Bizimle iletişime geçin

Kültür

Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, yılda 300 bin ziyaretçiyle ilin ekonomisine lokomotif oluyor

Yılda 300 bin kişi Afyonkarahisar Mevlevihanesi’ni ziyaret ediyor. İlin ekonomik gelişimi için çok büyük katkılar sağlayan mevlevihanede hem ibadet ediliyor hem de Hazreti Mevlana’dan günümüze manevi mirasa sahip çıkılıyor.

Afyonkarahisar Mevlevihanesi Camii İmam Hatibi Sadettin Yıldız ve Mevlevihane Müze Müdürü Hasan Özpunar, yenikutahya.com haber sitesinin sorularına cevap verdi.

ÖZEL HABER / SÖYLEŞİ – yenikutahya.com (Mehmet Yaylıoğlu)

Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, 16’ncı yüzyılda Hz. Mevlânâ’nın yedinci kuşak torunlarından Sultan Dîvânî Hz. zamanında Mevlevîlik açısından çok önemli bir merkez olmuştur. “40 Hatimli ŞifalıAşûre” geleneği ilk defa Sultan Dîvânî Hz. zamanında Afyonkarahisar Mevlevîhânesi’nde başlamış ve birçok mevlevîhâneye buradan yayılmıştır. Günümüzde bu geleneği devam ettiren tek mevlevîhânedir.

Birkaç defa yangın geçirmiş olan Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, 1902’deki büyük yangından sonra tamamen yanmış ve bugünkü haliyle Şeyh Celâleddin Çelebi zamanında 1908’de hizmete girmiştir. Bahçesinde Derviş Odaları, Matbah, Hâmuşân (Mezarlık) bulunan mevlevîhâne, son olarak 2008 yılında restore edilmiş ve 30 Aralık 2008 tarihinde “Sultan Dîvânî Mevlevîhâne Müzesi” adıyla, Afyonkarahisar Belediyesi bünyesinde hizmet vermeye başlamıştır.

Konuyla ilgili olarak Mevlevîhâne Camii İmam Hatibi Sadettin Yıldız ve Müze Müdürü Hasan Özpunar, yenikutahya.com’a aydınlatıcı bilgiler verdi. (Söyleşiyi izlemek için buraya da tıklayabilirsiniz)

Afyonkarahisar şehir merkezinin birçok yerine asılan yön levhalarında Mevlevîhâneye ulaşım şekli tarif edilmiş.
Mevlevîhâne hem cami olarak hem de müze olarak hizmet veriyor. İbadet ve ziyaretler büyük bir huşu içinde geçiyor.
Mevlevîhâne’de günde 5 vakit namaz kılınıyor. 2 İmam Hatip ve 1 müezzin görevlerini başarıyla icra ediyor.
10 Ocak Cuma günü kılınan Cuma namazının hutbesi okunurken çekilmiş bir kare.
Namaz saatleri dışında Mevlevihâne içinde bulunan türbe-i şerifler ziyaretçi akınına uğruyor. Görünen alan semâhâne kısmından.
Afyonkarahisar Mevlevihânesi Müzesi kısmında bulunan hücrelerden…
Afyonkarahisar Mevlevihânesi Müzesi kısmında bulunan hücrelerden…
Neyzen, Semâzen ve Kudümzen dervişlerini temsilen konulan mankenler.
Afyonkarahisar Mevlevihânesi Müzesi kısmında bulunan hücrelerden…
Afyonkarahisar Mevlevihânesi Müzesi kısmında bulunan hücrelerden…
Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğü Matbah-ı Şerif’i anlatan bir tabela asmış.
Matbah-ı Şerif kısmında dervişler, Nev Niyaz ve Aşçı Dede mankenleri görülüyor.
Müze Müdürü Hasan Özpunar, yenikutahya.com’a çalışmalar hakkında bilgiler verdi.
Müze kısmının sergi salonunda, el yazması Mesnevi ve Kur’an-ı Kerim’ler ve diğer objeler bulunuyor.
Mevlevihane’ye yakın bir alanda bulunan Bedesten (Alışveriş Merkezi) yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor.
Bu fotoğraf afyon03haber.com sitesinde 2 Mayıs 2019 tarihinde Saat 21.49’da yayınlanan haberde kullanılmıştır.

Kültür

Ramazan ayı boyunca Teravih Namazı kılınmayacak

Habertürk programcısı ve gazeteci Mehmet Akif Ersoy, Haberturk.com’daki köşe yazısında Koronavirüs hastalığının Türkiye’de de görülmesiyle birlikte Diyanet’in aldığı tedbirleri ve Ramazan Ayı ile alakalı bir çalışmalarının olup olmadığını Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a sordu.

İşte Mehmet Akif Ersoy’un Habertürk’teki köşe yazısı:

“Corona virüs salgını can almaya devam ederken, önlemler de artırılıyor.

Siz duymaktan, biz söylemekten yorulduk ama hâlâ “Evde kal” çağrısına duyarsız kalan vatandaşlarımız var. Önümüzdeki 2-3 hafta çok kritik. Salgının en üst noktalara erişeceği ve en fazla can kaybının yaşanacağı dönemlere girdik. Ya evde kalıp bu krizi olabildiğince az kayıpla atlatacağız ya da canımız daha fazla yanacak.

Biz televizyonlarda bu çağrıları yaparken, her gün işe gitmek zorunda kalan vatandaşlarımız zaman zaman tepki gösteriyor ve zorunluluklarından bahsediyorlar. Kritik ve zor bir dönem.

Çalışmak durumundaki tüm emekçilerin de tedbirlerini ciddi oranda artırması gereken zamanlardayız.

Umarız tüm dünya halkları bu krizden suhuletle çıksın.

Evde oturdukça sıkıldınız, gerildiniz, belki daha önce hiç dikkate almayacağımız şeylere fena halde takılmaya başladık.

Tepkilerimiz de değişiyor.

Bizlere soru ve eleştiriyle büyük katkılar sağlayan hatta bazen ufuk açan seyircilerimize her daim müteşekkiriz.

Ancak bir de bu stresi klavyenin başına geçip, kırıp dökerek çevresine yansıtanlar var ki; salgının en büyük psikolojik hasarlarından biri de maalesef bunlar oluyor.

Önümüzdeki süreçlerde de bilgi ve fikir alışverişinin yapıldığı tüm platform ve mecralarda bu tür gerginliklerden, yıkıcı tüm tavır ve eleştirilerden uzak durmamız önemli.

Bu hatırlatmayı elbette önce kendime yapıyorum.

Pandemi sebebiyle malumunuz toplum hizmeti veren tüm kafe, restoran, AVM gibi işletmelerle birlikte okul ve ibadethaneler de kapatıldı.

Ancak 20 gün sonra Ramazan ayına gireceğiz ve biliyoruz ki coronadan korunmanın en temel yolu sağlıklı bir bağışıklık sistemi. Bazı uzmanlar, oruç tutmanın bağışıklığı zayıflatacağını ifade ediyor. Bu da yeni bir dilemma.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevi İslam dininin inançlarını, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yönetmek, toplumu din konusunda aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmektir. Buna istinaden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a Ramazan Ayı ile alakalı bir çalışmalarının olup olmadığını sordum.

Başkan Bey, konuyla ilgili bir istişare toplantısı gerçekleştireceklerini ancak Ramazan Ayı boyunca camilerde teravih namazlarının kılınmayacağını söyledi.

Bağışıklık sistemi düşük olanların ve zaten hasta bireylerin oruç tutmayabileceklerini iletti. Covid-19 ile ilgili de ramazan öncesi bir istişare toplantısı yapacaklarını ve bu konudaki kararlarını önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını söyledi.

Başkan Ali Erbaş, umreciler konusunda da benimle paylaşmak istediği bazı hususlar olduğunu ifade etti.

“Suudi Arabistan’da hiçbir vaka yokken bile biz 27 Şubat tarihinde umreye gidecek yeni kafileleri durdurduk ve umreye gitmek üzere havaalanlarına gelmiş bulunan 3 bin kişiyi havaalanlarından evlerine geri gönderdik böylece bu tarihten itibaren S.Arabistan’a umre ziyareti için çıkışları engellemiş olduk. 28 Şubattan itibaren de Mekke ve Medine’ye uçakla birlikte Sağlık Bakanlığı sağlık personeli gönderip oradaki bütün vatandaşlarımızın coronaya yakalanıp yakalanmadığını tetkik etti. Uçaklar Türkiye’deki havaalanlarına inmeden önce hem umrecilerin coronaya ilişkin ilk sağlık kontrelleri tamamlanmış hem de tüm umreciler sağlık taramasından geçirilmiş oldu. Böylece tüm vatandaşlarımızın kontrollerinin yapılmasını sağladıktan sonra da 14 gün karantina sürecine ilişkin umrecileri bilgilendirdik, defaatle uyardık. Türkiye’ye dönenlerin tamamını denetleme imkanımız elbette yoktu; evlerinde kalmalarını söylediğimiz vatandaşlarımızın 14 gün karantinada olup olmadıklarını kontrol edemezdik. Şunu hatırlatmak isterim ki; biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getirdik. Bu konuda kendimizi ifade etmeye çalıştık ancak ülkemizde corona virüsünün yayılma sebeplerinin başında umreciler sayıldı, bu da hem bizi hem de bu süreçte umreden dönmüş olan vatandaşlarımızı rencide etti…”

Ali Erbaş, edindiği bilgiye göre Mart ayı başından itibaren başta ABD ve Avrupa Ülkeleri olmak üzere yurtdışından ülkeye giriş yapanların sayısının yaklaşık 370 bin civarında olduğunu, bu kişilerin çoğunun corona şüphesi bulunan veya vaka tespit edilen ülkelerden geldiklerini bunların yalnızca 21 bin kadarının umreci olduğunu ifade etti ve ekledi;

“Biz Sağlık Bakanlığı’nın görevlendirdiği personeller vasıtasıyla, yurda dönen tüm umre yolcusu vatandaşlarımızın sağlık kontrollerinin yapılmasını sağladık, vatandaşlarımıza 14 gün ev karantinasında kalmalarını, bu süreçte ziyaretçi kabul etmemelerini, ilgili kurum ve kuruluşların uyarılarını dikkate almalarını da defaatle hatırlatmak başta olmak üzere, görev alanımız ve yetkimiz çerçevesinde alabileceğimiz bütün önlemleri aldık. Ancak Diyanet’in karantina yetkisi yok, bir sağlık ocağı veya bu insanları misafir edebilecek imkânları yok. Dolayısıyla Türkiye’ye geldikten sonra vatandaşların nasıl denetleneceği ile ilgili bir yetki ve ilgisi de yok. Bu süreç yönetiminde Diyanet’in suçlanması hakkaniyetli değildir” dedi.

Diyanet yetkilileri de gelen bütün vatandaşların TC kimlik numaraları, dönüş tarihleri, gidecekleri adres ve kayıtlarını ilgili bakanlık ve kurumlarla paylaştıklarını ifade ediyor.

Konuya ilişkin olayların küresel ölçekteki kronolojik sıralamasına dair bilgileri de kısaca paylaşalım;

Diyanet İşleri Başkanlığı ve TÜRSAB’a bağlı acenteler vasıtasıyla umreye gidişler 15 Eylül 2019 itibarıyla başladı.

5 Şubat 2020 tarihinde il müftülüklerine COVİD-19 konusunun umrecilere yapılan seminerlerde Mekke/Medine’de yapılan seminerlerde/İrşad faaliyetlerinde anlatılması için yazı yazıldı.

24 Şubat 2020, Almanya’da ilk vaka görüldü. Almanya uçuşlarının iptal edildiği tarih 14 Mart 2020, o tarihte vaka sayısı 3.795, ölüm sayısı 8.

25 Şubat 2020 Fransa ilk vaka. Fransa uçuşlarının iptal edildiği tarih 14 Mart 2020, o tarihte vaka sayısı 4.499, ölüm sayısı 91.

27 Şubat 2020 tarihinden itibaren umrecilerin S.Arabistan’a girişleri yasaklandı, aynı tarihte ülkemizden S.Arabistan’a umre için gidişler de durduruldu. Vaka sayısı ise 0.

31 Ocak 2020 İtalya ilk vaka. İtalya uçuşlarının iptal edildiği tarih 29 Şubat 2020, o tarihte vaka sayısı 1.128, ölüm sayısı 29.

31 Ocak 2020 İspanya ilk vaka. Uçuşların iptal edildiği tarih 13 Mart 2020, o tarihte İspanya’daki vaka sayısı 5.232, ölüm sayısı 133.

31 Ocak 2020 İngiltere ilk vaka. Uçuşların iptal edildiği tarih 16 Mart 2020, vaka sayısı 1.543, ölüm sayısı 55.

02 Mart 2020 S.Arabistan ilk vaka. Uçuşların iptal edildiği tarih 16 Mart 2020, vaka sayısı 238, ölüm yok.”

Okumaya devam et

Ekonomi

Tarihi Kütahya Kalesi’nde kazı ve restorasyon çalışmaları yapılacak

Tarihi Kütahya Kalesi’nde yürütülecek kazı, restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları için iş birliği protokol imzalandı.

Kütahya Belediyesi, Müze Müdürlüğü ve İl Özel İdaresi arasında imzalanan protokol kapsamında, antik dönem, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı döneminde önemli yeri olan tarihi Kütahya Kalesi’nin gelecek nesillere daha sağlıklı bir yapıyla aktarılması, turizm ve sosyal hayattaki işlevinin artırılması öngörülüyor.

Belediye Başkanı Prof. Dr. Alim Işık, imza töreninde yaptığı açıklamada, Kütahya Kalesi’nin kentin en önemli değerleri arasında olduğunu söyledi.

Yedi Gün Gazetesi, 2. sayısında bu konuyu manşetine taşımıştı.

Yapılacak çalışmalarla bölgenin turizme kazandırılacağını belirten Işık, “Protokol kapsamında Kütahya Kalesi’nde kazı çalışmaları, burçlarda ve beden duvarlarında restorasyon çalışmaları, yürüyüş yolları yapımı, ışıklandırma çalışmaları ve kale içerisindeki çevre düzenlemesi çalışmaları yapılacak.” dedi.

Çalışmalara önümüzdeki günlerde başlanması bekleniyor.

Okumaya devam et

Ekonomi

Kütahyalı iş insanı Rıza Güral, 5 bin aileye 1 milyon lira bağışladı

Kütahyalı iş insanı Rıza Güral, 5 bin aileye teslim edilmek üzere 1 milyon TL tutarındaki alış veriş çekleri Kütahya Valiliği’ne teslim etti.

Rıza Güral, yaptığı açıklamada, “Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç içinde millet olarak dayanışma içinde olmalıyız. Devletimizin yanında olmak ve destek vermek hepimizin görevidir. Biz 5 bin aileye 200 TL’lik alış veriş edebilmeleri amacıyla 1 milyon TL tutarında yardımda bulunuyoruz. Erzak çeklerini Kütahya Valiliği’ne teslim ettik” şeklinde konuştu.

Kütahya Valisi Ömer Toraman, sanayici-iş adamı Rıza Güral’ın örnek davranışına teşekkür etti.

Okumaya devam et

Kültür

Vefa Destek Grubu Kütahya’da çalışmalarına başladı

Kütahya’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında sokağa çıkmaları kısıtlanan 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı bulunanların ihtiyaçları, Genç İHH oluşturulan “Vefa Sosyal Destek Grubu” gönüllülerince karşılanıyor.

İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelge sonrasında evlerinden çıkmaması istenen vatandaşlara yönelik yürütülen çalışmalara sivil toplum kuruluşları da destek veriyor.

İHH Kütahya İnsani Yardım Derneği bünyesindeki Genç İHH gönüllüleri, çalışmalar kapsamında sokağa çıkmaları kısıtlananların talepleri doğrultusunda yardım faaliyetlerini yürütüyor.

Dernek başkanı Mustafa Yenipazar, gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşanan sıkıntılı süreçte kendilerine düşen her türlü görevi yapmaya hazır olduklarını söyledi.

Dernek olarak bu süreçte daha önce ihtiyaç sahipleri için başlattıkları acil hijyen paketi kampanyasını sürdürdüklerini dile getiren Yenipazar, şunları kaydetti:

“Yardım faaliyetlerimizi dün olduğu gibi bugün de, yarın da sürdüreceğiz. Salgından dolayı yaşanan sıkıntıların birlik içinde atlatacağımızı düşünüyoruz. Bu süreçte dernek üyelerimiz ile gönüllülerimizden oluşturduğumuz ‘Vefa Sosyal Destek Grubu’muz sokağa çıkmaları kısıtlanan ve bize ulaşanların yardımına koşuyor. Ekiplerimiz, ihtiyaç sahiplerine de içinde kişisel ve ev temizliği ürünleri bulunan hijyen paketlerimizi ulaştırıyor.”

Yenipazar, İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Türkiye genelinde işsiz kaldığı tespit edilen ve gündelikçi çalıştığı için geliri olmayan ihtiyaç sahibi ailelere yönelik 10 milyon lira nakdi yardım, 100 bin aileye kumanya paketi ve 10 bin hijyen paketiyle çalışmalarına başladığını, daha çok kişiye ulaşmak için hayırseverlerin desteklerini beklediklerini de sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

GEDİZ

50 yıl önce bugün, 1086 kişi Gediz’de can vermişti

GEDİZ DEPREMİ: 28 Mart 1970 tarihinde, mahallî saatle 23.00’ten az sonra, merkezi Kütahya’nın batısındaki Gediz yöresinde meydana gelen deprem.

Depremde Batı Anadolu tamamıyla sarsılmıştı. Bu depremi daha başka sarsıntılar takip etmiş ve haftalar sonra dahi farklı büyüklükte sarsıntılar ve ufak depremler hissedilmişti.

Depremin büyüklüğü Richter ölçüsüne göre 7,6 idi.

Yaklaşık olarak 3000 km2 genişliğindeki sarsıntı alanında takriben 3500 ev tamamen yıkılmış, 7000 ev ağır surette ve 10.600 den fazla bina da fazla ölçüde hasara uğramıştı.

33.000 aile, yaklaşık olarak 80.000 kişi barınaksız kalmış, 6 saniye süren depremde 800 kişi (yabancı kaynaklarda 1086 kişi) ölmüş ve 520 (yabancı kaynaklarda 1260 kişi) yaralanmıştı.

Deprem sonrasında yıkılan ve tamamen harabeye dönüşen şehrin Uşak yolu üzerinde 7 km ilerisine Kadınlar Pazarı denilen mevkiiye yeniden bir şehir kurulmuş ve yıkılan şehre “Eski Gediz” adı verilmişti.

Kadınlar Pazarı mevkii Gediz’in 7 km güneyinde Şaphane Dağı eteklerinde yer alır.

Kütahya ve çevresinde etkin olan diğer depremler ise 1928 Emet 6.2, 1944 Şaphane 6.2, 1970 Gediz 7.2, 1970 Çavdarhisar 5.9 ve 2011 Simav 5,9 bu depremler bölgede ağır hasarlar vermiştir.

Okumaya devam et

Kültür

Kütahya’da okumayı ve kitabı sevdiren, kültür elçisi İbrahim Nazlı’yı kaybettik

Kütahya’nın sevilen simalarından olan İbrahim Nazlı, 1,5 aydır verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. Üniversite Kitapevi’nin kurucusu olan İbrahim Nazlı, Kütahya’nın kültür elçileri arasında yer alıyordu.

Bir dönem yenikutahya.com’un danışmanlığı yapan yazar Abdullah Reha Nazlı’nın babası, eski Kütahya Milletvekili Şükrü Nazlı’nın ağabeyi olan İbrahim Nazlı, kültüre yaptığı dev hizmetleri ile geride güzel bir fotoğraf bıraktı.

Babası İbrahim Nazlı’nın Hakk’a yürüdüğünü sosyal medya paylaşımı ile duyuran Abdullah Reha Nazlı, “Babamı kaybettik. Cenazesi yarın saat 14.00’da Ali Paşa Camisi’nden kaldırılacaktır. Kalp krizi geçirmesinden itibaren hastanede geçirdiği son 1,5 ayda desteklerini esirgemeyen tüm dostlardan Allah razı olsun.” dedi.

Kütahya Gazeteciler Cemiyetinin uzun yıllar başkanlığını yapan Gazeteci – Yazar İhsan Tunçoğlu da yayınladığı mesajda “Kitapları seven ve Kütahya halkına kitap sevgisi aşılayan ve aynı anlayışla evlat yetiştiren değerli kardeşim İbrahim, mekânın cennet olsun. Reha kardeşim ve ailesine sabırlar ve başsağlığı diliyorum” dedi.

Okumaya devam et

Eğitim

Koronavirüse karşı dezenfekte edilen kitap, genç gazeteciye hediye edildi

Kütahyalı genç basın emekçisi Ahmet Dinç, sosyal medyadan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu’nun doğada okuduğu Stefan Zweig kitabını görünce, bu paylaşım altına yorum olarak, Zweig hayranı olduğunu belirtti. Rektör Kavuncu bu durum karşısında memnuniyetini dile getirip, kitabı mevcut şartlardan dolayı KSBÜ laboratuvarlarında yoğun bir dezenfeksiyon sürecinden geçirterek, Dinç’e hediye etti.

KSBÜ- Doğayı seven bir insan olarak bilinen KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, geçtiğimiz Pazar günü Kütahya doğasında vakit geçirirken bir görüntü paylaştı . Kavuncu Instagram hesabından, “Burada virüs yok. Güneş, temiz hava, kuş sesleri, sıcak çay ve kitap var.” paylaşımını yaptı. Paylaştığı fotoğrafta ise Stefan Zweig’ın “Macellan- Bir İnsan, Bir Yaşam” kitabı, doğayla uyum içerisinde duruyordu.  

Bu paylaşım üzerine Dumlupınar Gazetesi’nden genç basın emekçisi Ahmet Dinç, yorum olarak Alman Zweig hayranı olduğunu belirten şu mesajı paylaştı: “Zweig hayranıyım. Kitabı okuduktan sonra bana hediye eder misiniz Rektörüm?” Rektör Kavuncu bu durum karşısında olumlu cevap verip, kitabı KSBÜ laboratuvarlarında yoğun bir dezenfeksiyon sürecinden geçirterek, Ahmet Dinç’e hediye etti.

“BU İNCE DAVRANIŞ KARŞISINDA ÇOK MUTLU OLDUM

Rektör Kavuncu, hediye ettiği kitaba, “Sevgili Ahmet Dinç kardeşime; kitaplara olan ilgi ve sevgisinin hiç bitmemesi dileğiyle.” notunu paylaşarak, imzasını attı. Dinç bu ince davranış karşısında çok mutlu olduğunu ifade ederek, “Bir Stefan Zweig hayranıyım. Prof. Dr. Vural Kavuncu’nun da Zweig’ın bir kitabını okuduğunu görünce, sosyal medya paylaşımı altına bir yorum yazdım. Rektör Kavuncu sağ olsun beni kırmayarak, kitabı hediye etti. Ayrıca kitap dezenfekte işlemine tabi tutulduktan sonra bana ulaştı. Bu ince davranış karşısında da çok mutlu oldum.” dedi.

KİTAP YOĞUN BİR DEZENFEKSİYON SÜRECİNDEN GEÇTİ

KSBÜ laboratuvarlarında yoğun bir dezenfeksiyon sürecinden geçen kitap, ilk olarak ultraviyole (UV) lambası altında 1 saat bekletildikten sonra, sayfalar ayrı ayrı yüzde 70 etil alkolle temizlendi. Ardından özel olarak poşete konularak, bantlandı.

Okumaya devam et

Kültür

Müderris Mahallesi’nin İnci Ablası

Yedi Gün Gazetesi’nin, Yedinci Mahalle sayfasının bu haftaki konuğu İncinur Duman oldu.

Gazeteci Emine Yaylıoğlu, ikinci sayıda da pozitif ayrımcılık yaparak, kadın bir muhtarla daha söyleşi yaptı. Mahalle sakinlerince çok sevilen İncinur Duman, Müderris Mahallesi’nde kiminin ablası, kiminin annesi kiminin de evladı olmuş. “Gücümün yettiği yere kadar bu görevde kalmak istiyorum” diyen Duman, Emine Yaylıoğlu ile çok güzel bir söyleşiye imza attı.

SÖYLEŞİ – Emine YAYLIOĞLU

Muhtar olmaya nasıl karar verdiniz?

Bu kararı almam aniden olmadı. 36 yıl önce bu mahalleye gelin olarak geldim. Evlendikten sonra iş hayatına girmeyi çok istedim. Ancak bu arzum eşim tarafından uygun görülmemişti. Çalışamadım ama hiç de boş durmadım. Bir kadın isterse bir şeyleri mutlaka başarıyor. Çünkü Allah bize yaratıcılık özelliğini vermiş. Genlerimizde var bu bizim. Yeter ki kadın bir şeyin olmasını istesin. Hep bir şeyler üretmeye çalıştım. Mahallede de kendime ait bir çevrem olmuştu. Herkesin her şeyine koşmayı çok severdim. Bu benim yapımda var, çocukken de öyleydim. Muhtar olmadan önce de sanki muhtar gibi çalışırdım. Babamdan gelen sağlık bilgim olduğu için tansiyon ölçmekten iğne yapmaya kadar insanların basit sağlık sorunlarını çözmeye çalışırdım. Yapı olarak, mizaç olarak insan ilişkilerim çok iyidir. Ben insan canlısı birisiyim, kim olursa olsun ayırt etmem. Zaten herkesin yardımına koştuğum için, insanların derdine çare aramayı sevdiğim için çevremdekilerin bana bakışları farklı olmaya başladı. Çok sevdiler beni, içlerine aldılar. Mahallemizde çok güzel bir birlikteliğimiz var. Çalışmak istedim ama çalışmadım. Bu içimde hep bir uhde olmuştu. Çocuklarım büyüdü, oğlum ve kızım evlendi. Küçük kızım da büyüdü. Eşime “artık ben çalışmak istiyorum” dedim. Eşim yıllar sonra çalışmama onay verdi. Ama 49 yaşına gelmiştim, yaşım ilerlediği için iş bulamadım. Kim iş versin 49 yaşında hiçbir iş tecrübesi olmayan bir insana? Eşim çalışmamı onaylamıştı ama bu kez de ben iş bulamıyordum. Çevremdekiler “sen muhtar adayı olsana” diyorlardı. Benim bu işi becerebileceğimi düşünüyorlardı. Ben de o zaman “muhtarlığa ada olacağım” dedim. Eşim de “tamam aday ol” dedi. Eminim buna, itiraf etmedi ama kazanamayacağımı düşündü. Karşımda da rakip olarak belediyeden emekli bir erkek aday vardı. O da yakın komşumuz. Bu işlerin nasip kısmetle olduğunu biliyordum. Cami avlusuna oturmuş amcaların yanına girerek ilk propaganda çalışmamı başlattım. “İnci bu iş böyle başlayacak” dedim. Hepsiyle tek tek konuştum ve muhtar adayı olduğumu söyleyip destek istedim. Herkesten güzel tepkiler geldi. 2014 yılındaki mahalli idareler seçiminde göreve geldim.

Göreve ilk geldiğinizde Müderris Mahallesi’nin en önemli sorunu neydi?

2014 yılında göreve ilk geldiğimde, gözüme batan ilk sorun çöplerdi. Çöpler toplanıyordu ama konteynır yoktu hiçbir sokakta. İnsanlar çöp tenekeleri ya da plastik kovaları kapı önlerine bırakıyordu. Bu mahalle de dağ yamacında olduğu için köpekler ya da yabani diğer hayvanlar tenekeleri dağıtıyorlardı. İlk odaklandığım konu bu nedenle çöp sorunu oldu. Hemen ilk icraat olarak mahallemize çöp konteynırlarını getirdik. Parkımız içler acısı bir halde idi. Benim mahallem küçücük. Bir camimiz bir parkımız bir de küçücük bir parkımız var. Buraların güzelleştirilmesi için belediyeye dilekçemizi verdik. Sağ olsunlar onlar da bizi kırmadı, sorunlarımızı çözdüler. 

Mahallenizin nüfusu ne kadar?

Müderris Mahallesi’nin şuandaki nüfusu yaklaşık bin civarında, belki de bulmaz bile. Çünkü taşınanlar ya da rahmetli olanlar oldu. Çok kalabalık olmayan bir yerleşim alanında görev yapıyorum.

Yabancı uyruklu sığınmacı göçmen var mı mahallenizde?

Sayıları çok fazla olmamakla birlikte evet, var. 3-4 sene önce daha fazlalardı ama şimdi biraz daha azaldılar. Benim mahallemde Afganlar yaşıyor. İlk geldiklerinde durumları içler acısıydı. Çok yanlış bir politika ortaya konulduğunu düşünüyorum bu konuda. Bir sabah muhtarlığa geldiğimde çok üzücü bir manzara ile karşılaştım. Bir aşure günüydü ve çok soğuk bir havaydı. Muhtarlığın etrafına yayılmış insanlar gördüm. Çocuklar, kadınlar ve erkekler insanlık açısından çok utanç verici bir halde bekliyorlardı. Soğuk havaya rağmen sığınmaya çalışıyorlardı. Soğukta aç bir halde sokakta yatmaları beni derinden etkilemişti. Komşularla hemen bir diyaloga girip bu sığınmacılar için kolları sıvadık. Azalarımın da yardımıyla hemen birer tane ev bulduk. Ev denemez aslında ama onların barınabileceği birer mekân bulduk. En azından o soğuk hava kimseyi dışarıda bırakmadık. Komşularımızın kimisi sobasını, yatağını, yakacağını verdi kimi de gıda ihtiyaçlarına çare oldu. Elimizden geldiği kadar maddi manevi her şeylerine koşuyoruz. Yani küçücük de olsa onlara bir yaşam alanı kurduk. Onlar da çalışmaya başlayınca o kadar sık gelmemeye başladılar. Çalışıyorlar, kazanıyorlar. Afganlar çalışkan insanlar gördüğümüz kadarıyla. Bizim mahalleye Suriyeli hiç gelmedi.

Mahalle sakinlerinin onlara karşı tepkisi nasıl?

Kötü değil aksine yardımcı oluyorlar. Çünkü mahallemizdeki göçmen aileler de zararlı insan değil, mahalle halkım da iyi insanlar. Mahallemizde kültürel bir uyum sorunu yaşanmadı ve ben bundan çok memnunum. 30-40 hane göçmen olsa belki işler farklı olabilirdi ama benim mahallemde 3 hane göçmen aile var. Önceki yıllarda biraz daha fazla idi ama şimdilerde azaldı.

Muhtarlıkta ikinci dönemdesiniz, ne kadar daha devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Gücümün yettiği yere kadar bu göreve devam etmek istiyorum. Mahalle sakinlerimiz desteklerse, çalışabildiğim yere kadar bu görevimi sürdürmek istiyorum.

İkinci dönemde kaç aday vardı karşınızda?

Bir tane kadın aday vardı karşımda rakip olarak. Karşıma hiç erkek aday çıkmadı. Genç bir kadın adayla seçim yarışına girdik. Gencecik de bir kardeşimizdi. Onun aday olmasına hiç kızmadım, hatta benimle konuşup benden destek istemesini, yardım istemesini arzulardım. Çünkü ben burada baki değilim bunu iyi biliyorum. Bir gün gelecek ve ben buradan gideceğim. Ama güzel işler yaparak buradan gidebilirsem ne kadar güzel olur. Hani derler ya şu gök kubbede hoş bir seda bırakmak istiyorum.

Mahallenize ne yapmak istiyorsunuz?

Coğrafi olarak mahallemiz çok kısır bir yerde. Bu nedenle okul istesek yapacak yerimiz yok. Çok küçük bir mahallede bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Maaşı olmasa da bu işi yapar mısınız?

Evet, yapardım. İlk muhtar seçildiğimizde maaşlarımızın çok da cazip bir tarafı yoktu. Benim hiçbir sosyal güvencem yoktu. Bağ-Kur primimi bile kendi maaşımla yatırıyordum zaten. Yani kısacası para için yapılacak bir iş değil. İnsanlara hizmet etmeyi çok seviyorum.

Standart bir soru vardır ya, siyaset düşünüyor musunuz? Sadece muhtarlık yeterli benim için. Çünkü ben hep bağımsız olmayı istiyorum. Siyaset bana göre değil. Benim amacım halka direkt olarak hizmet etmek. Siyaset benim mizacıma uygun değil.      

Okumaya devam et

Ekonomi

Kütahya Kalesine aydınlatma lazım

Tarih boyunca birçok önemli medeniyete kucak açmış Kütahya’da geçmişin, bugünün ve geleceğin en heybetli şahidi olan Kütahya Kalesi’nin aydınlatılması, şehre bir değer daha katacak. Yıllardır gündeme gelen ancak bir türlü başarılamayan kale aydınlatılması için yetkililerin harekete geçmesi isteniyor.

YEDİ GÜN GAZETESİ – ÖZEL HABER (Emine YAYLIOĞLU)

Kütahya’da yaşayanların “Hisar” diye tabir ettiği Kütahya Kalesi, milattan sonra 8. yüzyılda inşa edilmiş bir Bizans eseri olmasıyla dikkat çekiyor. Kütahyalı seyyah Evliya Çelebi’ye göre Türkiye’nin üçüncü büyük kalesi olan Kütahya Kalesi’nin 72 burcunun aydınlatılmasını isteyen vatandaşlar, bu sayede kalenin değerine bir değer daha katmış olacağını düşünüyor. Işıklandırma çalışmalarıyla ilgili görüştüğümüz Kütahya esnafının ortak görüşü “kaleye değer katacak” yönünde oldu. Duyarsız bazı ziyaretçiler tarafından tarihi surların kirletildiğine de dikkat çeken esnaflar, Kütahya turizmi açısından ve ekonomik anlamda büyük katkı elde edileceğini dile getiriyorlar.

Okumaya devam et

Kültür

Vali Toraman: “Mehmet Akif Ersoy, zamanını aşan bir şair”

Türkiye’nin bağımsızlık savaşını ölümsüzleştiren İstiklal Marşı’nın kabulünün 99. yılı Kütahya’da coşkuyla kutlandı.

İstiklal Marşı’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) ulusal marş olarak kabul edilişinin yıl dönümünde, milli mücadele destanının şairi Mehmet Akif Ersoy da unutulmadı.

Hezar Dinari Kültür Merkezinde 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı gerçekleştirildi.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Özlem Kayabaşı’nın “Hakk’ın Sesi Mehmet Akif” başlıklı sunumuyla devam etti.

“ZAMANINI AŞAN BİR ŞAİR”

Programda bir konuşma yapan Vali Dr. Ömer Toraman, milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve şükranla andığını söyledi. Ersoy’un eserleriyle zamanını aşan bir şair olduğuna vurgu yapan Vali Toraman, “Zor zamanlarda ortaya koyduğu şiirlerini bugünlere yansıtabilmiş dönemin büyük şairlerinden. O, bu topraklar üzerindeki tek bir hanenin, tek bir ferdin dahi gücüne inanıyordu. Onun için son ocak sönmedikçe, son fert hayatını kaybetmedikçe bir ümit vardı. Bu hislerini de dizelerine etkileyici şekilde yansıttı. “İstiklal Marşı”nı, “Çanakkale Şehitlerine” şiirini bugün dahi okurken sanki bugün yazılmış, günümüzü anlatıyor hissine kapılıyorum. Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bulunamayacak bir millî marş ortaya koyulmuş. Onun şiirlerini tekrar tekrar okuyup anlamamız lazım” diye konuştu.

Programda, Şehit Selim Cansız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan oratoryo ve piyes büyük beğeni topladı.

Anma programına; Kütahya Valisi Dr. Ömer Toraman, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Necati Gündüz, Kütahya Belediye Başkanı Prof. Dr. Alim Işık, Cumhuriyet Başsavcısı Evren Akbey, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kâzım Uysal, Baro Başkanı Ahmet Atam, Vali Yardımcıları Mustafa Güney ile Ali Bezirgan, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Çekiç,  İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç, STK Temsilcileri, daire müdürleri ve öğrenciler katıldı.

Anma programı “Hakk’ın Sesi Mehmet Akif” temalı kompozisyon yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesiyle sona erdi.

Okumaya devam et

Ekonomi

Seyahat acenteleri Kütahya’ya geliyor, bu büyük bir şans

TÜRSAB’a (Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği) bağlı 20 seyahat acentesi, Kütahya ve çevresinin keşfedilmemiş turizm değerlerini görmek ve mevcut turizm potansiyelini tanımak, sonrasında yerli ve yabancı turistleri Kütahya’ya çekmek için 14 – 15 Mart tarihlerinde Kütahya’ya gelecek.

MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, geçtiğimiz yıl eylül ayında belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve STK’ların da katıldığı bir etkinlik düzenleyerek, “Kütahya Seni Bekliyor” teması ile tüm turist ve turizmcileri Kütahya’ya davet etmişti. TÜRSAB Güney Marmara Başkanı Murat Saraçoğlu; “Kütahya seni çağırıyor projesi kapsamında, bu sese kulak verip Kütahya Fam Trip programına geliyoruz.” dedi.

Kütahya’nın turizm açısından kalkınması için çok önemli olan etkinlik hakkında konuşan TÜRSAB Güney Marmara Başkanı Murat Saraçoğlu “Kütahya seni bekliyor etiketi ile başlatılan etkinlik tüm Türkiye’de büyük ses getirdi. Tüm yurtta olduğu gibi bizim de dikkatimizi çekti ve Kütahya bizi çağırıyorsa bizim de turizmciler olarak gitmemiz gerekirdi. Kütahya seni çağırıyor projesi kapsamında bu sese kulak verip Kütahya Fam Trip programına geliyoruz.” dedi.

Kütahya ve çevresinin keşfedilmemiş turizm değerlerini görmek ve mevcut turizm potansiyelini tanımak, sonrasında yerli ve yabancı turistleri Kütahya’ya çekmek için geleceklerini ifade eden Saraçoğlu “Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Kütahya Valiliği, Kütahya Belediye Başkanlığı ve Zafer Kalkınma Ajansının birlikte düzenlediği bu etkinliğe Güney Marmara Bölgesi’nde özellikle Kültür Turları yapan 20 Seyahat Acentesi sahibi ile katılım sağlayacağız. Kentin devlet büyüklerinin turizme olan bakış açısı ve sektör profesyonelleri ile bir araya gelme istekleri seyahat organizasyonları yapan TÜRSAB acentelerimizi de motive etmiştir. Kültür turlarının gün geçtikçe önemini daha da fazla hissettirdiği turizm sektöründe tur programlarına Kütahya’yı dahil etmek ve güçlü bir destinasyon haline getirmek ana hedeflerimizden biri olacaktır.” diye konuştu.

Kütahya’nın bir çok ilde olmayan muhteşem doğa güzelliklerine ve termal sulara sahip olduğunu ancak kendisini yeterli tanıtamadığını belirten MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş “Turizm için öncelikle kendinizi tanıtmanız gerekmektedir. Bu nedenle geçtiğimiz yıl Eylül ayında Kütahya Seni Bekliyor teması ile bir turizm seferberliği başlattık. Sosyal medya organlarında kısa sürede o gün Türkiye gündemine yerleştik. Şimdi ise yavaş yavaş bunun meyvelerini almak büyük gurur vericidir. Ancak daha yolun başındayız. Bu bir başlangıçtır.”dedi.

Kütahya’nın Türkiye’nin en önemli seyahat acentelerini ağırlayacağını ifade eden Erbaş “İlimize gelecek olan firmalar kendi alanında Türkiye’nin en önemli turizm şirketleridir. Bu etkinlik sonrası göreceksiniz ki bu firmalar ilimize dünyanın ve ülkemizin dört bir yanından yerli ve yabancı turistleri ilimize getirecekler. Sonra ise en büyük görev biz Kütahyalılara düşmektedir. İlimizi gelen turistleri öyle güzel tanıtmalı ve onları iyi bir şekilde ağırlamalıyız ki, onlarda ziyaretleri sonrası çevresindeki insanlara bizlerden duyduğu memnuniyeti ve ilimizin güzelliklerini anlatsın. Ben Kütahya’nın vekili olarak her gittiğim her bulunduğum ortamda, şehirde, ülkede ilimi temsil ettiğim bilinci ile ilimin güzelliklerini anlatıyor, herkesi Kütahya’ya davet ediyorum. Son olarak Almanya’da turizm şirketlerinin Almanya’dan ülkemize turist kazandırmak amacı ile organize ettiği etkinliğe katılarak, Almanya’da yaşayan herkesi Kütahya’ya davet ettim. Bu etkinlikleri kesinlikle turizm açısından değerlendirmemiz gerekiyor. Sanayi alanında yapılacak olan dev yatırımlar için de bu tanıtım etkinliklerinin çok önemi var. Bu nedenle kişi, kurum, ayrımı yapmaksızın bu tür etkinliklere tüm Kütahya olarak sahip çıkmak zorundayız.” açıklaması yaptı.

Zafer Kalkınma Ajansı tarafından düzenlenen etkinlik çerçevesinde TURSAB Bursa, Kocaeli, Çanakkale, Eskişehir, İstanbul Bölge temsil kurulu başkanları ve seyahat acenteleri temsilcileri 14 Mart Cumartesi günü Ilıca Termal Otelde Kütahya protokolü ile bir araya gelecek ve değerlendirme toplantısı yapılacak. Turizm seyahat acenteleri temsilcileri 14 ve 15 Mart tarihinde Kütahya’nın turistlik mekanlarını gezerek buralarda yetkililerden bilgiler alacak.

Okumaya devam et

Ekonomi

Dede yadigârı 120 yıllık kara fırında güveç pişiriyor

Kütahya’da sadece et kullanılan güveç kültürünü büyük dedesinden kalma fırında yaşatan Atilla ustanın 6 saatte pişirdiği yemek, lezzetini 50-55 yıllık toprak kaplardan alıyor. Kütahya’da Güveççi Süleyman olarak nam salan işletme, ülke geneline ve yurt dışına ürün yolluyor.

Ailenin dördüncü kuşak güveç ustası Atilla Uğurtay: “Güveç yemek isteyenlerin bir gün önceden sipariş vermesi gerekiyor. Bu lezzeti tatmak için Türkiye’nin her yerinden birçok kişi geldi.”

KÜTAHYA (AA) – MUHARREM CİN – Kütahya’da ailesinin dördüncü kuşak güveç ustası Atilla Uğurtay, Osmanlı’nın son döneminde büyük dedesi tarafından kurulan kara fırında 50 yıllık toprak kaplarda pişirdiği yemeği müşterilerine servis ediyor.

Balıklı Mahallesi’nde, Süleyman dedesinin ismini taşıyan 120 yıllık fırında güveç hazırlayan 49 yaşındaki Uğurtay, sadece kuzu ve dana etlerinden pişirdiği asırlık damak tadını yaşatıyor.

Atilla Uğurtay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şehirdeki en eski güveç ustalarından olduğunu söyledi.

Bu fırında bir asrı aşkın süredir güveç pişirildiğini belirten Uğurtay, şöyle konuştu:

“Dört kuşaktan beri aynı yerdeki ‘kara fırın’ olarak nitelendirilen fırında güveç pişiriyoruz. Bu meslek bize dedemin babasından geliyor. Büyük dedem Musa Efendi, Osmanlı’nın son dönemlerinde 1890’da bu işletmeyi kurmuş ve 1900’lerin başlarında bu kara fırını yapmış. Uzun süre devam ettirdikten sonra oğlu Süleyman dedeme devretmiş. Dedemden sonra babam yaptı. Babamdan kalan mesleği de yaklaşık 30 yıldır ben devam ettiriyorum.”

Kütahya’nın geleneksel yemekleri arasında ilk sıralarda yer alan güveçle dedelerinden bugüne kadar gelen lezzeti yaşatmaya çalıştığını ifade eden Uğurtay, güveci dedesi ve babasından kalan 50-55 yıllık toprak kaplarda pişirdiğini anlattı.

Müşterilerinin de eski kapları tercih ettiğini bildiren Uğurtay, “Bu kapları korumaya çalışıyoruz ama müşterimizin isteğini de kıramıyoruz. Eski kaplarda pişirilen güvecin gerçekten çok özel lezzeti oluyor. O kaplara başka bir yemek bile koysanız o güveç lezzetini içinde hissedersiniz.” dedi.

6 SAATTE PİŞİRİLEN GÜVEÇ, FIRININ HER YERİNDE GEZDİRİLİYOR

Uğurtay, güveç yemek isteyenlerin bir gün önceden sipariş vermesi gerektiğini vurguladı.

Pişirme süreci hakkında bilgi veren Uğurtay, şunları kaydetti:

“Sabaha karşı yaktığımız fırın hazır hale gelince odun ateşinde etlerimizi toprak kaplarda fırına sürüyoruz. Sonraki süreçte bir bebekle ilgilenir gibi 6 saat boyunca fırındaki güveç kaplarının yerlerini ateşin durumuna göre sürekli değiştiriyoruz. Kapların içindeki güveci adeta fırının her köşesinde gezdiriyoruz. Piştikten sonra ise müşterimize sunuyoruz. Bu lezzeti tatmak için Türkiye’nin her yerinden birçok kişi geldi.”

Atilla Uğurtay, dedeleri ve babasından miras kalan güveç ustalığını kendisinin de oğluna devredeceğini sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

Ekonomi

2020 yılı için fitre bedeli açıklandı: 27 TL

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı toplantısında, bu yılki fitre bedeli 27 Türk Lirası olarak belirlendi. Başkanlıktan yapılan açıklamada, yapılan değerlendirmeler neticesinde fıtır sadakasının, Müslüman toplumların neredeyse tamamına yakın bir kesimi tarafından verildiği hatırlatıldı.

Mevcut sosyo-ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak 2020 yılı ramazan başlangıcından 2021 yılı ramazan başlangıcına kadar olan sürede 27 lira olarak belirlenmesine karar verildiği kaydedildi.

Miktar belirlenirken hadis-i şerifler, sosyo-ekonomik şartlar ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önüne alındığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Belirlenen bu miktar, ‘asgari miktar’ olup, ‘sadaka-i fıtır’da verilecek meblağ konusunda bir üst sınır bulunmamaktadır. Bu konuda ideal olan, herkesin kendi hayat standardına göre asgari günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağı vermesidir. Söz konusu meblağ, gıda ve benzeri şekilde ayni olarak verilebileceği gibi nakdi olarak da ödenebilir.”

“Temel hedeflerden biri, insanların paylaşma bilincini canlı tutmak”

Fıtır sadakasının, Ramazan Bayramına kavuşan ve temel ihtiyaçlarının dışında nisab miktarı mala sahip olan Müslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için, yerine getirmekle yükümlü oldukları mali bir ibadet olduğuna işaret edilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

“Yoksulların ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmak suretiyle, toplumda karşılıklı sevgi ve kardeşlik bağlarının pekişmesine vesile olan bu mali ibadetin meşru kılınmasındaki temel hedeflerden biri, insanların paylaşma bilincini canlı tutmaktır. Bu sayede her mükellef Müslüman, ihtiyacı olan yoksullara az da olsa bir şeyler verebilmenin ve yardımlaşmanın sevincini yaşar. Bundan dolayıdır ki fıtır sadakası, zekattan farklı olarak, daha geniş bir mükellef kitlesi tarafından yerine getirilir.”

Okumaya devam et

Ekonomi

TÜİK açıkladı, eşi ölenlerin sayısının en yüksek olduğu il Kütahya

Yapılan resmi araştırmalara göre, Ege Bölgesinde eşi vefat edenlerin oranının en yüksel olduğu il Kütahya olduğu ortaya çıktı.

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Manisa İl Müdürü Mehmet Akyol, yaptığı açıklamada, Ege Bölgesinde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta evli olanların oranı en yüksek olan il Afyonkarahisar (%66,8) ve en düşük olan il İzmir (%61,8), boşanmış olanların oranı en yüksek olan il İzmir (%7,0) ve en düşük il Afyonkarahisar (%3,0), eşi vefat etmiş olanların oranı en yüksek olan il Kütahya (%7,8) ve en düşük olan il Muğla (%5,7) ve hiç evlenmemiş olanların oranı en yüksek olan il İzmir (%25,1) ve en düşük olan il Uşak (%22,6) olarak bildirdi.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2019 yılı sonuçlarına göre Kütahya ilinde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus yabancılar hariç 470 bin 797 olup bu nüfusta evli olanların oranı % 66,2 (311 bin 732 kişi), boşanmış olanların oranı % 3,1 (14 bin 668 kişi), eşi vefat etmiş olanların oranı % 7,8 (36 bin 627 kişi) ve hiç evlenmemiş olanların oranı ise % 22,9 (107 bin 770 kişi) olarak açıklandı.

TÜİK Manisa İl Müdürü Mehmet Akyol, “Kütahya ili, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta evli olanların oranı en yüksek olan 8. Ege Bölgesinde 3. il, boşanmış olanların oranı en yüksek olan 43. Ege Bölgesinde 7. il, eşi vefat etmiş olanların oranı en yüksek olan 14. Ege Bölgesinde 1. il ve hiç evlenmemiş olanların oranı en yüksek olan 74. Ege Bölgesinde 6. il durumundadır.” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu Manisa Bölge Müdürlüğü tarafından açıklanan verilere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta evli olanların oranları ortaya çıktı. Buna göre oranı en yüksek olan 5 il sırasıyla Çorum (%67,2), Afyonkarahisar (%66,8), Ordu (%66,8), Çankırı ( %66,6) ve Manisa (%66,5)olarak açıklandı. Evli nüfusun en düşük orana sahip 5 il ise sırasıyla Hakkari (% 49,3), Şırnak (% 51,6), Batman (%56,1),Siirt (% 56,5) ve Bayburt (%56,8)  olarak kayıtlara geçti.

15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta boşananların oranı en yüksek olan 5 il sırasıyla İzmir (% 7,0), Muğla ( %6,9),  Antalya ( %6,4), Yalova ( %5,9) ve Aydın (% 5,6) olup en düşük orana sahip 5 il ise sırasıyla Hakkari (% 0,5), Bitlis (% 0,6), Şırnak (%0,6), Muş (%0,6) ve Siirt (% 0,7) olarak açıklandı.

15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta eşi vefat edenlerin oranı en yüksek olan 5 il sırasıyla Kastamonu (%9,3), Sinop ( %9,1), Giresun ( %8,8), Artvin ( %8,6) ve Edirne (% 8,2) olup en düşük orana sahip 5 il ise sırasıyla Hakkari (% 2,7), Şırnak (% 2,8), Şanlıurfa (%3,2), Batman (%3,3) ve Van (%3,5) olarak açıklandı.

15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta hiç evlenmemiş olanların oranı en yüksek olan 5 il sırasıyla Hakkari  (% 47,6), Şırnak (%45,0), Batman (%39,7), Siirt (% 39,3) ve Mardin (%38,1) olup en düşük orana sahip 5 il ise sırasıyla Balıkesir (%21,2), Çorum (%21,6), Çankırı(%22,2), Sinop (%22,4) ve Uşak (% 22,6).

Ege Bölgesinde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus yabancılar hariç 8 milyon 483 bin 927 olup bu nüfusta evli olanların oranı % 63,9 (5 milyon 423 bin 614 kişi), boşanmış olanların oranı % 5,6 (478 bin 208 kişi), eşi vefat etmiş olanların oranı % 6,5 (552 bin 900 kişi) ve hiç evlenmemiş olanların oranı ise % 23,9 (2 milyon 29 bin 205 kişi)’.

Okumaya devam et

Kültür

Mevlevihâneye yılda 300 bin turist az mı?

Afyonkarahisar Mevlevihanesini 2019 yılında 300 bin kişi ziyaret etti, Kütahya bu treni kaçırmasın.

YEDİ GÜN GAZETESİ – ÖZEL HABER

2019 yılında 300 bin kişi sadece Afyonkarahisar Mevlevihanesini ziyaret etti. İlin ekonomik gelişimi için çok büyük katkılar sağlayan mevlevihanede hem ibadet ediliyor hem de Hazreti Mevlana’dan günümüze manevi mirasa sahip çıkılıyor. Kütahya Mevlevihanesi için de aynı sistemin uygulanması isteniyor.

Mevlevilik ekolünde dünyada üçüncü sırada yer alan Kütahya Mevlevihanesi’nin yapılan restorasyon çalışmasında sona gelindi. Önümüzdeki günlerde tamamlanacak olan çalışmalar sonrasında açılacak olan Kütahya Mevlevihanesi, Afyonkarahisar örneği ile masaya yatırıldı.

Yılda 300 bin kişi Afyonkarahisar Mevlevihanesi’ni ziyaret ediyor. İlin ekonomik gelişimi için çok büyük katkılar sağlayan mevlevihanede hem ibadet ediliyor hem de Hazreti Mevlana’dan günümüze manevi mirasa sahip çıkılıyor. Bu özelliğin tamamına sahip olan Kütahya Mevlevihanesi, turistlerin uğrak alanı olamıyor. Bunun nedeni hakkında farklı görüşler var. Semahane kısmı ve mescit kısmının yanında bulunan matbah bölümünün müze olarak düzenlenmesi halinde, bölgeye büyük bir ziyaretçi akını olacağı tahmin ediliyor.

Konya’da yapılan Sema ayinlerine akın eden yerli ve yabancı turistlerin ilgisini yeniden Kütahya’ya toplayabilmek için, matbah kısmının Mevlevî kıyafetleri müzesi olarak hazırlanması gerektiğine işaret eden otoriteler, bu girişimin yerinde olacağından söz ediyor.

Okumaya devam et

EN ÇOK OKUNANLAR