Bizimle iletişime geçin

Kültür

Oğluna doğum günü hediyesi yerine bağış yaptı, bir hastayı ameliyat ettirdi

Kütahya’da bir kadın, doğum günü olan oğlu adına yaptığı bağışla kataraktlı bir hastanın ameliyatına vesile oldu.

Oğlu Yiğit Selim’in 10’uncu yaş doğum günü için unutulmaz bir anı hazırlamak isteyen anne Hacer Çakır, hediye alacağı parayı Hayrat Yardım Derneği Kütahya Temsilciliğine bağışladı.

Derneğin, “Gören Gözler Gülümseyen Yüzler Kampanyası” ile kataraktlı bir hastanın gözlerinin ameliyatla açılmasına vesile olan Hacer Çakır’a, Hayrat Yardım Derneği Kütahya Temsilciliği tarafından oğlu Yiğit Selim Çakır adına düzenlenmiş teşekkür belgesi verildi.

Kütahya’da, oğlunun doğum gününde ona ‘anlamlı’ bir hediye vermek isteyen anne Hacer Çakır’ın, oğlu adına bir derneğe yaptığı bağışla kataraktlı bir hastanın gözlerinin açılmasına vesile olduğu bildirildi. Hayrat Yardım Derneği Nejdet Erdoğan (solda), adına bağış yapılan Yiğit Selim Çakır (sağda) için hazırlanan teşekkür belgesini takdim etti.

Çakır, belgenin kendisini oldukça duygulandırdığını dile getirerek, “Bu kadarını beklemiyordum. Benim ve oğlum için çok güzel bir hediye ve anı oldu. Hayrat Yardım Kütahya Temsilciliğine çok teşekkür ederim.” dedi.

Annesine teşekkür eden Yiğit Selim Çakır ise şimdiye kadar aldığı en anlamlı hediyenin bu belge olduğunu söyledi.

Derneğin temsilcisi Nejdet Erdoğan da düzenledikleri kampanya ile ihtiyaç sahibi kataraktlı hastaların ameliyatla gözlerinin açılması sağladıklarını belirterek, “Yapılan bu bağışın ihtiyaç sahibinin gözlerinin açılması kadar Yiğit Selim’in de yüreğinde yardım etme ve merhamet duygusunun oluşmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz. İyiliğe sözümüz var, biliyoruz ki dünya iyilikle değişir.” ifadelerini kullandı.

Kültür

Vefa Destek Grubu Kütahya’da çalışmalarına başladı

Kütahya’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında sokağa çıkmaları kısıtlanan 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı bulunanların ihtiyaçları, Genç İHH oluşturulan “Vefa Sosyal Destek Grubu” gönüllülerince karşılanıyor.

İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelge sonrasında evlerinden çıkmaması istenen vatandaşlara yönelik yürütülen çalışmalara sivil toplum kuruluşları da destek veriyor.

İHH Kütahya İnsani Yardım Derneği bünyesindeki Genç İHH gönüllüleri, çalışmalar kapsamında sokağa çıkmaları kısıtlananların talepleri doğrultusunda yardım faaliyetlerini yürütüyor.

Dernek başkanı Mustafa Yenipazar, gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşanan sıkıntılı süreçte kendilerine düşen her türlü görevi yapmaya hazır olduklarını söyledi.

Dernek olarak bu süreçte daha önce ihtiyaç sahipleri için başlattıkları acil hijyen paketi kampanyasını sürdürdüklerini dile getiren Yenipazar, şunları kaydetti:

“Yardım faaliyetlerimizi dün olduğu gibi bugün de, yarın da sürdüreceğiz. Salgından dolayı yaşanan sıkıntıların birlik içinde atlatacağımızı düşünüyoruz. Bu süreçte dernek üyelerimiz ile gönüllülerimizden oluşturduğumuz ‘Vefa Sosyal Destek Grubu’muz sokağa çıkmaları kısıtlanan ve bize ulaşanların yardımına koşuyor. Ekiplerimiz, ihtiyaç sahiplerine de içinde kişisel ve ev temizliği ürünleri bulunan hijyen paketlerimizi ulaştırıyor.”

Yenipazar, İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Türkiye genelinde işsiz kaldığı tespit edilen ve gündelikçi çalıştığı için geliri olmayan ihtiyaç sahibi ailelere yönelik 10 milyon lira nakdi yardım, 100 bin aileye kumanya paketi ve 10 bin hijyen paketiyle çalışmalarına başladığını, daha çok kişiye ulaşmak için hayırseverlerin desteklerini beklediklerini de sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

GEDİZ

50 yıl önce bugün, 1086 kişi Gediz’de can vermişti

GEDİZ DEPREMİ: 28 Mart 1970 tarihinde, mahallî saatle 23.00’ten az sonra, merkezi Kütahya’nın batısındaki Gediz yöresinde meydana gelen deprem.

Depremde Batı Anadolu tamamıyla sarsılmıştı. Bu depremi daha başka sarsıntılar takip etmiş ve haftalar sonra dahi farklı büyüklükte sarsıntılar ve ufak depremler hissedilmişti.

Depremin büyüklüğü Richter ölçüsüne göre 7,6 idi.

Yaklaşık olarak 3000 km2 genişliğindeki sarsıntı alanında takriben 3500 ev tamamen yıkılmış, 7000 ev ağır surette ve 10.600 den fazla bina da fazla ölçüde hasara uğramıştı.

33.000 aile, yaklaşık olarak 80.000 kişi barınaksız kalmış, 6 saniye süren depremde 800 kişi (yabancı kaynaklarda 1086 kişi) ölmüş ve 520 (yabancı kaynaklarda 1260 kişi) yaralanmıştı.

Deprem sonrasında yıkılan ve tamamen harabeye dönüşen şehrin Uşak yolu üzerinde 7 km ilerisine Kadınlar Pazarı denilen mevkiiye yeniden bir şehir kurulmuş ve yıkılan şehre “Eski Gediz” adı verilmişti.

Kadınlar Pazarı mevkii Gediz’in 7 km güneyinde Şaphane Dağı eteklerinde yer alır.

Kütahya ve çevresinde etkin olan diğer depremler ise 1928 Emet 6.2, 1944 Şaphane 6.2, 1970 Gediz 7.2, 1970 Çavdarhisar 5.9 ve 2011 Simav 5,9 bu depremler bölgede ağır hasarlar vermiştir.

Okumaya devam et

Kültür

Kütahya’da okumayı ve kitabı sevdiren, kültür elçisi İbrahim Nazlı’yı kaybettik

Kütahya’nın sevilen simalarından olan İbrahim Nazlı, 1,5 aydır verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. Üniversite Kitapevi’nin kurucusu olan İbrahim Nazlı, Kütahya’nın kültür elçileri arasında yer alıyordu.

Bir dönem yenikutahya.com’un danışmanlığı yapan yazar Abdullah Reha Nazlı’nın babası, eski Kütahya Milletvekili Şükrü Nazlı’nın ağabeyi olan İbrahim Nazlı, kültüre yaptığı dev hizmetleri ile geride güzel bir fotoğraf bıraktı.

Babası İbrahim Nazlı’nın Hakk’a yürüdüğünü sosyal medya paylaşımı ile duyuran Abdullah Reha Nazlı, “Babamı kaybettik. Cenazesi yarın saat 14.00’da Ali Paşa Camisi’nden kaldırılacaktır. Kalp krizi geçirmesinden itibaren hastanede geçirdiği son 1,5 ayda desteklerini esirgemeyen tüm dostlardan Allah razı olsun.” dedi.

Kütahya Gazeteciler Cemiyetinin uzun yıllar başkanlığını yapan Gazeteci – Yazar İhsan Tunçoğlu da yayınladığı mesajda “Kitapları seven ve Kütahya halkına kitap sevgisi aşılayan ve aynı anlayışla evlat yetiştiren değerli kardeşim İbrahim, mekânın cennet olsun. Reha kardeşim ve ailesine sabırlar ve başsağlığı diliyorum” dedi.

Okumaya devam et

Eğitim

Koronavirüse karşı dezenfekte edilen kitap, genç gazeteciye hediye edildi

Kütahyalı genç basın emekçisi Ahmet Dinç, sosyal medyadan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu’nun doğada okuduğu Stefan Zweig kitabını görünce, bu paylaşım altına yorum olarak, Zweig hayranı olduğunu belirtti. Rektör Kavuncu bu durum karşısında memnuniyetini dile getirip, kitabı mevcut şartlardan dolayı KSBÜ laboratuvarlarında yoğun bir dezenfeksiyon sürecinden geçirterek, Dinç’e hediye etti.

KSBÜ- Doğayı seven bir insan olarak bilinen KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, geçtiğimiz Pazar günü Kütahya doğasında vakit geçirirken bir görüntü paylaştı . Kavuncu Instagram hesabından, “Burada virüs yok. Güneş, temiz hava, kuş sesleri, sıcak çay ve kitap var.” paylaşımını yaptı. Paylaştığı fotoğrafta ise Stefan Zweig’ın “Macellan- Bir İnsan, Bir Yaşam” kitabı, doğayla uyum içerisinde duruyordu.  

Bu paylaşım üzerine Dumlupınar Gazetesi’nden genç basın emekçisi Ahmet Dinç, yorum olarak Alman Zweig hayranı olduğunu belirten şu mesajı paylaştı: “Zweig hayranıyım. Kitabı okuduktan sonra bana hediye eder misiniz Rektörüm?” Rektör Kavuncu bu durum karşısında olumlu cevap verip, kitabı KSBÜ laboratuvarlarında yoğun bir dezenfeksiyon sürecinden geçirterek, Ahmet Dinç’e hediye etti.

“BU İNCE DAVRANIŞ KARŞISINDA ÇOK MUTLU OLDUM

Rektör Kavuncu, hediye ettiği kitaba, “Sevgili Ahmet Dinç kardeşime; kitaplara olan ilgi ve sevgisinin hiç bitmemesi dileğiyle.” notunu paylaşarak, imzasını attı. Dinç bu ince davranış karşısında çok mutlu olduğunu ifade ederek, “Bir Stefan Zweig hayranıyım. Prof. Dr. Vural Kavuncu’nun da Zweig’ın bir kitabını okuduğunu görünce, sosyal medya paylaşımı altına bir yorum yazdım. Rektör Kavuncu sağ olsun beni kırmayarak, kitabı hediye etti. Ayrıca kitap dezenfekte işlemine tabi tutulduktan sonra bana ulaştı. Bu ince davranış karşısında da çok mutlu oldum.” dedi.

KİTAP YOĞUN BİR DEZENFEKSİYON SÜRECİNDEN GEÇTİ

KSBÜ laboratuvarlarında yoğun bir dezenfeksiyon sürecinden geçen kitap, ilk olarak ultraviyole (UV) lambası altında 1 saat bekletildikten sonra, sayfalar ayrı ayrı yüzde 70 etil alkolle temizlendi. Ardından özel olarak poşete konularak, bantlandı.

Okumaya devam et

Kültür

Müderris Mahallesi’nin İnci Ablası

Yedi Gün Gazetesi’nin, Yedinci Mahalle sayfasının bu haftaki konuğu İncinur Duman oldu.

Gazeteci Emine Yaylıoğlu, ikinci sayıda da pozitif ayrımcılık yaparak, kadın bir muhtarla daha söyleşi yaptı. Mahalle sakinlerince çok sevilen İncinur Duman, Müderris Mahallesi’nde kiminin ablası, kiminin annesi kiminin de evladı olmuş. “Gücümün yettiği yere kadar bu görevde kalmak istiyorum” diyen Duman, Emine Yaylıoğlu ile çok güzel bir söyleşiye imza attı.

SÖYLEŞİ – Emine YAYLIOĞLU

Muhtar olmaya nasıl karar verdiniz?

Bu kararı almam aniden olmadı. 36 yıl önce bu mahalleye gelin olarak geldim. Evlendikten sonra iş hayatına girmeyi çok istedim. Ancak bu arzum eşim tarafından uygun görülmemişti. Çalışamadım ama hiç de boş durmadım. Bir kadın isterse bir şeyleri mutlaka başarıyor. Çünkü Allah bize yaratıcılık özelliğini vermiş. Genlerimizde var bu bizim. Yeter ki kadın bir şeyin olmasını istesin. Hep bir şeyler üretmeye çalıştım. Mahallede de kendime ait bir çevrem olmuştu. Herkesin her şeyine koşmayı çok severdim. Bu benim yapımda var, çocukken de öyleydim. Muhtar olmadan önce de sanki muhtar gibi çalışırdım. Babamdan gelen sağlık bilgim olduğu için tansiyon ölçmekten iğne yapmaya kadar insanların basit sağlık sorunlarını çözmeye çalışırdım. Yapı olarak, mizaç olarak insan ilişkilerim çok iyidir. Ben insan canlısı birisiyim, kim olursa olsun ayırt etmem. Zaten herkesin yardımına koştuğum için, insanların derdine çare aramayı sevdiğim için çevremdekilerin bana bakışları farklı olmaya başladı. Çok sevdiler beni, içlerine aldılar. Mahallemizde çok güzel bir birlikteliğimiz var. Çalışmak istedim ama çalışmadım. Bu içimde hep bir uhde olmuştu. Çocuklarım büyüdü, oğlum ve kızım evlendi. Küçük kızım da büyüdü. Eşime “artık ben çalışmak istiyorum” dedim. Eşim yıllar sonra çalışmama onay verdi. Ama 49 yaşına gelmiştim, yaşım ilerlediği için iş bulamadım. Kim iş versin 49 yaşında hiçbir iş tecrübesi olmayan bir insana? Eşim çalışmamı onaylamıştı ama bu kez de ben iş bulamıyordum. Çevremdekiler “sen muhtar adayı olsana” diyorlardı. Benim bu işi becerebileceğimi düşünüyorlardı. Ben de o zaman “muhtarlığa ada olacağım” dedim. Eşim de “tamam aday ol” dedi. Eminim buna, itiraf etmedi ama kazanamayacağımı düşündü. Karşımda da rakip olarak belediyeden emekli bir erkek aday vardı. O da yakın komşumuz. Bu işlerin nasip kısmetle olduğunu biliyordum. Cami avlusuna oturmuş amcaların yanına girerek ilk propaganda çalışmamı başlattım. “İnci bu iş böyle başlayacak” dedim. Hepsiyle tek tek konuştum ve muhtar adayı olduğumu söyleyip destek istedim. Herkesten güzel tepkiler geldi. 2014 yılındaki mahalli idareler seçiminde göreve geldim.

Göreve ilk geldiğinizde Müderris Mahallesi’nin en önemli sorunu neydi?

2014 yılında göreve ilk geldiğimde, gözüme batan ilk sorun çöplerdi. Çöpler toplanıyordu ama konteynır yoktu hiçbir sokakta. İnsanlar çöp tenekeleri ya da plastik kovaları kapı önlerine bırakıyordu. Bu mahalle de dağ yamacında olduğu için köpekler ya da yabani diğer hayvanlar tenekeleri dağıtıyorlardı. İlk odaklandığım konu bu nedenle çöp sorunu oldu. Hemen ilk icraat olarak mahallemize çöp konteynırlarını getirdik. Parkımız içler acısı bir halde idi. Benim mahallem küçücük. Bir camimiz bir parkımız bir de küçücük bir parkımız var. Buraların güzelleştirilmesi için belediyeye dilekçemizi verdik. Sağ olsunlar onlar da bizi kırmadı, sorunlarımızı çözdüler. 

Mahallenizin nüfusu ne kadar?

Müderris Mahallesi’nin şuandaki nüfusu yaklaşık bin civarında, belki de bulmaz bile. Çünkü taşınanlar ya da rahmetli olanlar oldu. Çok kalabalık olmayan bir yerleşim alanında görev yapıyorum.

Yabancı uyruklu sığınmacı göçmen var mı mahallenizde?

Sayıları çok fazla olmamakla birlikte evet, var. 3-4 sene önce daha fazlalardı ama şimdi biraz daha azaldılar. Benim mahallemde Afganlar yaşıyor. İlk geldiklerinde durumları içler acısıydı. Çok yanlış bir politika ortaya konulduğunu düşünüyorum bu konuda. Bir sabah muhtarlığa geldiğimde çok üzücü bir manzara ile karşılaştım. Bir aşure günüydü ve çok soğuk bir havaydı. Muhtarlığın etrafına yayılmış insanlar gördüm. Çocuklar, kadınlar ve erkekler insanlık açısından çok utanç verici bir halde bekliyorlardı. Soğuk havaya rağmen sığınmaya çalışıyorlardı. Soğukta aç bir halde sokakta yatmaları beni derinden etkilemişti. Komşularla hemen bir diyaloga girip bu sığınmacılar için kolları sıvadık. Azalarımın da yardımıyla hemen birer tane ev bulduk. Ev denemez aslında ama onların barınabileceği birer mekân bulduk. En azından o soğuk hava kimseyi dışarıda bırakmadık. Komşularımızın kimisi sobasını, yatağını, yakacağını verdi kimi de gıda ihtiyaçlarına çare oldu. Elimizden geldiği kadar maddi manevi her şeylerine koşuyoruz. Yani küçücük de olsa onlara bir yaşam alanı kurduk. Onlar da çalışmaya başlayınca o kadar sık gelmemeye başladılar. Çalışıyorlar, kazanıyorlar. Afganlar çalışkan insanlar gördüğümüz kadarıyla. Bizim mahalleye Suriyeli hiç gelmedi.

Mahalle sakinlerinin onlara karşı tepkisi nasıl?

Kötü değil aksine yardımcı oluyorlar. Çünkü mahallemizdeki göçmen aileler de zararlı insan değil, mahalle halkım da iyi insanlar. Mahallemizde kültürel bir uyum sorunu yaşanmadı ve ben bundan çok memnunum. 30-40 hane göçmen olsa belki işler farklı olabilirdi ama benim mahallemde 3 hane göçmen aile var. Önceki yıllarda biraz daha fazla idi ama şimdilerde azaldı.

Muhtarlıkta ikinci dönemdesiniz, ne kadar daha devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Gücümün yettiği yere kadar bu göreve devam etmek istiyorum. Mahalle sakinlerimiz desteklerse, çalışabildiğim yere kadar bu görevimi sürdürmek istiyorum.

İkinci dönemde kaç aday vardı karşınızda?

Bir tane kadın aday vardı karşımda rakip olarak. Karşıma hiç erkek aday çıkmadı. Genç bir kadın adayla seçim yarışına girdik. Gencecik de bir kardeşimizdi. Onun aday olmasına hiç kızmadım, hatta benimle konuşup benden destek istemesini, yardım istemesini arzulardım. Çünkü ben burada baki değilim bunu iyi biliyorum. Bir gün gelecek ve ben buradan gideceğim. Ama güzel işler yaparak buradan gidebilirsem ne kadar güzel olur. Hani derler ya şu gök kubbede hoş bir seda bırakmak istiyorum.

Mahallenize ne yapmak istiyorsunuz?

Coğrafi olarak mahallemiz çok kısır bir yerde. Bu nedenle okul istesek yapacak yerimiz yok. Çok küçük bir mahallede bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Maaşı olmasa da bu işi yapar mısınız?

Evet, yapardım. İlk muhtar seçildiğimizde maaşlarımızın çok da cazip bir tarafı yoktu. Benim hiçbir sosyal güvencem yoktu. Bağ-Kur primimi bile kendi maaşımla yatırıyordum zaten. Yani kısacası para için yapılacak bir iş değil. İnsanlara hizmet etmeyi çok seviyorum.

Standart bir soru vardır ya, siyaset düşünüyor musunuz? Sadece muhtarlık yeterli benim için. Çünkü ben hep bağımsız olmayı istiyorum. Siyaset bana göre değil. Benim amacım halka direkt olarak hizmet etmek. Siyaset benim mizacıma uygun değil.      

Okumaya devam et

Ekonomi

Kütahya Kalesine aydınlatma lazım

Tarih boyunca birçok önemli medeniyete kucak açmış Kütahya’da geçmişin, bugünün ve geleceğin en heybetli şahidi olan Kütahya Kalesi’nin aydınlatılması, şehre bir değer daha katacak. Yıllardır gündeme gelen ancak bir türlü başarılamayan kale aydınlatılması için yetkililerin harekete geçmesi isteniyor.

YEDİ GÜN GAZETESİ – ÖZEL HABER (Emine YAYLIOĞLU)

Kütahya’da yaşayanların “Hisar” diye tabir ettiği Kütahya Kalesi, milattan sonra 8. yüzyılda inşa edilmiş bir Bizans eseri olmasıyla dikkat çekiyor. Kütahyalı seyyah Evliya Çelebi’ye göre Türkiye’nin üçüncü büyük kalesi olan Kütahya Kalesi’nin 72 burcunun aydınlatılmasını isteyen vatandaşlar, bu sayede kalenin değerine bir değer daha katmış olacağını düşünüyor. Işıklandırma çalışmalarıyla ilgili görüştüğümüz Kütahya esnafının ortak görüşü “kaleye değer katacak” yönünde oldu. Duyarsız bazı ziyaretçiler tarafından tarihi surların kirletildiğine de dikkat çeken esnaflar, Kütahya turizmi açısından ve ekonomik anlamda büyük katkı elde edileceğini dile getiriyorlar.

Okumaya devam et

Kültür

Vali Toraman: “Mehmet Akif Ersoy, zamanını aşan bir şair”

Türkiye’nin bağımsızlık savaşını ölümsüzleştiren İstiklal Marşı’nın kabulünün 99. yılı Kütahya’da coşkuyla kutlandı.

İstiklal Marşı’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) ulusal marş olarak kabul edilişinin yıl dönümünde, milli mücadele destanının şairi Mehmet Akif Ersoy da unutulmadı.

Hezar Dinari Kültür Merkezinde 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı gerçekleştirildi.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Özlem Kayabaşı’nın “Hakk’ın Sesi Mehmet Akif” başlıklı sunumuyla devam etti.

“ZAMANINI AŞAN BİR ŞAİR”

Programda bir konuşma yapan Vali Dr. Ömer Toraman, milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve şükranla andığını söyledi. Ersoy’un eserleriyle zamanını aşan bir şair olduğuna vurgu yapan Vali Toraman, “Zor zamanlarda ortaya koyduğu şiirlerini bugünlere yansıtabilmiş dönemin büyük şairlerinden. O, bu topraklar üzerindeki tek bir hanenin, tek bir ferdin dahi gücüne inanıyordu. Onun için son ocak sönmedikçe, son fert hayatını kaybetmedikçe bir ümit vardı. Bu hislerini de dizelerine etkileyici şekilde yansıttı. “İstiklal Marşı”nı, “Çanakkale Şehitlerine” şiirini bugün dahi okurken sanki bugün yazılmış, günümüzü anlatıyor hissine kapılıyorum. Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bulunamayacak bir millî marş ortaya koyulmuş. Onun şiirlerini tekrar tekrar okuyup anlamamız lazım” diye konuştu.

Programda, Şehit Selim Cansız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan oratoryo ve piyes büyük beğeni topladı.

Anma programına; Kütahya Valisi Dr. Ömer Toraman, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Necati Gündüz, Kütahya Belediye Başkanı Prof. Dr. Alim Işık, Cumhuriyet Başsavcısı Evren Akbey, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kâzım Uysal, Baro Başkanı Ahmet Atam, Vali Yardımcıları Mustafa Güney ile Ali Bezirgan, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Çekiç,  İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç, STK Temsilcileri, daire müdürleri ve öğrenciler katıldı.

Anma programı “Hakk’ın Sesi Mehmet Akif” temalı kompozisyon yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesiyle sona erdi.

Okumaya devam et

Ekonomi

Seyahat acenteleri Kütahya’ya geliyor, bu büyük bir şans

TÜRSAB’a (Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği) bağlı 20 seyahat acentesi, Kütahya ve çevresinin keşfedilmemiş turizm değerlerini görmek ve mevcut turizm potansiyelini tanımak, sonrasında yerli ve yabancı turistleri Kütahya’ya çekmek için 14 – 15 Mart tarihlerinde Kütahya’ya gelecek.

MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, geçtiğimiz yıl eylül ayında belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve STK’ların da katıldığı bir etkinlik düzenleyerek, “Kütahya Seni Bekliyor” teması ile tüm turist ve turizmcileri Kütahya’ya davet etmişti. TÜRSAB Güney Marmara Başkanı Murat Saraçoğlu; “Kütahya seni çağırıyor projesi kapsamında, bu sese kulak verip Kütahya Fam Trip programına geliyoruz.” dedi.

Kütahya’nın turizm açısından kalkınması için çok önemli olan etkinlik hakkında konuşan TÜRSAB Güney Marmara Başkanı Murat Saraçoğlu “Kütahya seni bekliyor etiketi ile başlatılan etkinlik tüm Türkiye’de büyük ses getirdi. Tüm yurtta olduğu gibi bizim de dikkatimizi çekti ve Kütahya bizi çağırıyorsa bizim de turizmciler olarak gitmemiz gerekirdi. Kütahya seni çağırıyor projesi kapsamında bu sese kulak verip Kütahya Fam Trip programına geliyoruz.” dedi.

Kütahya ve çevresinin keşfedilmemiş turizm değerlerini görmek ve mevcut turizm potansiyelini tanımak, sonrasında yerli ve yabancı turistleri Kütahya’ya çekmek için geleceklerini ifade eden Saraçoğlu “Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Kütahya Valiliği, Kütahya Belediye Başkanlığı ve Zafer Kalkınma Ajansının birlikte düzenlediği bu etkinliğe Güney Marmara Bölgesi’nde özellikle Kültür Turları yapan 20 Seyahat Acentesi sahibi ile katılım sağlayacağız. Kentin devlet büyüklerinin turizme olan bakış açısı ve sektör profesyonelleri ile bir araya gelme istekleri seyahat organizasyonları yapan TÜRSAB acentelerimizi de motive etmiştir. Kültür turlarının gün geçtikçe önemini daha da fazla hissettirdiği turizm sektöründe tur programlarına Kütahya’yı dahil etmek ve güçlü bir destinasyon haline getirmek ana hedeflerimizden biri olacaktır.” diye konuştu.

Kütahya’nın bir çok ilde olmayan muhteşem doğa güzelliklerine ve termal sulara sahip olduğunu ancak kendisini yeterli tanıtamadığını belirten MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş “Turizm için öncelikle kendinizi tanıtmanız gerekmektedir. Bu nedenle geçtiğimiz yıl Eylül ayında Kütahya Seni Bekliyor teması ile bir turizm seferberliği başlattık. Sosyal medya organlarında kısa sürede o gün Türkiye gündemine yerleştik. Şimdi ise yavaş yavaş bunun meyvelerini almak büyük gurur vericidir. Ancak daha yolun başındayız. Bu bir başlangıçtır.”dedi.

Kütahya’nın Türkiye’nin en önemli seyahat acentelerini ağırlayacağını ifade eden Erbaş “İlimize gelecek olan firmalar kendi alanında Türkiye’nin en önemli turizm şirketleridir. Bu etkinlik sonrası göreceksiniz ki bu firmalar ilimize dünyanın ve ülkemizin dört bir yanından yerli ve yabancı turistleri ilimize getirecekler. Sonra ise en büyük görev biz Kütahyalılara düşmektedir. İlimizi gelen turistleri öyle güzel tanıtmalı ve onları iyi bir şekilde ağırlamalıyız ki, onlarda ziyaretleri sonrası çevresindeki insanlara bizlerden duyduğu memnuniyeti ve ilimizin güzelliklerini anlatsın. Ben Kütahya’nın vekili olarak her gittiğim her bulunduğum ortamda, şehirde, ülkede ilimi temsil ettiğim bilinci ile ilimin güzelliklerini anlatıyor, herkesi Kütahya’ya davet ediyorum. Son olarak Almanya’da turizm şirketlerinin Almanya’dan ülkemize turist kazandırmak amacı ile organize ettiği etkinliğe katılarak, Almanya’da yaşayan herkesi Kütahya’ya davet ettim. Bu etkinlikleri kesinlikle turizm açısından değerlendirmemiz gerekiyor. Sanayi alanında yapılacak olan dev yatırımlar için de bu tanıtım etkinliklerinin çok önemi var. Bu nedenle kişi, kurum, ayrımı yapmaksızın bu tür etkinliklere tüm Kütahya olarak sahip çıkmak zorundayız.” açıklaması yaptı.

Zafer Kalkınma Ajansı tarafından düzenlenen etkinlik çerçevesinde TURSAB Bursa, Kocaeli, Çanakkale, Eskişehir, İstanbul Bölge temsil kurulu başkanları ve seyahat acenteleri temsilcileri 14 Mart Cumartesi günü Ilıca Termal Otelde Kütahya protokolü ile bir araya gelecek ve değerlendirme toplantısı yapılacak. Turizm seyahat acenteleri temsilcileri 14 ve 15 Mart tarihinde Kütahya’nın turistlik mekanlarını gezerek buralarda yetkililerden bilgiler alacak.

Okumaya devam et

Ekonomi

Dede yadigârı 120 yıllık kara fırında güveç pişiriyor

Kütahya’da sadece et kullanılan güveç kültürünü büyük dedesinden kalma fırında yaşatan Atilla ustanın 6 saatte pişirdiği yemek, lezzetini 50-55 yıllık toprak kaplardan alıyor. Kütahya’da Güveççi Süleyman olarak nam salan işletme, ülke geneline ve yurt dışına ürün yolluyor.

Ailenin dördüncü kuşak güveç ustası Atilla Uğurtay: “Güveç yemek isteyenlerin bir gün önceden sipariş vermesi gerekiyor. Bu lezzeti tatmak için Türkiye’nin her yerinden birçok kişi geldi.”

KÜTAHYA (AA) – MUHARREM CİN – Kütahya’da ailesinin dördüncü kuşak güveç ustası Atilla Uğurtay, Osmanlı’nın son döneminde büyük dedesi tarafından kurulan kara fırında 50 yıllık toprak kaplarda pişirdiği yemeği müşterilerine servis ediyor.

Balıklı Mahallesi’nde, Süleyman dedesinin ismini taşıyan 120 yıllık fırında güveç hazırlayan 49 yaşındaki Uğurtay, sadece kuzu ve dana etlerinden pişirdiği asırlık damak tadını yaşatıyor.

Atilla Uğurtay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şehirdeki en eski güveç ustalarından olduğunu söyledi.

Bu fırında bir asrı aşkın süredir güveç pişirildiğini belirten Uğurtay, şöyle konuştu:

“Dört kuşaktan beri aynı yerdeki ‘kara fırın’ olarak nitelendirilen fırında güveç pişiriyoruz. Bu meslek bize dedemin babasından geliyor. Büyük dedem Musa Efendi, Osmanlı’nın son dönemlerinde 1890’da bu işletmeyi kurmuş ve 1900’lerin başlarında bu kara fırını yapmış. Uzun süre devam ettirdikten sonra oğlu Süleyman dedeme devretmiş. Dedemden sonra babam yaptı. Babamdan kalan mesleği de yaklaşık 30 yıldır ben devam ettiriyorum.”

Kütahya’nın geleneksel yemekleri arasında ilk sıralarda yer alan güveçle dedelerinden bugüne kadar gelen lezzeti yaşatmaya çalıştığını ifade eden Uğurtay, güveci dedesi ve babasından kalan 50-55 yıllık toprak kaplarda pişirdiğini anlattı.

Müşterilerinin de eski kapları tercih ettiğini bildiren Uğurtay, “Bu kapları korumaya çalışıyoruz ama müşterimizin isteğini de kıramıyoruz. Eski kaplarda pişirilen güvecin gerçekten çok özel lezzeti oluyor. O kaplara başka bir yemek bile koysanız o güveç lezzetini içinde hissedersiniz.” dedi.

6 SAATTE PİŞİRİLEN GÜVEÇ, FIRININ HER YERİNDE GEZDİRİLİYOR

Uğurtay, güveç yemek isteyenlerin bir gün önceden sipariş vermesi gerektiğini vurguladı.

Pişirme süreci hakkında bilgi veren Uğurtay, şunları kaydetti:

“Sabaha karşı yaktığımız fırın hazır hale gelince odun ateşinde etlerimizi toprak kaplarda fırına sürüyoruz. Sonraki süreçte bir bebekle ilgilenir gibi 6 saat boyunca fırındaki güveç kaplarının yerlerini ateşin durumuna göre sürekli değiştiriyoruz. Kapların içindeki güveci adeta fırının her köşesinde gezdiriyoruz. Piştikten sonra ise müşterimize sunuyoruz. Bu lezzeti tatmak için Türkiye’nin her yerinden birçok kişi geldi.”

Atilla Uğurtay, dedeleri ve babasından miras kalan güveç ustalığını kendisinin de oğluna devredeceğini sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

Ekonomi

2020 yılı için fitre bedeli açıklandı: 27 TL

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı toplantısında, bu yılki fitre bedeli 27 Türk Lirası olarak belirlendi. Başkanlıktan yapılan açıklamada, yapılan değerlendirmeler neticesinde fıtır sadakasının, Müslüman toplumların neredeyse tamamına yakın bir kesimi tarafından verildiği hatırlatıldı.

Mevcut sosyo-ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak 2020 yılı ramazan başlangıcından 2021 yılı ramazan başlangıcına kadar olan sürede 27 lira olarak belirlenmesine karar verildiği kaydedildi.

Miktar belirlenirken hadis-i şerifler, sosyo-ekonomik şartlar ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önüne alındığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Belirlenen bu miktar, ‘asgari miktar’ olup, ‘sadaka-i fıtır’da verilecek meblağ konusunda bir üst sınır bulunmamaktadır. Bu konuda ideal olan, herkesin kendi hayat standardına göre asgari günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağı vermesidir. Söz konusu meblağ, gıda ve benzeri şekilde ayni olarak verilebileceği gibi nakdi olarak da ödenebilir.”

“Temel hedeflerden biri, insanların paylaşma bilincini canlı tutmak”

Fıtır sadakasının, Ramazan Bayramına kavuşan ve temel ihtiyaçlarının dışında nisab miktarı mala sahip olan Müslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için, yerine getirmekle yükümlü oldukları mali bir ibadet olduğuna işaret edilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

“Yoksulların ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmak suretiyle, toplumda karşılıklı sevgi ve kardeşlik bağlarının pekişmesine vesile olan bu mali ibadetin meşru kılınmasındaki temel hedeflerden biri, insanların paylaşma bilincini canlı tutmaktır. Bu sayede her mükellef Müslüman, ihtiyacı olan yoksullara az da olsa bir şeyler verebilmenin ve yardımlaşmanın sevincini yaşar. Bundan dolayıdır ki fıtır sadakası, zekattan farklı olarak, daha geniş bir mükellef kitlesi tarafından yerine getirilir.”

Okumaya devam et

Ekonomi

TÜİK açıkladı, eşi ölenlerin sayısının en yüksek olduğu il Kütahya

Yapılan resmi araştırmalara göre, Ege Bölgesinde eşi vefat edenlerin oranının en yüksel olduğu il Kütahya olduğu ortaya çıktı.

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Manisa İl Müdürü Mehmet Akyol, yaptığı açıklamada, Ege Bölgesinde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta evli olanların oranı en yüksek olan il Afyonkarahisar (%66,8) ve en düşük olan il İzmir (%61,8), boşanmış olanların oranı en yüksek olan il İzmir (%7,0) ve en düşük il Afyonkarahisar (%3,0), eşi vefat etmiş olanların oranı en yüksek olan il Kütahya (%7,8) ve en düşük olan il Muğla (%5,7) ve hiç evlenmemiş olanların oranı en yüksek olan il İzmir (%25,1) ve en düşük olan il Uşak (%22,6) olarak bildirdi.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2019 yılı sonuçlarına göre Kütahya ilinde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus yabancılar hariç 470 bin 797 olup bu nüfusta evli olanların oranı % 66,2 (311 bin 732 kişi), boşanmış olanların oranı % 3,1 (14 bin 668 kişi), eşi vefat etmiş olanların oranı % 7,8 (36 bin 627 kişi) ve hiç evlenmemiş olanların oranı ise % 22,9 (107 bin 770 kişi) olarak açıklandı.

TÜİK Manisa İl Müdürü Mehmet Akyol, “Kütahya ili, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta evli olanların oranı en yüksek olan 8. Ege Bölgesinde 3. il, boşanmış olanların oranı en yüksek olan 43. Ege Bölgesinde 7. il, eşi vefat etmiş olanların oranı en yüksek olan 14. Ege Bölgesinde 1. il ve hiç evlenmemiş olanların oranı en yüksek olan 74. Ege Bölgesinde 6. il durumundadır.” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu Manisa Bölge Müdürlüğü tarafından açıklanan verilere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta evli olanların oranları ortaya çıktı. Buna göre oranı en yüksek olan 5 il sırasıyla Çorum (%67,2), Afyonkarahisar (%66,8), Ordu (%66,8), Çankırı ( %66,6) ve Manisa (%66,5)olarak açıklandı. Evli nüfusun en düşük orana sahip 5 il ise sırasıyla Hakkari (% 49,3), Şırnak (% 51,6), Batman (%56,1),Siirt (% 56,5) ve Bayburt (%56,8)  olarak kayıtlara geçti.

15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta boşananların oranı en yüksek olan 5 il sırasıyla İzmir (% 7,0), Muğla ( %6,9),  Antalya ( %6,4), Yalova ( %5,9) ve Aydın (% 5,6) olup en düşük orana sahip 5 il ise sırasıyla Hakkari (% 0,5), Bitlis (% 0,6), Şırnak (%0,6), Muş (%0,6) ve Siirt (% 0,7) olarak açıklandı.

15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta eşi vefat edenlerin oranı en yüksek olan 5 il sırasıyla Kastamonu (%9,3), Sinop ( %9,1), Giresun ( %8,8), Artvin ( %8,6) ve Edirne (% 8,2) olup en düşük orana sahip 5 il ise sırasıyla Hakkari (% 2,7), Şırnak (% 2,8), Şanlıurfa (%3,2), Batman (%3,3) ve Van (%3,5) olarak açıklandı.

15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta hiç evlenmemiş olanların oranı en yüksek olan 5 il sırasıyla Hakkari  (% 47,6), Şırnak (%45,0), Batman (%39,7), Siirt (% 39,3) ve Mardin (%38,1) olup en düşük orana sahip 5 il ise sırasıyla Balıkesir (%21,2), Çorum (%21,6), Çankırı(%22,2), Sinop (%22,4) ve Uşak (% 22,6).

Ege Bölgesinde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus yabancılar hariç 8 milyon 483 bin 927 olup bu nüfusta evli olanların oranı % 63,9 (5 milyon 423 bin 614 kişi), boşanmış olanların oranı % 5,6 (478 bin 208 kişi), eşi vefat etmiş olanların oranı % 6,5 (552 bin 900 kişi) ve hiç evlenmemiş olanların oranı ise % 23,9 (2 milyon 29 bin 205 kişi)’.

Okumaya devam et

Kültür

Mevlevihâneye yılda 300 bin turist az mı?

Afyonkarahisar Mevlevihanesini 2019 yılında 300 bin kişi ziyaret etti, Kütahya bu treni kaçırmasın.

YEDİ GÜN GAZETESİ – ÖZEL HABER

2019 yılında 300 bin kişi sadece Afyonkarahisar Mevlevihanesini ziyaret etti. İlin ekonomik gelişimi için çok büyük katkılar sağlayan mevlevihanede hem ibadet ediliyor hem de Hazreti Mevlana’dan günümüze manevi mirasa sahip çıkılıyor. Kütahya Mevlevihanesi için de aynı sistemin uygulanması isteniyor.

Mevlevilik ekolünde dünyada üçüncü sırada yer alan Kütahya Mevlevihanesi’nin yapılan restorasyon çalışmasında sona gelindi. Önümüzdeki günlerde tamamlanacak olan çalışmalar sonrasında açılacak olan Kütahya Mevlevihanesi, Afyonkarahisar örneği ile masaya yatırıldı.

Yılda 300 bin kişi Afyonkarahisar Mevlevihanesi’ni ziyaret ediyor. İlin ekonomik gelişimi için çok büyük katkılar sağlayan mevlevihanede hem ibadet ediliyor hem de Hazreti Mevlana’dan günümüze manevi mirasa sahip çıkılıyor. Bu özelliğin tamamına sahip olan Kütahya Mevlevihanesi, turistlerin uğrak alanı olamıyor. Bunun nedeni hakkında farklı görüşler var. Semahane kısmı ve mescit kısmının yanında bulunan matbah bölümünün müze olarak düzenlenmesi halinde, bölgeye büyük bir ziyaretçi akını olacağı tahmin ediliyor.

Konya’da yapılan Sema ayinlerine akın eden yerli ve yabancı turistlerin ilgisini yeniden Kütahya’ya toplayabilmek için, matbah kısmının Mevlevî kıyafetleri müzesi olarak hazırlanması gerektiğine işaret eden otoriteler, bu girişimin yerinde olacağından söz ediyor.

Okumaya devam et

Kültür

Kütahya’da sevilen kadın muhtar Nurcan Duygu: “Muhtarlık erkek mesleği değildir”

Fatih Mahallesini iki dönemdir yöneten kadın muhtar Nurcan Duygu, Yedi Gün Gazetesi’nin 7. Mahalle sayfasının ilk konuğu oldu.

Samimi bir sohbet havasındaki söyleşiden bazı satır başlarını sizin için derledik. Yedi Gün Gazetesi adına Emine Yaylıoğlu sordu, kadın muhtar Nurcan Duygu cevap verdi.

Nurcan Hanım, muhtar olmaya nasıl karar verdiniz?

Muhtar olmaya aniden karar vermedim. Başarmak için hazır olmak gerekiyordu. Kendimiz hazırladım, nasıl hazırladım? Ailemle birlikte ilk önce konuşarak, mahallemize, toplumumuza ve insanlara neler yapabiliriz diye düşündük ve araştırma içerisine girdim. 2014 seçimleri öncesinde 6 ay kala çalışmalara başladım. Mahalle sakinlerimi dinledim. Zaman zaman kapılarını çaldım bazen de onların toplantılarına gittim. Ev gezmelerine katıldım, parkta oturdukları zaman yanlarına gittim. Sorunlarının ne olduğunu anlamaya çalıştım. Sonrasında da bunu çözüme ulaştırabilirim dedim ve kendimde bu potansiyeli gördükten sonra ailece oturup karar alıp muhtarlık seçimine adım attık.

Nurcan Duygu, mahallesinde çok seviliyor. Kimi abla, kimi de anne diyor. Yaşlıların da dert ortağı olmuş…

Aileniz muhtar adaylığınıza nasıl baktı?

İlk düşüncemizde şöyle oldu; eşim ve çocuklarımla konuştuk. Küçük oğluma bile söyledim ki o zaman daha ilkokula gidiyordu. Bir şeyi başarmak için hep birlikte olmamız gerektiğini söyledik. Fedakârlıklar yapılması gerektiğini konuştuk. Çekirdek ailemizde herkes tamam dedikten sonra aile büyüklerimize danıştık. Çünkü onların desteği de benim için çok önemliydi. Bu tempomu ilk baştan kestirmiştik. Ben alâlâde bir muhtar olmak istemedim, farklı bir muhtar olayım, ilklere imza atayım dedim. Çok çalışacağımı kendim de biliyordum ailem de biliyordu. Kayınvalidem ve annemlerin desteğine burada ihtiyacım vardı. Bazen eşimden sonra eve geldiğim anlar oldu. Yemeğim olmadığı zamanlar oldu. Bu arada da büyüklerimden destek almış oldum.

Neden muhtarlık? Bir sorun mu yaşamıştınız? Neleri yanlış gördünüz de karar verdiniz?

Benim dedem de muhtardı ve 41 yaşında vefat etti. Dedem güzel işler yapmış, sonrasında ben de topluma karşı duyarlı birisiyim. Vatanıma ve milletime görevimi ben de bu şekilde yapmak istedim. Sonuçta da güzel yaptığıma da inanıyorum açıkçası.

Şuanda ikinci döneminizdesiniz. Muhtarlık yaparken ne gibi ilginçlikler yaşıyorsunuz?

İlk önce şu, kadın olduğumdan dolayı afallayanlar oldu. Muhtarlık bir erkek mesleği olarak görülüyordu toplumda. Hatta “bu kadın işi değil erkek işi” diyenler de olmuştu. Fakat şimdi de “muhtar hanım iyi ki siz varsınız ve iyi ki siz muhtarımızsınız” diyenler var. Bu benim hoşuma gidiyor. Bu benim için artı bir durum.

Muhtarlık erkek mesleği değildir, kadınlar da yapabilir mi dediniz?

Tabi ki öyle, çok da alâ yapabildiğimi gösterdim. Çünkü siz de biliyorsunuz ki Türkiye’nin ilk yüksek lisanslı kadın muhtarı oldum. Hem alaylı hem de mektepli olarak bir ilk olmak da güzel. Kitaplarda öğrenemediklerinizi toplumun içinde öğreniyorsunuz. Bu yönden kendimi şanslı hissediyorum.

Mahallede yapamadığınız ya da keşke şunu da yapsaydım dediğiniz şey var mı?

Fatih Mahallesi çok büyük bir mahalle olmasına rağmen, bina yönünden sıkıştırılmış bir mahalle, boş alanı yok. Mesela kültür evi yapabilecek bir alanım yok. Keşke öyle bir alanım olsa da sosyal etkinliklerimi, kültürel anlamdaki aktarımı orada yapabilsem. Fakat ne belediyenin ne de özel idarenin mahallemde yeri yok. Yer olmadığı için böyle bir alan yapamıyorum. Çalışmalarımı da başka yerlerde yapmak zorunda kalıyorum.

Fatih Mahallesinin nüfusu kaç şuanda?

11 bine yakın bir nüfusumuz var şuanda.

Mahalleye muhtar olarak geldiğinizden beri neleri değiştirdiniz? En çok sizi mutlu eden değişiklik ne?

En çok mutlu eden şey şu; çiniden yapılmış ibriğimiz bize özel bir şey olmuş oldu. O ibriğin ilk seçimleri için gittiğimde başkan yardımcısına bu benim olmalı demiştim. Orada projenin fotoğrafını çekip yayınladım sosyal medya hesaplarımda. Daha sonra da ibrik Fatih Mahallesinin oldu. Ayrıca yaşlı ziyaretlerine gidiyorum bazen. Onların gönüllerine yüreklerine dokunuyorum. Bu benim için büyük bir haz ve mutluluk. Eskisi gibi büyük aileler yok. Büyük aileler olmayınca otomatikman onlar da kendilerini yalnız hissediyor. Ben onların hiç bilmediğim akrabalarını, çocuklarını dinliyorum. Sonuçta anlatmaya ihtiyaçları var.

Günde kaç saatinizi muhtarlığa ayırıyorsunuz?

Normalde 2 saat sabah 2 saat de öğleden sonra muhtarlık binasında durulması gerekiyor. Fakat ben Mahalli İdareler müdürüme şunu söyledim; benim mahallem büyük bir mahalle ben istediğim kadar durabileyim. Perşembe günleri Pazar kurulduğu için sabah 09.30’dan 18.30’a kadar duruyorum. Diğer günler de 09.30 ile 15.30 arası muhtarlıktayım. Öğle yemeğine de gitmiyorum. Öğle arası tatilini de mesai saatine katıyorum. Memurlardan ve diğer çalışanlardan tebligat almaya gelenler oluyor. O yüzden öğle yemeğine de gitmiyorum. 15.30’dan sonra eğer dilekçem varsa belediyeye gidiyorum.

Sizin durumuzu örnek alıp muhtar olmak isteyen kadınlar olabilir. Onlara tavsiyeleriniz var mı?

Nurcan Duygu yaptı biz de yaparız ya da o kadın yaptı biz de yaparız modunda olmasınlar. Bütün mahalleler farklı farklı. Herkesin mahallesinin farklı bir ihtiyacı vardır. Kültürel, sosyal yapı açısından farklılıklar gösterebilir. Örneğin benim mahallemde çok fazla yapılması gereken teknik iş yok. İnsan odaklı konularımız var. Mesela para kazanmak için düşünmesinler muhtarlığı. O düşünce çok yanlış olur. Zaten iş yaptığın zaman otomatikman kazanırsın, kazanç düşünmemek lazım. 2014 yılında muhtar olduğum ilk dönemimde ben 11 ay maaş alamadım. Maaş alamadım derken devletten maaş sorunum yoktu. Sadece muhtarlıkta eksiklikler vardı. Çünkü bomboş bir alan vardı sadece. Bir mühür ve dosyalar vardı. Biz buradaki ekipmanları yavaş yavaş biz kendimiz temin ettik. Bağ-Kur primimizi kendimiz yatırıyorduk. İhtiyaç sahibi birisi gelince elektrik faturasını ödeyemediğini söyleyince kıyamıyordum. 11 ayın sonunda 50 TL kadar bir maaşım oldu. Onu da bir muhtar arkadaşımla pastaneye gidip tramisu tatlısı yemiştim. Onun tadını daha hiç unutmam.

Muhtarlığı ne kadar yapmak istiyorsunuz? Bir dönem hedefiniz var mı? Kaç dönem mesela?

İlk dönemde mahalleyi yeni tanıyor insan. Benim mahallem büyük olduğu için söylüyorum. Bir de benim avantajım insanlarla hemen diyalog kurabiliyorum. İlk dönemin sonunda mahalleyi tanıdım diyebilirim. Ondan sonra yavaş yavaş iş yapmaya başlıyorsunuz. Neler yapabilirim onun araştırması içine giriyorsunuz. İkinci dönemde biraz daha tecrübeleniyorsunuz. Çıraklık ve kalfalık dönemi derler ya ustalık dönemini de yapmak gerekiyor bence. Üç dönem çok verimli olur diye düşünüyorum. Daha sonra da geriye çekilip başkalarına fırsat vermeli. Üçüncü dönemde de yanında bir aza şeklinde bir kişiyi yetiştirmeli. Dışarıdan birisi gelip de aday olmamalı. Burası öğrenme yeri olmamalı. Burası yap-boz yeri değildir. Bence birazcık tecrübe olması lazım. Biraz dinamik birisi olmalı, hayal gücü olmalı.

Siyaset düşünüyor musunuz?

Sizin de bildiğiniz gibi 2019 yılında belediye başkan aday adayı olmuştum. Tabi bu hemen bir kere de olup da yılıp kenara çekilmemiz anlamına gelmiyor. Bu işler kader ve kısmet işidir bence. Vatandaşlardan, mahalle sakinlerimizden ve çocuklardan siyasete girmem yönünde çok ısrar geldi. Bu konuda size biraz ilginç bir şey anlatmak istiyorum. Zaman zaman buraya çocuklar gelir. Okuldan çıkınca anneleri evde olmayınca muhtarlığımıza çocuklar gelir. Burada Allah ne verdiyse yeriz beraber. Bazen ekmeğin üzerine yağ sürüp yeriz. Burada konuşur sohbet ederiz, onlardan da müthiş ilginç fikirler çıkar. 23 Nisan’da buraya gelirler, güzel kutlamalar yaparız. Karne aldıklarında o sevinçlerini benimle yaşarlar. Bir gün üç tane çocuk geldi ve dediler ki “muhtar abla biz seni belediye başkanı yapmak istiyoruz.” Ben de onların şevkini kırmak istemedim. Onlar buraya geldiğinde büyük insan gibi konuşurlar ben de onları öyle dinlerim. O gelen üç çocuktan biri benim aday olmam yönünde çok ısrar etti. Hatta tüm afiş ve teknik konular ve tanıtımlarda bana destek olacaklarını söylediler. Çocuklar çok güzel düşünüyorsunuz ama bu işler ha deyince olmaz dedim. Israrla bana belediye başkanı adayı olmamı söyleyip “isteyince olur” dediler. Onlar gidince eşimi aradım, “ben belediye başkanı oluyorum” dedim. O da şaşırdı, durumu anlattım. Ve aday adayı oldum. Ancak bu defa kaderimizde yokmuş aday olamadım. Ancak siyaset aklımın bir yerinde duruyor.

Fatih Mahallesinin sorunlarını saysak, ilk üç maddeyi ne alır?

Elektrik direklerinin yer altına alınması çalışması var bildiğiniz gibi. Mahalle aralarında 69 sokağım var ve bunların hepsi kazıldı. Kaldırımlar ve asfaltlarındaki bu kazı çalışmaları bizi çok mağdur etti. En büyük sorunumuz bu. Belediye yetkililerine bu işin yapımı için sıralamaya aldırttım ben. Fen işlerinden arkadaşları getirip tek tek sokakları dolaştık ve hepsini not aldık. İlk yapılmayı bekleyen iş kaldırım ve asfalt tadilatımız. Ondan sonraki sorunumuz ise kanal konumuz var. Mahallemizden geçen bir kanal bu, görüntüsü daha güzel olsun diye bazı taleplerim oldu. Bu konuda belediyenin de bir Kanal Kütahya projesi olduğunu öğrendik. O proje hayata geçince de Fatih Mahallesinin havası değişecek. Üçüncü bir sorunumuz ise mahallemizdeki yoksul ve yardıma muhtaç insanlar. İlk muhtar olduğum 2014 yılında 8 aile bu şekilde idi. 2020 yılına geldiğimizde ise bu sayı maalesef ki 40’a yükseldi. Yani bu az bir rakam değil. Mahalle sakinlerime yetişmeye çalışıyorum. Onların mesela gıda ihtiyaçlarını sadece Ramazan ayında gidermiyorum. Eylül ayında okul açılacağı zaman vatandaşların çok gideri oluyor. Kırtasiye malzemeleri, kıyafetler ve benzeri şeyler yardım ediyoruz. Bunların yanında temel gıda ihtiyaçlarını almaya çalışıyorum. Bir de Şubat-Mart aylarında çok sıkıntı yaşıyorum. Vatandaşların giderlerinin en arttığı aylar bunlar.

Yabancı uyruklu insan çok mu Fatih Mahallesinde?

Evet, maalesef çok. Fatih Mahallesi kira yönünden pahalı bir mahalledir. Fatih Mahallesinde bu kadar varsa diğer kenar mahallelerde eminim ki daha fazladır.

Mülteciler mahallenin sosyal ve kültürel yapısını etkiliyor mu?

Onlara da yaşam hakkı vermemiz lazım tamam da ama sürekli kapıdan çıkar çıkmaz bir şeyler istemeleri mahalle sakinlerimi de rahatsız ediyor. Cami çıkışında, market çıkışında ya da evlerin girişinde, semt pazarında insanları rahatsız eder derecede dileniyorlar.

Mahalledeki 40 ihtiyaç sahibinden yabancı uyruklu var mı?

Hayır, değil. Az önce bahsettiğim 40 aile Türk vatandaşımız. Mülteciler ilk geldiği zaman, mahalle sakinlerimiz ellerinde olan ne varsa yardım ettiler. Ama belli bir süre sonra mahalle sakinlerimin de elinde kalmadı yardım edecek unsur. Öyle olunca da şuanda o konularda yardımcı olamıyoruz. Kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılıyor.

Okumaya devam et

Ekonomi

İletişim Başkanlığı Afyonkarahisar İl Müdürü Şerife Münire Burcu’dan Güral Porselen’e ziyaret

İletişim Başkanlığı Afyonkarahisar İl Müdürlüğü’nün bölge müdürlüğüne dönüşmesi üzerine bölge ziyaretlerine başlayan Müdürü Şerife Münire Burcu ilk ziyaretini Kütahya’ya yaptı.

Kütahya’da basın mensuplarıyla bir araya gelen İletişim Başkanlığı Afyonkarahisar İl Müdürü Burcu, ilin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olan Güral Porselen’i ziyaret ederek,  Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Güral ile İcra Kurulu Başkanı M.Naci Pekcan ile görüştü. 

Ziyarette İletişim Başkanlığı faaliyetleri hakkında bilgiler veren Burcu,  bundan sonra Kütahya, Eskişehir, Afyonkarahisar ve Uşak illerinde bölge müdürlüğü olarak hizmet vereceklerini belirtti. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olan Güral Porselen’i uzaktan takip ettiklerini dile getiren Ş.Münire Burcu, Kütahya ziyaretleri kapsamında üretim merkezini görmek ve İsmet Güral ile çalışma arkadaşlarına başarı dileklerinde bulunmak istediklerini ifade etti.

İsmet Güral, Afyonkarahisar İl Müdürü Şerife Münire Burcu’ya nazik ziyaretinden dolayı teşekkür ederken, BYEGM olarak faaliyet gösterirken İletişim Başkanlığı’na dönüşen kurum faaliyetlerini yakından takip ettiklerini belirtti. Burcu ve mesai arkadaşlarına işlerinde kolaylık ve başarılar diledi.

Okumaya devam et

Kültür

Tüm camilerde Fetih Suresi okunacak

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Bahar Kalkanı Harekatı’nın zaferle sonuçlanması için tüm camilerde yarın sabah namazında Fetih Suresi okunarak dua edileceğini açıkladı.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, kahraman Mehmetçiğin başlattığı Bahar Kalkanı Harekatı’nın zaferle sonuçlanması için tüm camilerde sabah namazında Fetih Suresi okunarak, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve millet için dua edileceğini belirtti.

Vatandaşları, sabah namazında camileri doldurmaya çağıran Erbaş, “Bahar Kalkanı Harekatı’nda kahraman Mehmetçiğimize muvaffakiyetler diliyor, Yüce Rabbimden şanlı ordumuzu, nusretiyle ve kudretiyle her daim muzaffer kılmasını niyaz ediyorum.” ifadesini kullandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı da Twitter’dan yaptığı paylaşımda, Erbaş’ın katılımıyla 2 Mart Pazartesi günü Hacı Bayram Camii’nde sabah namazında Fetih Suresi okunup dua edileceğini açıkladı.

Okumaya devam et

EN ÇOK OKUNANLAR