fbpx

Kütahya’da Bir Rasathane: Vacidiye Medresesi

Anadolu'daki ilk Türk rasathanelerinden biri olarak bilim tarihi kitaplarında yer alan Vacidiye Medresesi, restorasyon sırasında rasathane alametlerinin tümünü kaybetmiştir. İslam'ın Altın Çağı'nda Kütahya dünyadaki astronomi ve tıp biliminin sayılı merkezlerinden biri idi. Ulu Camii'nin yanında ve bugün Arkeoloji müzesi olarak kullanılan bu yapımız Germiyanoğlu dönemi eseridir.

5 dakikada okunabilir
Görsel, Ensar Bekir Nazlı tarafından yazılmış ve ilk kitabı yayımlanmış "Kütahya 1413" isimli çocuk kitabı serisi için hazırlanan tasarımlardan temin edilmiştir.

Ammere hazihi’l-medreseti’l-mübârek

El-Mevlâ el-Muazzam Melikü’l Ümerâ ve

El-Küberâ Mübarizeddîn Umur bin Savcı

Min cizyeti Alâşehir senete erba’a aşere ve seb’amie

Vacidiye Medresesi, mermer bir levha üzerine dört satır sülüs hat ile yazılmış olan ve bugün hala yerinde bulunan vakfiyesinden de anlaşılacağı üzere, banisi Umur b. Savcı tarafından 1314 senesinde Alaşehir hıristiyanlarından alınan cizye gelirleri ile imar edilmiştir. Vacidiye Medresesi, Kale ve Hıdırlık tepeleri arasında, bugün üzeri kapatılmış olan Kapan Çayı’nın kenarında, şehrin topografik olarak düz bir zemine açıldığı noktada konuşlanmaktadır.

Halk arasında genel şaiyanın mevcudiyetine rağmen Vacidiye Medresesi’nin rasathane (gözlemevi) olarak kullanılmış olma ihtimali ilk kez Dr. Aydın Sayılı’nın 1948 yılına ait makalesi ile birlikte akademik literatüre kazandırılmıştır.

Aydın Sayılı, 1942 yılında Harvard Üniversitesi’nde George Sarton danışmanlığında “İslam Dünyasında Bilim Kurumları” isimli doktora tezi ile bilim tarihi alanında verilen ilk doktora derecesini almış olan ülkemizin sayılı bilim insanlarındandır. Günümüzde tedavülde bulunan dokuzuncu emisyon 5 Türk Lirası banknotunun arka bölümünde portresi yer almaktadır.

1940 ve 1960 senelerinde Kütahya’ya ziyarette bulunmuş olan dönemin İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Profesörü Süheyl Ünver, Kütahya’da bulunan Vacidiye Medresesi’ni ve bu medresenin rasat ile ilgili faaliyetleri konusunu Aydın Sayılı’yı ile paylaşmıştır.  Bu şaiyanın mevcudiyeti üzerine Dr. Aydın Sayılı, 1948 yılı Şubat ayında Kütahya’ya Türk Tarih Kurumu adına bir tetkik ziyareti gerçekleştirmiştir. Kütahya’da kaldığı üç günlük süre zarfında Vahit Paşa Kütüphanesi Müdürü Mustafa Yeşil, Ahmet Çalışel, Celal Dede, İbrahim Konuk ve Giyas Sağer kendisini misafir etmişlerdir. Aydın Sayılı, Vacidiye Medresesi’ne ulaştığında “Kütahya’nın yaşlılarından” şeklinde bahsettiği Nuri Efendi isimli bir şahsın harap bir vaziyette bulunan medrese içerisinde ikamet etmekte olduğunu gözlemlemiştir.

Nuri Efendi, Kütahya’nın mahalli malzemelerinden olan küfeki taşından imar edilmiş olan medrese binasının avlu bölümünde rasat kuyusu bulunduğuna ilişkin malumatlarını aktarmıştır. Saim Ülgen’in belirttiğine göre medresenin damı üzerinde ve giriş kapısı bölgesinde rasat aleti yerleştirmeye elverişli bir bölüm mevcuttur. Avlunun ve üzerinde bulunan açıklığın rasat aleti için kaide ve zemin teşkil etmiş olması muhtemeldir. Ayrıca Saim Ülgen, bu mekânın bir rasathane olarak kullanılmış olduğuna ilişkin bir kaydın mevcudiyetinden bahsetmektedir. Ayrıca, hem ana kubbede hem de oda kubbelerinde mevcut bulunan kubbe açıklıklarının aydınlatma amacına hizmet etmek için elverişsiz bulunduğu gözlemlenmektedir. Aydın Sayılı, belirtilen tarihteki gözlemlerinde avlunun on buçuk metre çapı, yerden 8 metre mesafesi ile buraya yerleştirilecek zat’üs-semt ve’l-irtifa ismindeki bir rasat aletinin rahatlıkla yerleştirilebileceğini belirtmektedir. Sayılı, ayrıca medrese civarında rasata ilişkin olabileceğini düşündüğü taştan ölçekli silindirik aletlerin mevcudiyetinden de bahseder.

Aydın Sayılı’nın aktardığına göre; 1948 yılında şehrin yaşlıları medresenin elli yıl öncesine kadar öğrenime açık bulunduğunu belirtmektedirler. 1308 yılında hizmete açılmış olan bir eğitim kurumunun yaklaşık 600 sene süresince eğitim faaliyetlerine sahne olmuş olması dikkate değerdir. Kütahya medreselerinde akli ve nakli ilimler için ayrı kürsüler mevcuttur. Medrese vakfiyelerinden de anlaşılacağı üzere burada ilim eğitimi verecek olan müderrislerin hem akli hem de nakli ilimlere vakıf olması şart koşulmuştur.

Bugünkü kullanımı ile Vacidiye Medresesi olarak anılan medrese binası, Umur Bey Medresesi, Demirkapı Medresesi, Molla Vacid Medresesi, Medrese-i Vacidiye, Molla Abdülvacid Medresesi, Molla Vacid Camii isimleri ile literatüre girmiştir. Evliya Çelebi söz konusu medreseden Germiyanoğlu Medresesi olarak bahseder.

Medreseye bugünkü ismini veren Abdülvacid b. Muhammed, Horasan’ın Meşhed şehrinde doğmuş, 1368 – 1387 yılları arasında Germiyanoğulları toprağı Kütahya’ya göç etmiş, 1434 tarihindeki ölümüne kadar uzun yıllar bu medresede müderrislik yapmıştır. Yukarıda sözünü ettiğimiz tüm ilimlere vakıf olmasının yanı sıra iyi bir şair ve hattattır. Astronomi alanında birçok eser kaleme almıştır. Bu eserlerden bazıları bugün Avrupa’nın farklı kütüphanelerinde yer almaktadır. Ayrıca; Fatih Kütüphanesi’nde Şerh-ün-nikaye isimli el yazması bulunmaktadır. Usturlab isimli eserini Mehmet Şah’a ithafen kaleme almıştır. Çağmini’nin Mülahhas isimli eserine yazdığı şerh Kütahya Vahid Paşa Kütüphanesi’nde yer almaktadır. Söz konusu eser Germiyanoğulları Beyliği’nin Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldığı seneye denk gelmektedir ve II. Murad’a ithafen yazılmıştır. Bu şerhin dikkate değer bölümü giriş kısmında Abdülvacid’in çocukluğundan beri astronomiye büyük bir ilgisinin bulunduğunu belirtmiş olmasıdır. Ancak şu nokta da belirtilmelidir ki; Abdülvacid’in yukarıda belirttiğimiz eserlerin hiç birisi şahsi rasatları neticesinde kaleme alınmış eserler değildir.

Aydın Sayılı ayrıca Vahid Paşa Kütüphanesi’nde astronomi ile ilgili eserlerin yoğunluğundan söz etmektedir. Siczi, Maşaallah, Nasırüddin-i Tusi, Ali Kuşçu’nun eserleri ve Çağmini’nin muhtelif şerhlerinin yanı sıra astronomi ilimlerine tahsis edilmiş risale mecmuaları yer almaktadır. Bu eserlerin önemli bir bölümünün Türkçe yazılmış olması astronomi eğitimi ihtiyaçlarını karşıladığı düşünülmektedir. Tüm bu eserlerin varlığı Kütahya’da astronomiye ilişkin mahalli bir ilginin mevcudiyetine işaret etmektedir. 

Aydın Sayılı’nın makalesine düştüğü dipnotta o günlerde metruk bir vaziyette bulunan medrese binasının tamiratlar neticesinde müze olarak hizmet vermeye başlanılacağına ilişkin aldığı duyumlardan duyduğu memnuniyetini dile getirmektedir. Makalenin yazılmasından 17 sene sonra 1965 senesinde müze hizmete açılmış, 1999 yılında gerçekleştirilen yenileme çalışmaları neticesinde bugünkü hali Kütahya Arkeoloji Müzesi olarak ile hizmet vermeye devam etmektedir.

Kaynakça

  • SAYILI A. (1948)      “Vacidiye Medresesi, Kütahya’da Bir Ortaçağ Türk Rasathanesi”, TTK Belleten, XII/47 (1948), s. 655-666.
  • UZUNÇARŞILI İ.H. (1932) Kütahya Şehri, s: 212, İstanbul.
  • ÇİFTÇİ M. (2016)      Vacidiye Medresesi, bilimname XXX, 2016/1, 435-460.

Ensar Bekir Nazlı

1989 senesinde Kütahya’da doğdu. Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden mezun oldu. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi aldı. Kütahya Müze Müdürlüğü bünyesinde Seyitömer Höyük kazılarında arkeolog olarak görev yaptı. Akademik bir kitabevi işletti. Kısa film çalışmaları ve çeşitli projelerde senaryo danışmanlığı yapmaktadır. Kütahya araştırmaları yapmakta ve şehir arşivi bulunmaktadır. Kütahya 1413 isimli çocuk kitabı serisinin yazarıdır.

Ensar Bekir Nazlı'in diğer yazdıkları

error: Content is protected !!