Mehmet Yaylıoğlu


0

GAZETECİLİĞİM

Meslekteki 24. yılımı doldurdum. 4 Mayıs 1992… Aradan geçen 24 yıl içinde baktığımda acı tatlı birçok olaya şahitlik ettiğimi gördüm. O yıllarda gazetecilik yapmak çok daha zevkli idi. Tabii ki adamı kapıdan girdiği gibi gazeteci yapmıyorlar. Meslekteki ustam Ahmet Yaylıoğlu, “hele bir matbaanın mürekkebine bulan da öyle gel” dedi ve bizi küçük yaşımıza rağmen matbaanın…

0

HAK TECELLİ EDER

Hakk, şerleri hayr eyler, Ârif anı seyreyler, Zan etme ki gayreyler, Mevlâ görelim neyler. Neylerse güzel eyler. Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin bir nutk-u şerifi ile söze başladık. Azizin de buyurduğu gibi bizim şer olarak gördüğümüz birçok konu Hakk Teâlâ tarafından hayra tebdil edilir. Bunu bilmeyen kişiler ise başlarına gelen şer gibi görünen durumda hemen vâveylâ…

0

BİZİMKİSİ BİR AŞK HİKÂYESİ

Kütahyaspor 2007-2008 sezonunda Torbalı deplasmanında amatör lige düşmüştü. Yine yüzlerce cefakâr taraftar o maça gitmiş ve gözleri nemli olarak Kütahya’ya dönmüştü. “Olsun be Şimşek” diyorduk, “üzülme sen” diye naralar atıyorduk. İçimiz buruk, gönlümüz yaslı idi. 1966’da büyük bir coşku ile kurulan Kütahyaspor, aradan geçen 41 sonunda amatör kümeye düşmüştü. Galatasaray’a kök söktüren Mavi Şimşek amatör…

0

TECESSÜS ETMEYİN!

Tecessüs etmek Türk Dil Kurumuna göre, “belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışmak” anlamına geliyor. Bir diğer anlamı ise “merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı” olarak da kayda geçmiş. Maalesef milletimizin büyük bir bölümü mütecessis bir vaziyete gelmiş durumda. İnsanlar birbirinin kabahatini, noksanını ve özrünü aramak konusunda adeta kendi aralarında yarışa girmiş olarak göze batıyor….

0

ATATÜRK VE DİN

“Bizi yanlış yola yönelten soysuz kimseler bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz… Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din niteliği altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar. Hâlbuki Allah’a şükürler olsun hepimiz Müslüman’ız, hepimiz…

0

KANSIZLARIN KAN GÖLÜ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni her türlü hıyanet planları ile bölmek, parçalamak ve darmadağın etmek isteyenlerin oyunudur Ankara. Durumdan zevk alan işbirlikçilerini bulmak ve tanımak isteyenler sosyal medyada yazılıp çizilenlere baksın. Onlarca insanımız hain saldırıda CAN verdi, kan verdi. Düşmanlar kıs kıs gülerken bu ihanete ortak olan kişileri devlet bilmektedir. Bunlara gerekli hesap sorulacaktır. MHP Genel Başkanı…

0

BİR DOKUN BİN AH İŞİT

Dünkü yazımda, acilen Kütahya’ya müdahale edilmesi gerektiğini ve bu konuda öncelikle AK Parti teşkilatlarına görev düştüğünün altını çizmiştim. Milletvekilleri, Belediye Başkanları, il genel ve belediye meclis üyeleri ile Ticaret ve Sanayi Odasının da bu konuda somut adımlar atmasının artık zorunluluk olduğunu da anlatmaya çalışmıştım. Bu konuda bilimsel çalışma noktasında en önemli görev tabii ki Dumlupınar…

0

KÜTAHYA’YA ACİL MÜDAHALE LAZIM

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ( ADNKS) 2015 verilerine göre, Ege Bölgesi’nde nüfusu azalan tek il Kütahya oldu. Kütahya’nın nüfusu bir önceki yıla göre binde 2 azalarak 571 bin 463’e düştü. TÜİK Bölge Müdürü Mehmet Akyol, “Kütahya ili nüfusu 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle bir önceki yıla göre azalarak 571 463 kişi oldu. Kütahya ili…

0

50 YILLIK ÇINAR KÜTAHYASPOR

23 Mayıs 1966 tarihinde Dumlupınar, Dağcılık, Kütahya Gençlik ve Alayunt Gençlik spor kulüpleri tek bir çatı altında birleşip Kütahyaspor kulübünü oluşturdu. Kulübün ilk yönetim kurulu başkanı rahmetli Abdurrahman Karaa’dır. Günümüze kadar 32 ayrı başkan tarafından yönetilen Kütahyaspor kulübü, Mavi – Lacivert forma rengini alarak büyük bir simge olmuştur. Kuruluşundan bu yana 7 sezonda başarısız olarak…

0

VATANDAŞIN İSTEKLERİ

Şahsi elektronik posta hesabım olan yaylibaba@gmail.com adresine günde yüzlerce ihbar, şikâyet, eleştiri ve yorum alıyorum. Bunların çoğunluğu ise devlet kurumlarının işleri ile alakalı oluyor. Her zaman bu postalara cevap veremiyorum belki ama arada bir onları köşeme taşıyorum. İşte onlardan bazılarını bugün size konular bakımından aktaracağım. Kütahya’daki postaların (PTT aracılığı ile dağıtılan) zamanında adresine teslim edilmediği…

0

ESNAF ŞİKÂYET EDİYOR

Son zamanlarda küçük esnaftan bazıları, bizzat bana ulaşıp sıkıntılarını dile getiriyorlar. Özellikle küçük sanayi sitesindeki tamirci, bakımcı, yağlamacı vs. birçok esnaf arkadaşımız, işlerinin çok kötü olduğunu ve ödemelerini yapamadıklarını anlatıyorlar. Sadece sanayide mi? Sevgiyolu ve Atatürk Bulvarındaki esnaflar da işlerin bıçak gibi kesildiğine işaret ediyor. Bunun sebebi ise öğrencilerin tatile gitmiş olması. Yani öğrenciye bağımlı…

0

UĞURLAR OLSUN

Gazeteciydi… Araştırmacıydı… Düşünürdü ve o bir insandı. Babaydı Uğur Mumcu… Bir oğlu bir de kızı vardı. Çoğu gece onlar uyuduktan sonra eve varabilir, üzerlerini örter ve usulca öperdi… O patlamada kırılan gözlüğünü çıkarır da öperdi, öperken batmasın diye… 1993 yılıydı. Bir Pazar sabahı gazetenin matbaa bölümünde çalışıyordum. 14 yaşımdaydım ve gazeteci olmayı kafama koymuştum. Ama…

0

ÜÇ KONU BİR YAZI

Geçen gün bir yazı kaleme almıştım. “GAZETEYE ABONE OLMAK” başlığıyla size aktardığım yazımdan etkilenen, 12 yaşında Ömer adında bir genç geldi gazeteye. Önce bizim haber merkezine gelen Ömer, “ben yerel gazeteye abone olmak istiyorum” demiş. Bizim ekip de Ömer’in aldıkları gibi benim odaya getirdiler. Ömer’e, “ne yapacaksın gazeteyi” diye sordum. Cevap 10 numara: “Kütahya’da olup…

0

ÖLÜM VAR HACI…

Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn… (Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: “Biz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz” derler.) Bakara suresi 156. ayetinde aynen böyle buyruluyor. “Râciûn” yani “DÖN” emri geldiği anda, ruh otomatik olarak emri yerine getirir. Azrail (a.s.) bu emri aldığı gibi anında uygular ve emanetteki canı…

0

GAZETEYE ABONE OLMAK

Kapınızın önünde alınmayan çöpleriniz mi var? Arayın Hürriyet Gazetesini haber yapsın. Kaldırım taşlarınız mı kırıldı? Bir telefon patlatın Sabah Gazetesine anında muhabir yollasın. Yoksa çocuğunuzun okulda müsameresi mi var? Posta Gazetesi gelip onu haberleştirsin. Mahallenizi başıboş köpekler mi sardı? Ne duruyorsunuz Zaman Gazetesini arayıverin de gelip haber yapsınlar. Yani her gün alıp okuduğunuz gazeteler (genel…

0

YAZ GASTECİ YAZ…

Gazeteler yaşayan organizmalardır, buralarda her gün yeni bir heyecan vardır, bu heyecan bazen dramdır, bazen trajedidir, bazen de komedidir. Biz iyi gazetenin kendisiyle ve yaşamla dalga geçmesini bilen insanlar tarafından çıkarılabileceğine inanırız. Bizim gazetede bu havayı yakalamış durumdayız. Birinci sayfamızı her gün şakalaşarak, gülerek oluştururuz, tebessümümüzü eksik etmeden ciddiyetimizi koruruz. Bu tavrımızı umarım sayfalarımızda hissediyorsunuzdur….

0

HAYVANCA ADALET

Bir gün, aslan kurt ve tilki avlanmak için dağa çıkarlar. Avlanırken geniş arazide daha çok av yakalamak için birbirlerine yardım etmek için aralarında sözleşirler. Aslanın kurt ve tilkiyle arkadaşlık yapmak zoruna gitse de, yoldaşlığını ikram ve lütuf olarak görür. İşleri rast gider. Bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de tavşan avlarlar. Avlarını kanlar içerisinde…

0

CAHİLİN NEYİ EKSİK?

“Cahil” deyip geçiveririz çoğu zaman. Cahil nedir bilir miyiz acep? Cahilde olmayan şey akıl değildir. Aksine çok akıllı olur cahilane tayfası. Peki, nedir eksik olan tarafları biliyor musunuz? Ahlâkî yapıları bozuk olur cahillerin. Her şeyin hinliğini iyi bilirler. Nerede bir sakat iş yapan varsa bakın, mutlaka altından ahlâksızlığa bağlı olarak yapılan bir cehalet çıkar. Hani…

0

VEFALI BİR KERTENKELE

“Vefasızdan vefa ummak ayrı bir vefasızlıktır.” İşte bu söz, içi mânâ dolu bir hazine gibi. Vefasızlık yapan kişiden vefa beklemek de vefasızlık oluyormuş. Vefayı bir mahalle adı ya da bir boza markası olarak bilenler, bu sözdeki derin anlamı tahayyül edemezler. Sözün başında hemen söylemek gerekir ki dünya denilen yer vefasızların başkentidir. Burayı kendine mesken belleyenler,…

0

AĞZINA YILAN KAÇAN ADAM

Akıllı birisi, atına binmiş gidiyordu. Yol kenarında uyumakta olan birisinin de ağzına yılan kaçmak üzereydi. Atlı, yılanı ürkütüp kaçırmak ve adamı kurtarmak için atını koşturdu, fakat yetişemedi. Tutup o adama kırbacıyla birkaç kere vurdu. Uyanan adam, darbelerin acısıyla bir ağacın altına kadar kaçtı. Oraya bir hayli çürük elma dökülmüştü. Atlı “bunları ye” diye emretti. “Beyim”…

Web Tasarım: Arena Ajans