fbpx

Kütahyalıların unuttuğu çay: Behdi Çayı

Kütahya'nın kapatılmış çaylarından sadece biri o. Ama şehrin tam merkezinden, Kütahya Lisesi önünden geçiyordu. Suyu şebeke suyuna verildi, sonra da suyun azalması bahanesiyle üstü kapatıldı. Şuan alttan akıp akmadığı bile belirsiz.

4 dakikada okunabilir

35 yaşına kadar “Kütahya Lisesi önünden çay akardı”dan başka hiçbir şey duymamıştım hakkında. Ömür boyu gözüme tuhaf gözüken Cumartesi pazarındaki bayır ile Cumhuriyet ortaokulu arka sokağının da altından geçen bu suyumuz meğer Yakupoğlu’nun meşhur Taşköprü resminde geçen su imiş. Kaynağına gittiğimde çok geniş bir akarsu ile karşılaştım.

Ağustos 2022’de Google “Behdi Çayı” yazdığımda sadece “Behdi Çayı Sokak” çıktı. Ve bunca yıl hiçbir kitapta, makalede rastlamış değilim. Eskilere sorduğumda hayal meyal suyu hatırladılar ama adını çıkaramadılar. Yakupoğlu resminde “Sarıdere” olarak geçiyor ve eskiler “Sarısu” olarak anıyorlar. Yakupoğlu döneminde bile incecik kalan ama yüzyıllarca güldür güldür akan bu suyumuzun önce etrafına set örülmüş, sonra kaynağı azaltılmış, sonra da üstü baştan sona tamamen kapatılmış. 2009’da Kütahya Lisesi okuyanlar bile kapak kaldırıldığında suyun aktığını görmüşler. Şu anda ne durumda olduğu belirsiz.

1900’lerin başında Kütahya Lisesi önünden akan Behdi Çayı

01) Hıdırlık-Ahi Erbasan arasından Gökçimen aşağısına

Hıdırlık’a araçla döndüğünüz son bayır öncesinde sağa bakınız. Dağı şekillendirip oymuş bir akarsuyun kalıntılarına rastlıyorsunuz. Bir zamanlar oldukça geniş olan Behdi Çayı’nın geçtiği yerde artık sadece otlar var. Kaynağından kaybolmuş çayın geçtiği köprüye de duvar örülmüş.

Gökçimen Parkı kenarından bakınca ise bambaşka bir manzara var. Duvarla örülmüş yerin içinde bir zamanlar çayın aktığı flora hala duruyor. Şehrin ortasında Karadeniz gezisinde bir ırmak kenarında gibi hissediyorsunuz, oysa atalarımız için günlük rutin bir manzara idi.

02) Behdi Sokak’tan Küpecik Camii’ne

Behdi Sokak ve Behdi Çayı Sokak isimleri şehrimizin alametifarikasından kalan son hatıralar. Yakupoğlu bu sokağın başını çizdiğinde çoktan duvar örülmüş ve suyu azalmış. Ki Yakupoğlu zaten kendi gençliğinde gördüğü pek çok doğal yapının sonradan kaybolduğunu yazar. 1900’lerin başına kadar binlerce yıl şehrimizin simgesi olmuş ve Kütahya denilince akla gelen neredeyse her şeyi 120 yıl içinde kaybettik.

Behdi Çayı’nı özel yapanlardan biri de dünyaca ünlü Fransız sanatçı Albert Gabriel’in fotoğrafını çekmiş olmasıdır. Küpecik Camii önündeki köprüden 100 yıl önce çektiği fotoğrafta çay sırasındaki şahane konaklar göze çarpıyor, bugün birkaç tanesi kalmış. Ancak Albert Gabriel dahi çayın etrafına set çekilmiş günlere rast gelmiş.

*Yakupoğlu bu sokağı çay kapatıldıktan hemen sonra çizmiştir

03) Taşköprü’den Saray bölgesine

Yakupoğlu’nun meşhur Taşköprü resmi, neler kaybettiğimizin en büyük simgelerinden. Meğer bu resimdeki su da Behdi Çayı imiş. Yine etrafına set çekilmiş günler olsa da harika bir görüntü. Taşköprü bölgesinin hikmetlerinden biri ise; Çamlıbahçe içinde yer alıyor olması.

Şehrin bu kısmı; Çamlıbahçe, sarayın bahçesi. 100 yıl önce Vazo’dan Doktorlar Caddesi’ne geniş bir alanı kapsıyor da olsa en son cumartesi pazarına kadar küçülmüş ve sonra tamamen kaybolmuştur. Germiyan Sarayı’nın olduğu bu bölge muazzam ağaçlarla çevriliydi. Saray; ortasından dolu dolu bir çay akan müthiş bir alanın içinde idi. Germiyan Sarayı yerine Fuat Paşa tarafından Hükümet Sarayı yapılmıştır, bugün Adliye olarak kullanıyoruz. Çamlıbahçe ise sıradan bir pazar yeri olarak kullanılıyor.

Solda Saray Hamamı, sağda Yeşil Cami.

04) Kütahya Lisesi’nden Azerbaycan parkına

Çamlıbahçe’nin Cumhuiyet’in başında parça parça başka amaçlara evrilmesi sonucu eski Belediye Binası’nın olduğu yere Kışla yapılmıştı. Behdi Çayı; Kütahya Lisesi önünden geçip Kışla önünden öğretmenevine dönerdi. Eski merasim fotoğraflarında çay, etrafında set çekilmiş olsa da duruyor.

Kışla, bugünkü Vazo karşısındaki eski Belediye Binası’nın bulunduğu yerde idi.

05) Öğretmenevinden Felent Çayı’na

Küçüklükten beri Liselerin arka sokağını tuhaf bulurdum. Araç girişi yasak olan bu yolun altından meğer çay akarmış. Öğretmenevinden Cumhuriyet ortaokuluna gelen çay buradan İstasyon taraflarından Felent Çayı ile buluşurmuş. Böylece Hıdırlık arkasından yani güneyden şehrimize giren bir akarsuyumuz, bugün şehrimizin tam merkezi olan Vazo’dan da geçip şehrimizin kuzeyinden çıkar ve doğanın dengesinin milyonlarca yılda şekillenmiş vazifesini yaparken, bir yandan da Kütahyalılar için eşsiz bir görüntü sunarmış.

Sonradan nüfus artışı, trafik, araçlar, düzensiz yapılaşma, işgüzar planlamalar ve güzel hiçbir şeye değer vermeyen, estetikten anlamayan, zarif olmayan ve pek okumamış bir anlayış sonucu önce suyu azaltılıp sonra “suyu zaten az akıyordu” denecek şekilde kaynak değiştirmeleri sonucu binlerce yıldır kimseye zararı olmayan bir çayımız daha yüz yılda parça parça bizden koparılmıştır.

Abdullah Reha Nazlı

1987, Kütahya doğumlu mühendis, girişimci, tasarımcı, yazar. Psikoloji, mühendislik, eğitim sistemi, teknoloji gibi konular üzerine kitaplar yazarı. Sahaf, okuma bahçesi, kitap-kahve, yayınevi, tasarım ajansı gibi işletme ve projeler kurucusu. Kütahya için fotoğraf, 3D tasarım, oyun gibi çalışmaları vardır.

error: Content is protected !!