve alternatif caddeler açmaktan başka bir şey değildir.

Dertler o kadar çok ki hangisini yazsam diye düşünüyorum. Hastalar, doktorlardan randevu alamıyor. Üniversite içine binlerce öğrencinin kaldığı yurtlar yapıldı. Apart evler ve özel yurtlar boş kaldı. Kaplıcaların durumu perişan halde. Esnaf ticaret yapamamaktan dertli. Halkımız geçim sıkıntısından muzdarip. Neyse, bunları bırakıp yakın dostum, sitemizin yazarı Harun Demirtaş’ın sinema nostaljisi yazısını okudum. Ben de bu nostaljiye karşılık için bir başka nostalji ile yazımı tamamlamak istiyorum.

Rahmetli kayınpederim Hacı Ali Dalıgül 1946’da Demokrat Parti kurucularından idi. Anlattığına göre rahmetli Adnan Menderes 1946 genel seçimlerinde, kendi memleketi Aydın’dan seçilememişti. O günkü Demokrat Parti ileri gelenleri Adnan Menderes’i Kütahya’dan 1.sıra adayı göstermişler. O seçimde Kütahya’nın milletvekili 10 idi. Bunun 7 tanesini Demokrat Parti kazanmış, Kütahya sandığa sahip çıktığı için demokrasinin, 10 milletvekilinin 7’sini kazandığı için de Demokrat Parti’nin kalesi olmuştu.

Menderes, kendisini TBMM’ye yollayan Kütahya’yı hiçbir zaman unutmadı. Önce şeker sonra azot ve termik santrallerini yaptırdı. Göç veren Kütahya, kısa bir sürede göç alan bir il haline geldi. Nüfusumuz hızla artarken, son 10 yılda onlarca köy mahalle olduğu halde nüfusumuz 240 binden 250 bine ancak çıkabildi. Demek ki Kütahya göç vermeye devam ediyor. Artmıyor aksine daha da eksiliyoruz. Kütahya’daki araç çokluğu ve bina sayısı kalkınmada bir ölçü olamaz.

Yazımızı iki ayrı özlü söz ile tamamlayalım.

* Acılar paylaşıldıkça azalır. Sevinçler paylaşılınca çoğalır.

* Mutluluk tükenmez bir hazinedir. Herkes mutlu olsa yine tükenmezdir mutluluk.

Kalın sağlıcakla…         

DEVAMINI OKU
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne çıkanlar