Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Corona Virüsü Kütahya’da paniğe neden oldu

Bedelli askerliğini yapmak üzere Çin’den Kütahya’ya gelen ve ismi açıklanmayan Türk vatandaşı bir asker, Çin’de ortaya çıkan ve birçok insanın ölümüne neden olan Corona virüsü şüphesiyle Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu.

Bunun üzerine hastane yetkilileri, askeri tedbir amaçlı karantina altına alarak tetkiklere başladı. Alınan kan numuneleri tetkik için Ankara’ya Sağlık Bakanlığına gönderildi.

Yapılan tetkikler sonucunda, askerin kanında Corona Virüsüne rastlanmadı.

Askerin taburcu edilerek birliğine gönderileceği öğrenildi.

Öte yandan yetkililer, sosyal medyada ve whatsapp guruplarındaki söylentilere itibar edilmemesi çağrısında bulundu.

Kaynak: Kütahya Ajansı

Sağlık

Kütahya’ya KORONA VİRÜS’ün dedikodusu bile yetti

İran’dan Kütahya’ya geldikleri öğrenilen iki kardeş korona virüsü şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Hastanede özel ekipler tarafından yapılan ilk tetkiklerde olumsuz bir duruma rastlanmadığı gelen bilgiler arasında yer alırken, olay sosyal medyada yayılmasının ardından vatandaşlar arasında paniğe neden oldu.

Çin’in Wuhan bölgesinde ortaya çıkan ve 100’den fazla insanın ölümüne neden olan korona virüsü, İran’dan gelen ölüm haberi ile Türkiye sınırına dayandı. Van, Diyarbakır, Trabzon, Rize, Aksaray ve Afyonkarahisar’da korona virüsü şüphesiyle meydana gelen olayların ardından Kütahya’da da iki yabancı uyruklu kişinin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Gazete Kırküç’ten M.RIDVAN CEBECİOĞLU’nun haberine göre, sabah saatlerinde İran uyruklu 8 ve 11 yaşlarındaki iki kardeş, korona virüsü şüphesiyle ambulansla Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirildi. İki kardeş, gerekli tedbirlerin alındığı ana bina acil girişinde bulunan bir odaya alındı. Oda diğer hastalara ve hastane personellerine kapatılırken çocuklar özel kıyafetli sağlık görevlileri tarafından muayene edildi.

Korona virüsü şüphesi bulunan çocuklarda yapılan ilk tetkiklerin ardından herhangi bir belirtinin görülmediği gelen bilgiler arasındaki yerini aldı. İki çocuğun her ihtimale karşı 10 gün süreyle İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından gözetim altında tutulacağı bilgisine ulaşıldı. Hastanede alınan tedbirlerin ardından bazı vatandaşların sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar sonrası Kütahya’da kısa süreli panik yaşandı.

Okumaya devam et

Sağlık

Milyonlarca insanı heykele dönüştüren bela: Uyku hastalığı

Birinci Dünya Savaş’ının sonlarına doğru ortaya çıkan, milyonlarca insanın hayatını tehdit eden ve tedavisi bulunamayan uyku hastalığı, dünyadaki en tuhaf hastalıklardan biri olmuştu.

Bilimsel adı ‘beyin iltihabı’ olarak bilinen uyku hastalığı, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıktı.

Doğası hiç anlaşılmayan hastalık, birkaç yıl içinde yaklaşık bir milyon insanı felç ederek adeta heykellere dönüştürdü. Hastaların hareket kabiliyetini sınırladı, konuşamamasına, hatta ölmesine neden oldu.

Doktorların çoğu uyku hastalığının savaş sonrası değil savaşın ortasında, yani 1915-16 yılları arasında ortaya çıktığına inanıyordu.

Zira Paris Hastanesi’ndeki çoğu askerde tembellik ve uykusuzluk gibi belirtiler baş göstermişti.

Henüz araştırmaların tamamlanmadığı ilk aşamada doktorlar, hastalığın Almanların kullandığı kimyasal silahlardan kaynaklandığını düşündü. Fakat aynı dönemde dünyayı sarsan ve yaklaşık 50 milyon insanın hayatını kaybetmesine sebep olan İspanyol gribi salgını yayılmıştı. Bu salgının kurbanlarının sayısı arttığından uzmanlar İspanyol gribine odaklanıp uyku hastalığını unuttu.

1917 yılında, sinir hastalıkları uzmanı Avusturyalı Doktor Constantin Von Economo, bu hastalıkla ilgili bir rapor verip hastalığın belirtilerinden bahsetti. Bu ilginç hastalık, baş ağrısı ve halsizlikle başlıyor daha sonra uykusuzluk ve hareketsizlikle devam edip ölümle bitiyordu.

Von Economo’nun söylediği şeylerden birkaç yıl sonra, uyku hastalığı milyonlarca insanın hayatını cehenneme çevirdi. Haneden haneye dolaşan hastalığın yayılmasının önüne geçilemiyordu.

İspanyol gribinin belirtilerine benzeyen uyku hastalığının ateş, baş ağrısı, yorgunluk ve nezle gibi belirtileri vardı. Ayrıca, bu hastalığa özellikle 15-35 yaş arası kişiler yakalanıyordu.

Van Economo tarafından uyku hastalığından ölen birine yapılan bir otopside, insan beynindeki birçok işlevi engelleyen bir şişlik fark edildi.

İstatistiklere göre uygu hastalığına yakalananların üçte biri hayatını kaybetti. Üçte biri felç geçirdi veya engelli olarak yaşamına devam etti. Üçüncü kısmı ise hastalıktan kurtularak iyileşti.

Constantin Von Economo’nun yaptığı analizlerden 10 yıl sonra, Ensefalit olarak bilinen uyku hastalığı yavaş yavaş ortadan kayboldu. Ancak yıllar boyunca yok olan hastalık tekrar nüksedip çok az insana bulaştı.

Böylece uyku hastalığı araştırmacıların ve doktorların çözemediği hata tedavi edemediği gizemli bir hastalık olarak kaldı.

Okumaya devam et

Sağlık

Kütahya Valiliği cevap verdi: “Porsuk Çayı’nın kirletildiği tespit edilmedi”

Kütahya Valiliği, Porsuk Çayı’nın kirletildiği iddialarına ilişkin atık sulardan kaynaklı olumsuz bir durumun tespit edilmediğini bildirdi.

KÜTAHYA (AA) – Valilikten yapılan yazılı açıklamada, ulusal, yerel ve sosyal medyada yer alan haberlerde, Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Mesut Sadık Yurtman tarafından yapılan basın açıklamasında, Kütahya’da bazı fabrikaların arıtma yapmadığı veya arıtma tesislerini zaman zaman çalıştırmadan atıksu deşarjı yaparak Porsuk Çayı’nı kirlettiğine dair iddiaların yer aldığı hatırlatıldı.

Söz konusu haberde yer alan fabrika ve işletmelerle Kütahya Belediye Başkanlığının 1. ve 2. Organize Sanayi bölgelerinin tamamında atıksu arıtma tesislerinin bulunduğu belirtilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

“Tarafımızdan atık su arıtma tesislerine, çevre izni kapsamında rutin denetimlerle birlikte ani denetimler de yapılarak atık sularından numuneler alınıp Bakanlığımızca akredite olmuş laboratuvarlarda analizleri yaptırılmaktadır. Bu doğrultuda Porsuk Çayı’na atıksu deşarjı bulunan tesislerin analiz sonuçlarında bir olumsuz durum olması halinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü çevre mevzuatı kapsamında gerekli idari işlemler yapılmaktadır. 2019 yılında ve 2020 yılı içinde bugüne kadar söz konusu firmaların atık sularından kaynaklı olumsuz bir durum tespit edilmemiştir.”

Söz konusu habere istinaden 13 Şubat 2019’da da haberde ve basın açıklamasında bahsi geçen mahalle, sanayi tesisleri, ilgili süt fabrikası ve Halıcılar ve Kimyacılar Sitesi’ne yerinde denetim yapıldığı, çevre mevzuatı kapsamında olumsuz bir durum tespit edilmediği, Felent ve Porsuk çaylarında kirlenmeye sebebiyet veren kontrolsüz atık su deşarjına rastlanılmadığı aktarılan açıklamada, “20 Mart 2013’te yürürlüğe giren Porsuk Baraj Gölü Havzası Özel Hükümleri gereğince ilgili kurum ve kuruluşlarımız görevlerini titizlikle yerine getirmektedir.” ifadesi kullanıldı.

Okumaya devam et

MANİSA

Manisa’da 5 şiddetinde deprem! Kütahya’da hissedildi!

Manisa depremlerle sarsılmaya devam ediyor. 19.47’de 4.4’lük depremle sarsılan Manisa, bu kez 5.0 şiddeti ile bir kez daha sallandı.

Ege deprem fırtınası devam ediyor. Manisa’da meydana gelen depremler serisinde bu kez 19.47’de meydana gelen 4.4’lük depremin ardından bu kez 5.0 şiddetindeki deprem ile bir kez daha sarsıldı. Kütahya, Manisa, Afyon, Uşak ve İzmir’de de yoğun bir biçimde hissedilen deprem yerden 9.7 kilometrede meydana geldi. Bölgede vatandaşlar diken üstünde yaşamaya devam ediyor.

Okumaya devam et

Sağlık

Son dakika… Manisa’da deprem oldu, Kütahya, Simav ve bazı ilçelerde de hissedildi!

Kandilli Rasathanesi’nden yapılan son dakika açıklamasında Manisa’da 5.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği bilgiyi paylaşıldı. Merkez üssü Manisa Kırkağaç olan deprem İzmir’de de hissedildi. İşte Kandilli son depremler tablosu…

Son dakika deprem haberleri kapsamında Kandilli Rasathanesi’nden önemli bir açıklama geldi. Merkez üssü Manisa Kırkağaç olan deprem İzmir’de ve diğer illerde de hissedildi.

Okumaya devam et

Sağlık

Koronavirüs hakkında bilinmesi gereken çok önemli hususlar

Solunum Sistemi İnfeksiyonları Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Abdullah Sayıner “Tüm solunum virüsleri gibi koronavirüsün de temel olarak hasta kişinin öksürmesi, hapşırması ya da burnunu temizlemesi sırasında saçılan parçacıkların solunması ile bulaştığı bilinmektedir. Bu yolla bulaşma, genellikle hasta kişiyle 1 metreden daha yakın mesafeli temas sonucu gelişmektedir. Ayrıca, hasta bir kişinin temas ettiği yüzeylere dokunma ve daha sonra dokunan el ile ağız, burun ya da göze temas yoluyla da bulaşma riski bulunmaktadır. Solunum yolu infeksiyonlarından korunmada benzer önlemler geçerlidir: Eller sabunla en az 20 saniye boyunca düzenli olarak yıkanmalıdır. Eğer su ve sabun yoksa alkol temelli dezenfektan solüsyonlar kullanılabilir. Her durumda, olabildiğince, yıkanmamış ellerle gözlere, buruna ya da ağza dokunmaktan kaçınılmalıdır. İnfeksiyonu olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır.”

“Salgına neden olan koronavirüsün önce yarasadan insana geçtiği ve ardından insandan insana geçmeye başladığı düşünülmektedir. Dolayısıyla halen ülkemizdeki kuş, kedi ya da köpekler sağlık açısından hiçbir tehdit oluşturmamaktadır”

İSTANBUL (AA) – Türk Toraks Derneği Solunum Sistemi İnfeksiyonları Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Abdullah Sayıner, tüm solunum virüsleri gibi koronavirüsün de temel olarak hasta kişinin öksürmesi, hapşırması veya burnunu temizlemesi sırasında saçılan parçacıkların solunması ile bulaştığını ve hasta bir kişinin temas ettiği yüzeylere dokunma ve daha sonra dokunan el ile ağız, burun veya göze temas yoluyla bulaşma riski bulunduğunu belirtti.

Sayıner, koronavirüs infeksiyonlarına ilişkin merak edilenlere yer verdiği yazılı açıklamasında, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgınının, 26 Ocak itibarıyla en az 13 ülkede 2 binden fazla insanın hasta olmasına neden olduğunu kaydetti.

Halen hastaların büyük bölümünün Çinli ve ölümlerin tümünün Çin’de gözlendiğine değinen Sayıner, salgının yüzde 3 dolayındaki ölüme yol açma riskinin, bir tür koronavirüsün 2003’te neden olduğu SARS salgınına göre daha düşük olduğunu, ancak virüsün bu kez daha hızlı yayıldığını ve daha kısa sürede daha çok insanın infekte olmasına neden olduğunu anlattı.

Sayıner, üst solunum yolu infeksiyonları ve akut bronşitin yüzde 90-95 oranında nedenin virüsler olduğuna değinirken, en sık solunum yolu infeksiyonlarına yol açan virüsleri “Influenza virus (grip)”, “Rhinovirus”, “Adenovirus”, “Parainfluenza virus” ve “Coronavirus” şeklinde sıraladı.

Genel olarak grip virüsü dışında, solunum yolu infeksiyonlarına yol açan virüslere yönelik etkin bir ilaç ya da aşı olmadığına işaret eden Sayıner, şunları kaydetti:

“Dolayısıyla, influenza dışındaki bu virüs infeksiyonlarından genel önlemler dışında korunma olanağı, genel sağlık desteği dışında tedavi seçenekleri bulunmamaktadır. Antibiyotikler yalnızca bakteri olarak adlandırılan infeksiyon etkenlerine karşı etkilidir, virüs infeksiyonlarında bir yararları yoktur. Benzer şekilde, influenza virüsüne etkili oseltamivir gibi sınırlı sayıdaki ilaç diğer virüs infeksiyonlarında herhangi bir yarar sağlamamaktadır.”

Sayıner, virüs infeksiyonlarının şiddetinin “maruz kalınan virüsün saldırganlık gücü” ve “ne kadar virüsün solunum sistemine girdiği” ile “virüsle karşılaşan kişinin bağışıklık sisteminin gücü” etkenlerine göre farklılık gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Solunum yollarına giren virüs sayısı arttıkça (daha çok öksüren, daha fazla burun temizleyen hastalarla daha yakın temasta bulunulması), virüslerin savunma sistemlerimizi alt edip daha alt solunum yollarına (bronşlara ve akciğerlere) ulaşma olasılığının artacağı ve bronşit (bronş infeksiyonu) ve zatürre (akciğer infeksiyonu) gibi ağır infeksiyonlara yol açabileceği anlaşılabilir. Bağışıklık sistemi yaşlılarda, altta yatan kronik hastalığı olanlarda, iyi beslenmeyenlerde, bedensel ya da ruhsal olarak aşırı yorgun olan bireylerde daha zayıf olmaktadır ve bu bireylerde virüs infeksiyonları daha ağır seyretmektedir.”

Salgına neden olan koronavirüsün ana konağının yarasalar olduğunun düşünüldüğüne değinen Sayıner, şu bilgileri verdi:

“Genel olarak bir virüsün bir kaç insana geçmesi o bireyler dışında ciddi bir sorun oluşturmaz, çünkü o hayvanlarla yakın temas kurulmadıkça, o hayvanların etleri çiğ olarak yenmedikçe infeksiyon riski yoktur. Tehdit düzeyi, virüsün insandan insana bulaşma yeteneği kazanmasıyla artar. Virüsler geçirdikleri bir dizi mutasyon sonucu bu yeteneği kazanabilir. Günümüzdeki yoğun seyahat ve yakın sosyal ilişkiler ortamında insandan insana geçebilen virüsler kolaylıkla tüm dünyaya yayılabilmektedir. Yakın geçmişte koronavirüsler insanlarda 3 salgına neden olmuştur. 2003’te SARS olarak tanımlanan, Ağır Akut Solunum Hastalığına yol açan koronavirüs Uzak Doğu’da bir çeşit yabani kediden, 2012’de MERS olarak tanımlanan, Orta Doğu Solunum Hastalığına yol açan koronavirüs ise Suudi Arabistan’da develerden insana geçmiştir. Bu salgına neden olan Coronavirus’un önce yarasadan insana geçtiği ve ardından insandan insana geçmeye başladığı düşünülmektedir. Dolayısıyla halen ülkemizdeki kuş, kedi ya da köpekler sağlık açısından hiçbir tehdit oluşturmamaktadır.”

Prof. Dr. Abdullah Sayıner, söz konusu virüs infeksiyonunun diğer solunum yolu infeksiyonlarına benzer belirtilere neden olduğunu, temel olarak ateş, öksürük ve nefes darlığına yol açtığını, kuluçka döneminin 2-14 gün arasında olduğunu anlattı.

Belirtileri olan ve infeksiyonun saptandığı ülkelerden gelen veya bu tür bireylerle teması bulunan kişilerin infeksiyon açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Sayıner, virüsün bulaşmasına ve korunma yöntemlerine ilişkin şunları kaydetti:

“Tüm solunum virüsleri gibi, koronavirüsün de temel olarak hasta kişinin öksürmesi, hapşırması ya da burnunu temizlemesi sırasında saçılan parçacıkların solunması ile bulaştığı bilinmektedir. Bu yolla bulaşma, genellikle hasta kişiyle 1 metreden daha yakın mesafeli temas sonucu gelişmektedir. Ayrıca, hasta bir kişinin temas ettiği yüzeylere (kapı kolu vb.) dokunma ve daha sonra dokunan el ile ağız, burun ya da göze temas yoluyla da bulaşma riski bulunmaktadır. Tüm solunum yolu infeksiyonlarından korunmada benzer önlemler geçerlidir: Eller sabunla en az 20 saniye boyunca düzenli olarak yıkanmalıdır. Eğer su ve sabun yoksa alkol temelli dezenfektan solüsyonlar kullanılabilir. Her durumda, olabildiğince, yıkanmamış ellerle gözlere, buruna ya da ağza dokunmaktan kaçınılmalıdır. İnfeksiyonu olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır. Hastaların mümkün olduğunca evden çıkmamaları, öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burunlarını mümkünse kağıt mendille kapatıp, mendili çöp kutusuna atmaları gereklidir. Kağıt mendil yoksa ağız ve burunlarını kollarının iç yüzüyle örtmeleri önerilir. Hasta kişilerin maske takması virüsün saçılmasını ve bulaşmayı azaltmaktadır. Hasta kişinin elle temas ettiği yüzeylerin düzenli olarak temizlenmesi önerilir.”

Koronavirüslere yönelik bir aşı bulunmadığını, ancak Çin hükümetinin salgının erken döneminde etken virüsün genetik yapısını belirleyip dünyadaki bilim merkezleriyle paylaştığını belirten Sayıner, Çin, ABD ve İngiltere’de aşı geliştirme çabalarının başladığını hatırlattı.

Sayıner, influenza virüsü dışındaki solunum virüslerine etkili herhangi bir ilaç bulunmadığını, yalnızca yakınmalarını hafifletmeye yönelik ağrı kesici, ateş düşürücü gibi ilaçlar kullanılabildiğini ifade ederek, ateşi 48 saat içinde düşme belirtisi göstermeyen veya solunum sıkıntısı olan kişilerin bir sağlık merkezine başvurması gerektiğinin altını çizdi.

Okumaya devam et

Sağlık

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden koronavirüsü hakkında açıklama geldi

Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı (AD) Başkanı Prof. Dr. Duygu Perçin Renders, Türkiye’nin Çin’de ortaya çıkan koronavirüsüne karşı etkili tedbirler aldığını ifade etti.

Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan koronavirüs, şimdiye kadar o ülkede birçok can aldı. Hızla yayılan virüse karşı dünya alarma geçti. Türkiye’nin bu virüse karşı etkili tedbirler aldığını belirten KSBÜ Tıbbi Mikrobiyoloji AD Başkanı Prof. Dr. Duygu Perçin Renders, “Salgın Çin’de başlamış olmakla birlikte; Tayland, Singapur, Güney Kore, Tayvan, Vietnam ve Amerika Birleşik Devletleri’nden de vakalar bildirilmiştir. Bu nedenle, Çin’de ve bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir halk sağlığı problemi olarak değerlendirilip önleyici tedbirler alınmaya başlanmıştır. Wuhan-Türkiye uçuşları durdurulmuş, Çin’den gelen tüm uçakların yolcuları termal kameralarla taranmaya başlanmış, havalimanlarında karantina odaları hazırlanmıştır. Bu tedbirler, henüz Türkiye’de görülmemiş olan yeni koronavirüsünün ülkemizde tehdit olmasını engellemek adına çok önemlidir.” diye konuştu.

“KÜTAHYA İÇİN KORONAVİRÜS ENFEKSİYONU TEHDİDİ BULUNMAMAKTADIR”

Prof. Dr. Renders, şu an Kütahya için koronavirüs enfeksiyon tehdidinin bulunmadığını ifade ederek, “Bugünlerde grip vakaları yoğun olarak görülmektedir ancak bunlar koronavirüs değil, grip aşısı ile korunulabilen grip enfeksiyonlarıdır.” dedi.

Prof. Dr. Duygu Perçin Renders, enfeksiyonlara karşı korunmak için şu önerileri sundu;

  • Kalabalık ortamlardan (otobüs, alışveriş merkezleri, marketler vb) ayrıldıktan sonra ellerinizi en az 20 saniye su ve sabunla yıkayın ya da alkollü el antiseptikleri ile ellerinizi ovuşturun.
  • Kirli ellerinizle yüzünüze, gözünüze, ağzınıza ve burnunuza dokunmayın.
  • Hapşıran, öksüren insanlardan uzak durmaya çalışın.
  • Hapşırık ve öksürüğünüz varsa evinizde kalın, dışarıdaki insanları koruyun. Çıkmak zorundaysanız maske takın.
  • Hapşırırken veya öksürürken ağzınızı bir kağıt mendille kapatın ve sonrasında mendili çöpe atın ve ellerinizi yıkayın.
  • Yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı bulgularınız varsa hastaneye başvurun.

Okumaya devam et

Sağlık

Elazığ depremi, 5,9’luk Simav depremini yine hatırlattı

Anadolu Üniversitesi (AÜ) Uydu ve Uzay Araştırmaları Enstitüsü Yer Bilimleri ve Mühendisliği Birimi Koordinatörü Prof. Dr. Berkan Ecevitoğlu, Kütahya’nın Simav ilçesinde 19 Mayıs 2011’de meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki depremin dünyada nadir karşılaşılan bir durum olduğunu söylemişti.

Prof. Dr. Ecevitoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 19 Mayıs 2011’de Simav’da 5,9’luk deprem olduğunu anımsatarak, normal depremlerin artçılarıyla 3 ay içinde söndüğünü belirtmişti.

Ecevitoğlu, şu bilgileri verdi: “Marmara depremi 48. gününde artçı yaptıktan sonra söndü. Erzincan’da da yaklaşık bir ay önce 5,6’lık deprem oldu ve söndü. Depremlerin normal davranışı bu. Simav’daki olay çok farklı. Bu kadar zaman geçmesine karşın aktivite hala sönmeden devam ediyor. Bu normal ve beklenen bir durum değil. Bu aktivitenin nedeni anlaşılmalıdır. Bazı arkadaşlar depremin nedenini yağışlara bağlıyor.

Bazıları, aşağıda bir magmatik sokulumun varlığından bahsediyor. Bu deprem normal bir tektonik hareket değil. Bunun incelenmesi çok önemli. Simav’da derin sismik yansıma çalışması planlıyoruz. Bunu birkaç güçlü kurumun ortaklığıyla yapacağız.

Simav’daki depremin altından tektonik nedenler değil de başka nedenler çıkarsa bu durum 5’lik, 6’lık depremlerin sık sık olacağını gösterir. Simav’ın fay kırığının ötesine taşınması söz konusu olabilir. Simav’da standart tektonizma olsaydı, bu deprem çoktan sönerdi. Simav ara sıra tekrar canlanıp kükrüyor. Simav’da bugüne kadar 2 binden fazla deprem meydana geldi.”

“SİMAV’DA TEKRAR BÜYÜK BİR DEPREMLE KARŞILAŞILABİLİR”

Kandilli’nin deprem kayıtlarında her gün mutlaka bir-iki Simav depreminin çıktığını belirten Prof. Dr. Ecevitoğlu, şunları söyledi: “Orada depreme neden olan olayların farklı olduğunu düşünüyoruz. Orada çalışırken onlarca kilometreye inmemiz gerekiyor. 30 kilometre gidip gelebilecek sismik dalgalar üretebilmemiz lazım. Bunun için Türkiye Kömür İşletmeleri’nden yardım istedik. Simav’da deprem üreten faya dikine yaklaşık 30 sondaj yapacağız.

Her sondaj yaklaşık 14 metre derinliğinde olacak. Dinamitle patlatmalar yapacağız. Sismik yansıma yöntemiyle yerin altını dinleyeceğiz. Simav’daki deprem dünyada nadir karşılaşılan bir durum. Çalışma sonucunda ’şu beldeler güneye veya kuzeye taşınsın’ diyebiliriz.”

BİLGİ SATIRI

2011 Simav depremi veya Kütahya depremi, 19 Mayıs 2011 günü Türkiye saati ile 23.15’te Kütahya’ya bağlı Simav ilçesi merkez üssünde 5.9 Mw şiddetinde gerçekleşen ve İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Ankara, Çanakkale, Bilecik, Bursa, Balıkesir, Yalova, Afyonkarahisar, Isparta, Eskişehir, Uşak, İzmir, Manisa ve Edirne’de de hissedilen tektonik deprem.

Okumaya devam et

Sağlık

Deprem kahini Türkiye’yi uyardı! Ege ve Marmara dikkat!

Deprem kahini olarak anılan Hollandalı Frank Hoogerbeets’ten Türkiye’ye önemli uyarılar geldi. Elazığ’da meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremden sonra Frank Hoogerbeets özellikle İstanbul ve İzmir’i uyardı. İstanbul ve İzmir’de büyük depremlerin meydana gelebileceğini dile getiren Frank Hoogerbeets, “7’yi bulabilecek bir deprem o bölgede olursa buna kimse şaşırmasın” uyarılarında bulundu.

Hollandalı Frank Hoogerbeets olarak bilinen Hollandalı deprem kahini, Türkiye’de son zamanlarda meydana gelen depremlerden sonra İzmir ve İstanbul’u uyardı. İzmir ve İstanbul’da 7’yi bulabilece bir deprem meydana gelirse buna kimse şaşırmasın açıklamalarında bulunan eprem kahininden çok önemli açıklamalar geldi.

YUNANİSTAN, BULGARİSTAN VE ROMANYA HAZIRLIKLI OLSUN

Elazığ’da yaşanan 6.8 büyüklüğündeki deprem vatandaşlar arasında korkuya neden olurken Türkiye’de özellikle İstanbul ve İzmir’i uyaran Frank Hoogerbeets, deprem tahminleriyle gündem oldu. Depremin bölgede 6 ila 7 büyüklüğünde bir depremin habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunan Hoogerbeets, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’nın da olası büyük bir sarsıntı için hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.

İSTANBUL İÇİN KONUŞTU

21 Şubat tarihinde dünyayı bir depremin beklediğini açıklayan ve Ekvator’da yaşanan 7.7’lik deprem ile bu tahmini doğru çıkan Frank Hoogerbeets dünya gündemine oturmuştu. Önceki gün yine bir deprem açıklaması yapan Hoogerbeets yine çok konuşuluyor. Ayrıca ‘Deprem kahini’ olarak ünlenen, “En İyi Avustralyalı Gökbilimciler” listesinde üçüncülüğe giren Avustralyalı gökbilimci Frank Hoogerbeets ilk kez İstanbul için konuştu. Geçtiğimiz 21 Şubat tarihinde 7 ila 8 büyüklüğünde mega deprem olacağını öne süren ve kendisini yeni nesil deprem tahmincisi olarak adlandıran Frank Hoogerbeets yeni bir tahmin daha yayınlamıştı. Frank Hoogerbeets, 9 büyüklüğünde bir depremin daha meydana geleceğini iddia etmişti.

BENZERLİK GÖSTERİYOR

Deprem kahinin bu iddialar sonrasına bugün Güney Amerika ülkesi Peru’da 7.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Peru’daki depremin Brezilya, Bolivya ve Şili’de de hissedildiği belirtildi. Ardından gözler deprem kahini Frank Hoogerbeets’e çevirildi. Frank Hoogerbeets tahminini 1960 ve 1964 yıllarında Şili’de yaşanan 9.5 ve Alaska’da yaşanan 9.2 büyüklüğündeki depremlerden yola çıkarak yaptı. Frank Hoogerbeets’e göre iki depremin oluştuğu şartlarla 26 Şubat 2019’daki şartlar birebir benzerlik gösteriyor.

GÖK CİSİMLERİNE BAĞLI

Hoogerbeets gök cisimlerinin yer çekimi kuvvetinin Dünya’nın tektonik hareketleri üzerinde etkili olduğunu belirtti. Hoogerbeets’e göre Ay ile aynı düzleme gelecek olan Mars Merkür, Güneş ve Jüpiter ile hizalanacak. Hoogerbeets, 1960 ve 1964 yılında meydana gelen 9 büyüklüğündeki iki depremde de benzer gök hareketlerinin meydana geldiğini söylüyor. Hoogerbeets 21 Şubat Perşembe günü 8’den daha büyük bir depremin yaşanacağını öne sürmüştü. Yeni nesil deprem tahmincisinin internet sitesinde yer verdiği bilgilere göre 17 ve 21 Şubat tarihleri arasında 7, 8 ya da daha büyük bir depremin meydana gelebileceğine dikkat çekilmişti. Bu açıklamaların ardından 22 Şubat’ta Ekvador’da 7.7 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti.

Deprem tüm gözlerin Hollandalı deprem araştırmacısının tahminlerine çevirmişti. Üç yıldır yoğun gözlemler yaptığını söyleyen Hoogerbets tahminini Güneş Sistemi Geometri Endeksi’ne dayandırıyor.

ŞUBAT AYININ SON 2 HAFTASINA DİKKAT!

‘Deprem kahini’ Frank Hoogerbeets 8 şiddetine yakın deprem olacağını açıklamıştı. Kendisini yeni nesil deprem tahmincisi olarak adlandıran Frank Hoogerbeets’in mega deprem tahminini tutmuştu. Ekvador’daki 7.7 büyüklüğündeki deprem ile birlikte Hoogerbeets’in açıklamaları tekrardan endişe yarattı. Dünya genelinde depremlerin birçoğu Pasifik Ateş Çemberi adı verilen bölgede meydana geliyor. Hoogerbeets yaptığı açıklamalarda 13 Şubat’ta aynı düzlemde konumlanacak olan Mars, Uranüs ve Neptün’ün hareketleri Dünya’yı sarsacaktı. Hoogerbeets, Şubat ayında gezegen hizalanması yaşanacağını ve 21 Şubat’ta bunun deprem olarak karşılığı olacağını ifade etmişti.

Özellikle Şubat ayının son iki haftasına dikkat çeken Hoogerbeets mega deprem olacağını belirtmişti. Hoogerbeets 21 Şubat Perşembe günü 8’den daha büyük bir depremin yaşanacağını öne sürmüştü.

Okumaya devam et

Sağlık

Elazığ’da 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde dün saat 20.55’te 6,8 büyüklüğünde deprem kaydedildi. AFAD: “İlk belirlemelere göre Elazığ’da 8 kişi hayatını kaybetmiş, 12 kişi yaralanmış, Malatya’da 6 kişi hayatını kaybetmiş, 45 kişi yaralanmıştır”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilimizde hissedilen depremin en az kayıpla atlatılması ve vatandaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için ilgili kurumlarımız gerekli tüm tedbirleri almaktadır. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, çalışmaları yakından takip ettiğimizin bilinmesini istiyorum. Başta AFAD ve Kızılay olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımızla milletimizin yanındayız”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: “Sağlık Bakanımız, Çevre ve Şehircilik Bakanımızla birlikte Elazığ’a gidiyoruz. Bunu seviye 3 olarak belirledik. Türkiye acil müdahale planı bize ne diyorsa aynı şekilde uygulamaya devam ediyoruz”

İZMİR (AA) – Elazığ’ın Sivrice ilçesinde 6,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) Twitter hesabından yapılan bilgilendirmede, Sivrice ilçesinde saat 20.55’te 6,8 büyüklüğünde deprem kaydedildiği ifade edildi. Deprem, yerin 6,75 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

Elazığ Sivrice merkezli deprem, Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya, Tunceli, Samsun, Tokat, Çorum, Sivas, Niğde, Kayseri Kırşehir, Trabzon, Ordu ve Giresun’da da hissedildi.

Depremin ardından Sivrice ilçesinde saat 21.08’de 5,4, Baskil ilçesinde saat 21.17’de 5,1 büyüklüğünde artçı sarsıntılar kaydedildi. Sivrice’deki sarsıntı, yerin yaklaşık 7,03, Baskil’deki ise yerin 10,62 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU AÇIKLAMA YAPTI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde (AFAD) düzenlenen Çalışma Grupları Değerlendirme Toplantısı sırasında alınan deprem haberinin ardından ilk bilgileri paylaştı.

Bakan Soylu, açıklamasında, “Şu andaki durumu söyleyeyim: Elazığ Sivrice, Elazığ Maden aynı zamanda Sivrice’ye sınır olan Pütürge ve Doğanyol, Malatya, buraların tamamıyla irtibat kurduk. Valilerimiz, kaymakamlarımız, emniyet, jandarma, AFAD, 112, bütün arkadaşlarımız görevleri başındalar. Yine Elazığ merkezde şu ana kadar 10 binada hasar olduğu ihbarı gelmiş. Yine Malatya Pütürge merkezde birkaç binanın yıkıldığı veya hasar aldığı konusunda bilgimiz var. Gelen bilgiler bu yönde. Köylerde hasar olduğu konusunda da değerlendirmeler ve bilgiler var. Köylerden sağlıklı bir bilgi almaya çalışıyoruz. Yine Doğanyol da bu şekilde.” ifadelerine yer verdi.

Bir süre sonra TRT canlı yayınına katılan Bakan Soylu, “Devlet bütün gücüyle oradadır ve inşallah burada can kaybının fazla olmamasını diliyoruz.” dedi.

Kurtarma ve sağlık ekiplerinin olay yerinde olduğunu, yaptıkları acil müdahale planı çerçevesinde ekiplerin olay yerine intikal etmeye devam ettiğini belirten Soylu, şunları kaydetti:

“Vatandaşlarımızdan tek bir arzumuz var, o da cep telefonlarını çok meşgul etmemeleridir, özellikle bu tip büyük depremlerde mümkünse internet hatlarını kullanmalarıdır. Biz sürekli kamuoyuna bilgi nakletmeye çalışıyoruz. Doğru, aydınlatıcı ve sağlıklı bilgiler ifade etmeye çalışıyoruz. Devlet bütün gücüyle oradadır ve inşallah burada can kaybının fazla olmamasını diliyoruz.”

Elazığ'da şiddetli deprem #deprem #elazığ

Gepostet von Son Dakika 23 am Freitag, 24. Januar 2020

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN AÇIKLAMA

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilde hissedilen depremin en az kayıpla atlatılması ve vatandaşların can güvenliğinin sağlanması için ilgili kurumların gerekli tüm tedbirleri aldığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından Elazığ’da meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depreme ilişkin paylaşımda bulundu.

Erdoğan, paylaşımında şunları kaydetti:

“Elazığ’da meydana gelen ve pek çok ilimizde hissedilen depremin en az kayıpla atlatılması ve vatandaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için ilgili kurumlarımız gerekli tüm tedbirleri almaktadır. Çevre ve Şehircilik, İçişleri ve Sağlık Bakanlarımızı bölgeye gönderdik.

Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, çalışmaları yakından takip ettiğimizin bilinmesini istiyorum. Başta AFAD ve Kızılay olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımızla milletimizin yanındayız. Depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum.”

BAKANLAR BÖLGEYE HAREKET ETTİ

Bakan Soylu, CNN Türk canlı yayınında depreme ilişkin verdiği son bilgilerde de Sivrice, Doğanyol, Pütürge ve Maden ile Elazığ merkezde depremin biraz daha etkili olduğunu belirtti.

Soylu, depremin ardından şu ana kadar 15 artçı sarsıntı yaşandığını dile getirerek, en büyük artçı sarsıntının yaklaşık 4,5 büyüklüğünde olduğunu söyledi.

Artçı sarsıntıların sürdüğünü dile getiren Soylu, yaralıların bilgilerini de AFAD Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve valiliklerin açıkladığını, gelen bilgileri kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceklerini kaydetti.

Soylu, ilk andan itibaren depremi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilettikleri ve gelen bilgileri de paylaştıklarını belirterek, “Elazığ’a gidiyoruz, Sağlık Bakanımız, Çevre ve Şehircilik Bakanımızla birlikte. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Vatandaşımızdan bir tek istirhamımız var; cep telefonunu çok fazla kullanmamak, iletişim hatlarını meşgul etmemek. Kullanılacaksa, mümkünse kısa mesaj veya internet hatları üzerinden konuşmak en doğrusu. Biz doğru bilgiyi kısa aralıklarla aktarmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Soylu, Diyarbakır dahil, bölgedeki arama ve kurtarma timleri, çadır ve diğer ihtiyaçlara yönelik sevkiyatların hemen başladığını belirterek, “Bunu seviye 3 olarak belirledik. Seviye belirlendiği andan itibaren de bütün ekiplerimiz harekete geçtiler. Türkiye acil müdahale planı bize ne diyorsa biz aynı şekilde uygulamaya devam ediyoruz.” dedi.

“ASKERİ BİRLİKLERİMİZ TEYAKKUZ HALİNDE”

İstanbul’da Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile birlikte bir programda bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, deprem haberi sonrası programdan ayrıldıkları sırada gazetecilere açıklama yaptı.

Akar, deprem sonrasında bütün askerlerin teyakkuz halinde olduğunu belirtti.

İlgili arkadaşların çalışmaları sürdürdüğünün altını çizen Akar, “Deprem büyük olduğu için sarsıntı büyük olmuş. İl dışında Sivrice merkez olmak üzere taşrada bazı kayıplar olabilir, değerlendirmesi var. Bunu netleştirmek için arkadaşlarımız çalışıyor. Askeri birliklerimize, kara ve hava birliklerimize, teyakkuz talimatını verdik. Herhangi bir ihtiyaç halinde halkımıza yardım etmek üzere hazırlıklarını sürdürüyorlar.” diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de depremin ardından bölgede enerji arzında herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için çalışmaların yürütüldüğünü bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Elazığ depreminin ardından Vali Çetin Oktay Kaldırım’dan, ortaya çıkan tablo ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan da geçmiş olsun dileklerini paylaştı.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, depremden etkilenen bütün illerdeki vatandaşlara ve Türkiye’ye “geçmiş olsun” dileğinde bulundu.

Şentop, Elazığ’daki deprem dolayısıyla Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Deprem sonrasında bölgedeki tespit ve çalışmalar, ilgili tüm kuruluşlarımız tarafından süratle yürütülmektedir. Can kaybının artmaması en büyük temennimiz.” ifadelerini kullandı.

“İLETİŞİMİ OLUMSUZ ETKİLEYEN ÖNEMLİ BİR DURUM YOK”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, depremin ardından bölgede iletişimi olumsuz etkileyen bir sıkıntı yaşanmadığını bildirdi.

Turhan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, tedbiren bölgeye mobil baz istasyonlarının sevk edildiğini belirterek, “Ancak yine de telefon görüşmelerinin kısa tutulması ve mümkünse internet aramasının tercih edilmesi, iletişimin sağlıklı bir şekilde sağlanması için önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.

Cep telefonu operatörleri Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom, Elazığ merkezli yaşanan deprem sonrasında bölgede yaşayan vatandaşlara ücretsiz internet ve konuşma tanımladıklarını duyurdu.

AFAD’dan yapılan açıklamada da “İlk belirlemelere göre Elazığ’da 8 kişi hayatını kaybetmiş, 12 kişi yaralanmış, Malatya’ da 6 kişi hayatını kaybetmiş, 45 kişi yaralanmıştır.” ifadesi kullanıldı.

MALATYA VALİSİ AYDIN BARUŞ AÇIKLAMA YAPTI

Malatya Valisi Aydın Baruş, “İl merkezimizde, Pütürge ve Doğanyol ilçelerimizde sağlam durumda olan okullarımızı vatandaşlarımızın geçici barınması için açtık. Yine Pütürge ilçemizde de yaklaşık 400 kapasiteli yurdumuzu vatandaşlarımızın barınması için açıyoruz.” dedi.

Vali Baruş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Elazığ’ın Sivrice ilçesi merkezli depremde bölgeye yakın olan Doğanyol ve Pütürge ilçelerinde bazı binalarda göçük ve hasar oluştuğunu belirtti.

Ekiplerin bölgede gerekli çalışmaları yaptığını aktaran Baruş, şunları kaydetti:

“Kurtarma ekiplerimiz olay yerine intikal ettiler, AFAD ekiplerimiz çalışmalarına başladılar. Yine Kızılay ve AFAD’dan çadır talebinde bulunduk. Doğanyol ve Pütürge ilçemizde bütün köylerimizle irtibat kurduk. İl merkezimizde, Pütürge ve Doğanyol ilçelerimizde sağlam durumda olan okullarımızı vatandaşlarımızın geçici barınması için açtık. Yine Pütürge ilçemizde de yaklaşık 400 kapasiteli yurdumuzu vatandaşlarımızın barınması için açıyoruz, çadırlar olay yerine sevk edildiğinde hemen kurulumuna başlayacak. İl merkezimizde vatandaşlarımızı barındırmak üzere otellerde ve misafirhanelerde yeteri kadar yerimiz var. Yine eski geçici barınma merkezinde konteynerlerimiz var, orada da yaklaşık 5 bin vatandaşımızı barındıracak yerimiz var. İnşallah bu geceyi sağlıklı bir şekilde atlattıktan sonra vatandaşlarımızı sağlıklı bir şekilde barınma merkezine aktardığımızda, daha rahatlamış olacağız.”

PÜTÜRGE BELEDİYE BAŞKANI SÜLÜK’TEN AÇIKLAMA

Pütürge Belediye Başkanı Mikail Sülük ise “Bize ulaşan bilgilere göre şu ana kadar Pütürge’de göçük altında kalan yok.” dedi.

Sülük, Elazığ’daki deprem nedeniyle tüm bölge halkına geçmiş olsun dileklerini iletti. İlçede hasarın olduğunu anlatan Sülük, “Hasar var ama çok şükür can kaybımız yok. Deprem yaşadık, büyük bir deprem yaşadık, hasarlı binalarımız var, yıkılan binalarımız da var ama sabahı bekleyeceğiz. AFAD, Kızılay gibi tüm kurumlarımızla seferber olduk. Tüm vatandaşlarımızı okullarda ve çadırlarda topluyoruz. Bize ulaşan bilgilere göre şu ana kadar Pütürge’de göçük altında kalan yok.” diye konuştu.

Okumaya devam et

Sağlık

Yaban hayvanları için yemleme çalışması yapıldı

Kütahya’da kış mevsimi nedeniyle yiyecek bulmakta güçlük çeken yaban hayvanları için yemleme çalışması yapıldı.

Doğa Koruma ve Milli Parklar 5. Bölge Müdürlüğü Kütahya Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yaban hayatı geliştirme sahaları ve avlaklarda kanatlı yaban hayvanlarına 3 bin 200 kg. buğday ve memeli hayvanlar için 4 bin 980 kg. yonca bırakıldı.

Yaban Hayvanları İçin Doğaya Yem Bırakıldı

Kütahya’da kış mevsimi nedeniyle yiyecek bulmakta güçlük çeken yaban hayvanları için yemleme çalışması yapıldı.Doğa Koruma ve Milli Parklar 5. Bölge Müdürlüğü Kütahya Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yaban hayatı geliştirme sahaları ve avlaklarda kanatlı yaban hayvanlarına 3 bin 200 kg. buğday ve memeli hayvanlar için 4 bin 980 kg. yonca bırakıldı.Ayrıca, yoğun kış şartlarında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşlarının yaban hayvanlarının yaşam ortamlarına yem bırakma çalışmalarına katılmak istemeleri durumunda Kütahya Şube Müdürlüğünce destek verileceği belirtildi.

Gepostet von T.C. Kütahya Valiliği am Freitag, 24. Januar 2020

Ayrıca, yoğun kış şartlarında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşlarının yaban hayvanlarının yaşam ortamlarına yem bırakma çalışmalarına katılmak istemeleri durumunda Kütahya Şube Müdürlüğünce destek verileceği belirtildi.

Okumaya devam et

MANİSA

Bir hastanın safra kesesinden tam bin 122 adet taş çıktı

Manisa’da ameliyat edilen bir kadın, safra kesesindeki bin 122 adet taşın çıkarılmasının ardından sağlığına kavuştu.

MANİSA (AA) – Yunusemre ilçesinde karın ağrısı ve şişkinlik şikayetiyle Merkez Efendi Devlet Hastanesine başvuran F.B’nin, tetkikler sonucu ameliyata alınmasına karar verildi.

Op. Dr. İlkay Yüksel tarafından ameliyat edilen kadının safra kesesinden 622’si büyük, 500’ü milimetrik olmak üzere bin 122 adet taş çıkarıldı.

Gazetecilere açıklamada bulunan Op. Dr. İlkay Yüksel, başarılı bir ameliyat sonrasında hastasının şikayetlerinden kurtulduğunu söyledi.

Vatandaşların şikayetleri olduğu anda hastaneye başvurmalarını belirten Yüksel, şunları söyledi:

“Safra kesesi karaciğerin altında yer alan safra depolamaya yarayan bir organdır. İçinde biriken safra taşları zaman içinde şişkinlik, karın ağrısı, sarılık, safra kesesi iltihabı, karaciğer yetmezliği, pankreatit safra kesesi kanseri gibi ağır sorunlara yol açabilir. Hastaların şikayetleri olduğu anda genel cerrahi uzmanına görünmesi ileride oluşabilecek sorunların tespiti ve önlenmesi için önem taşımaktadır.”

Okumaya devam et

Ekonomi

Kütahya’da üretilen bir marka sucukta da hile tespit edildi

Tarım ve Orman Bakanlığı, hileli ürünlerin listesini açıkladı. Listede gıdada taklit ve tahşiş yapan firmalar yer aldı. Peki, hangi firmaların sucuklarında domuz eti ve at etine rastlandı? Listede alkolsüz içecekler, arıcılık, baharat, bitki ve kahve ürünleri, bitkisel yağ ve margarin, çikolata ve kakao ürünleri, et ve et ürünleri, süt, kuruyemiş ürünleri de yer alıyor.

Bazı firmaların ürettiği sucuklarda kanatlı eti tespit edildi. Bazı firmaların sucuklarında domuz eti, bazı firmalarda ise at etine rastlandı. Kimi peynirlerde nişasta, süt yağı hariç yağ tespit edildi.

Kütahya’da bir firmanın ürünlerinde de hile yapıldığı tespit edildi.

TARIM BAKANLIĞI’NIN AÇIKLAMASI ŞÖYLE:

Tarım ve Orman Bakanlığının yaptığı kontroller sonucunda sahip olduğu bilgileri, 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanun’unun 31 inci maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca kamuoyunun bilgisine sunabileceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 17 Aralık 2011 tarihli Gıda ve Yemin Resmi Kontrolüne Dair Yönetmeliğin 8 inci maddesi gereğince kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten ve/veya satan firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarasının Bakanlık resmi internet sitesinde Bakanlıkça kamuoyunun bilgisine sunabileceği hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş ürünlere ait bilgiler aşağıda yer almaktadır. Kamuoyunun bilgisine sunulur.

BAKANLIĞIN AÇIKLADIĞI HİLELİ ÜRÜN SATAN FİRMALAR İÇİN TIKLAYINIZ

Okumaya devam et

Sağlık

Şampuanlardaki maddeler kansere neden oluyor!

Uzm. Dr. Sema Karaoğlu, hayatımızın vazgeçilmez hijyen ürünlerinden biri olan şampuana karşı dikkatli olunması konusunda uyarılarda bulundu. Karaoğlu, bazı şampuan türlerinin içeriğinde kansere neden olan içeriklerin bulunduğunu hatırlatarak, önlem alınmasını belirtti. İşte detaylar.

Kozmetik ürünlerin ve özellikle şampuanların etiketlerinin çok iyi okunması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Sema Karaoğlu, şampuanların içerisinde kansere neden olabilen maddelerin bulunduğunu söyledi. Söz konusu maddelerin ciltle uzun süreli teması sonucunda uzun ve ağrılı bir hastalık dönemine davetiye çıkardığını söyleyen Karaoğlu, çok köpüren şampuanlara karşı temkinli yaklaşılmasını ifade etti.

Şampuan ve kozmetik ürünlerinin arkasında yer alan etiket kısmında paraben, formol, asetaldehid, dioksean etilen oksit formaldehit, dietilamin, trietilamin, metilamin, hidroksikinon, kurşun dioksi (bazen oksinol, polisorbat, polietilen gibi isimlerle de görülebilirler) gibi isimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Karaoğlu:’’ Şampuan ve vücut jellerinin içinde bulunan ve köpürmeyi sağlayan sodyum lauril sülfat da dikkat edilmesi gereken bir kimyasaldır. Bu zararlı kimyasallar sürekli maruziyette yıllar içinde vücutta birikerek kanserojen etki gösterebilirler. Sodyum lauril sülfat köpürmeyi sağlar, bebe şampuanları ve kaliteli şampuanlarda bu madde kullanılmaz. Kozmetiklerin içeriklerinde bu ürünleri gördüğümüzde bunlardan uzak durmalıyız dedi. Bunlar zaman içinde hormonal bozukluklara, kısırlıklara, kanserojen değişimlere neden olabilirler.’’dedi.

Okumaya devam et

Sağlık

Elif Azra için yeni umut, 55 kök hücre bağışı yapıldı

Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2. sınıf öğrencisi Elif Azra Bulut, 3 ay önce öksürük ve nefes almada zorluk şikâyetiyle İnegöl Devlet Hastanesine başvurdu. Bulut’a, sevk edildiği Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde lenf kanseri teşhisi konuldu.

Bulut ve İnegöl Belediyesi tarafından vatandaşlara kök hücre bağışlamaları için çağrıda bulunuldu. İnegöl Belediyesi önüne kurulan Kızılay aracında 30-31 Aralık ve 2-3 Ocak tarihlerinde 55 kök hücre kaydı alındı. Elif Azra Bulut, gazetecilere yaptığı açıklamada, çağrısına kulak veren herkese teşekkür etti.

Sadece kendisi adına değil kök hücre bağışı bekleyen arkadaşları adına da konuştuğunu ifade eden Bulut, “Umarım kimse vazgeçmez ve ben olmasam bile birilerini kurtarırız. Çok katılım olmuş. Unutmayın ki, kanser değil biz güçlüyüz” dedi.

Bağışlar ile ilgili bilgi veren Kızılay doktoru Abdülkadir Kılıç ise “İnegöl’de 55 kök hücre kaydı ve 200 kan bağışı alındı. Tüm vatandaşlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Okumaya devam et

EN ÇOK OKUNANLAR