fbpx

XVIII. Yüzyıl Saz Şairlerinden Kütahyalı Aşık Sırrı

Bu makale, 02.12.2016 tarihinde Prof. Dr. Kadir Güler tarafından yayınlanmıştır.

5 dakikada okunabilir

Özet

Kütahya yetiştirdiği şairler bakımından Osmanlı sahasının altıncı kültür merkezi durumundadır. Osmanlı şiirinin temelleri Kütahya’da atılmıştır. Bir kültür yuvası olan Kütahya’nın yetiştirdiği halk şairleri içerisinde adı en eski olan Aşık Sırrı’dır. Bu yazımızda Aşık Sırrı kısaca tanıtılacak ve bulunan altı şiiri ilk defe bir arada araştırmacıların faydasına sunulacaktır.

Kütahyalı halk şairlerinden adı en eskiye dayananı Aşık Sırrı’dır. 18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı tahmin edilen Sırrı’nın H. 1259’da Hacı Şemseddin-zade Abdullah Lütfi Efendi tarafından yazılmış olan bir mecmuada Tavşanlı’nın yaklaşık beş kilometre güney doğusundaki Kayı köyünü medheden şiirlerinden Kütahyalı olduğu anlaşılmaktadır.

H. 1211 (M. 1769) tarihli Güftar-ı Sırrı başlıklı koşmasından anladığımıza göre köyünden ayrılmış ve gurbet elde sıla hasreti çekmektedir. Köyünden ayrılmasının sebebi Kilisli Muallim Rıfat’a göre Sipahi olmasıdır. Sırrı’nın ailesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. H. 1129 (M. 1814) yılında söylediği bir ağıttan Rıdvan isimli bir oğlunun olduğunu öğreniyoruz. Daha süt çocuğu iken Rıdvan’ın ölümü Sırrı’yı çok üzmüş ve belki de gurbete düşmesine sebep olmuştur.

Şiirlerinden anladığımıza göre Sırrı ömrünü gafletle geçirmiştir. İhtiyarlık dönemlerinde söylediği anlaşılan bir şiirinden rahat bir hayat yaşadığı, çok günah işlediği, pişman olduğu, fakat son pişmanlığın fayda vermeyeceğini bildiği görülmektedir. Yaşadığı yörenin şive özelliklerini yazan Sırrı, gerek kullandığı nazım şekillerinde, gerek vezin ve kafiyede fazla başarılı değildir. Edebi kıymeti itibariyle orta dereceden daha aşağı sayılmaktadır.

Hayatı hakkında daha geniş bilgi bulmayı ilerideki araştırmalarımdan ümit ettiğimiz Sırrı’nın elimizde dört koşması, oğlu Rıdvan’ın ölümü üzerine yazdığı bir ağıtı ve kahvecileri medhettiği bir kahveci destanı bulunmaktadır. Sırrı’nın farklı yerlerde bulunan şiirlerini ilk defa bir arada araştırıcıların hizmetine sunuyoruz.

1 KOŞMA

Derd ü game boyandın
N’oldun a gönül n’oldun
Aşk ateşine yandın
N’oldun a gönül n’oldun

Dost adını yâd eyle
Feryâd eyle dâd eyle
Ahile cân şâd eyle
N’oldun a gönül n’oldun

Can ile teni yaktın
Dil hanesini yıkdın
Zarımı halka duyurdun
N’oldun a gönül n’oldun

Bu aşkı muhîbbâne
Etdi beni dîvâne
Gel meclis-i cânâne
N’oldun a gönül n’oldun

Bir yerde karârın yok
Hiç derde yararın yok
Bir kimseden ârın yok
N’oldun a gönül n’oldun
Âşık Sırrı zâr etdin
Sırrı ana yâr etdin
Bî-sabr u karâr etdin
N’oldun a gönül n’oldun

2

Böyle melûl melûl gezmeden ise
Ne durursun paşam ur öldür beni
Tatlı aziz candan bezmeden ise
Ya ne durun beyim ur öldür beni

Bu güzellik kalmaz senden de geçer
Kaşların kemanı bağrımı biçer
Gamzelerin cellâd gözlerin hançer
Saplada sineme ur öldür beni

İçdigim lebinden ol ab-ı zülal
Aşkına bend etdi ganî Zülcelâl
Sana kanım olsun efendin helâl
Ya ne durun beyim ur öldür beni

Yolunda sayılmaz çekdiğim emek
Safadur uğruna bana can vermek
Sende âdet imiş âşık öldürmek
Ya ne durun beyim ur öldür beni

Bî-vefa olduğun evvel bilmezdi
Böyle olduğun bilse meyil vermezdi
Sırrı şaşkın senden böyle ummazdı
Ya ne durun beyim ur öldür beni

3

Gurbet ele döndürmüşüz yönümüz
Ayrılık ateşi yakdı canımız
Selâm edin dosta ermez elimiz
Ah ederin kimse bilmez halimiz

Ben okumu gurbet ele atarın
Belki gurbet eli vatan tutarın
Selam sana döner döner bakarım
Kalıyor dostlarım ehl ü ayalimiz

Gurbet kemendini taktım boynuma
Kısmet defterini koydum koynuma
Ayrılık hil’atin geydim eynime
Aceb ne diyarda kalır ömrümüz

Firkat yaşı durmaz gözümden akar
Sılamın kokusu burnuma kokar
Gurbetin ateşi bağrımı yakar
Nasib olur uğrar m’ola yolumuz

Sırrı bu gurbetin halin pek bilir
Gidüp geri gelen binde bir olur
Sıla terk edenin hali ya n’olur
Gurbetin bu hali büker belimiz

4

Anca yıllar bunca günah işledim
Ne amel işleyim ben şimden geru
Hakka tâat yolun eyvâh boşladım
Çürür toprak olur ten şimden geru

Bozuldu bağlarım geçdi çağlarım
Ömrüm geldi geçti ana ağlarım
Mevlâm ma’ınûr eyle ahret evlerim
İstemem saray u gülşen ben şimden geru

Temel suyun içdi yiğitlik kaçdı
Dünyam hey hey ammâ ahretim göçdü
Ömrüm şuna benzer ikindi geçdi
Az kaldı inmeğe gün şimden geru

Ömrümün harmanı geldi erişdi
Savruldu taneler de(ği)rmene düşdü
Hazır lokma tükenmesi yaklaşdı
Dönüp buğday olmaz un şimden geru

Biz de varır Sırrı yurda konarız
Azab çekip gtinah(ı)mızca yanarız
Bu dünyaya gelmediğe döneriz
Çürür toprak olur ten şimden geru

Ağıt

Dünyâ yuvasından bir kuş uçurdum
Adı Rıdvan idi cennete gitti
Ol cennet bülbülü idi kaçırdım
Bunda mihman idi cennete gitti

Ol bülbülüm benim hüsündâr idi
Ötüşü mevzundu mânîdâr idi
Mevlâdan bana ol bergüzâr idi
Mürg-i ihsan idi cennete gitti

Ol bülbülü bana Hak atâr idi
Mürg-i ihsan idi cennete gitti

Ol bülbülü bana Hak atâ etti
Kafesde yavrucuk birkaç gün öttü
Ecel geldi geldiği yere gitti
Tayr-i Sübhân idi cennete gitti

Benim bülbülüm bülbüller başıdır
Cennet bülbülleri anın eşidir
Ötüşünden bildim cennet kuşudur
Revh ü reyhan idi cennete gitti

Süt yavrusu idi tane yemezdi
Şakır şakır öter bir söz demezdi
Gülzâr-i dünyâya meyi eylemezdi
Ziyb-i cinân idi cennete gitti

Ol bülbülüm ötmez şakımaz oldu
Kesildi sadâsı yuva boş kaldı
Gitti bülbül Sırrı cenneti buldu
Bahş-ı Rahmân idi cennete gitti

Kahveci Destanı

Arkadaş zemmetme kahvecileri
Kahvecinin bâzı iyisi vardır
Yedirir ekmeği kesmez çabayı
Harcın hesab etmez dayısı vardır
Ketm etmez ekmeği yedirir bütün
Yemen kahvesiyle kokulu tütün
Düşünce gediğin ol alır satın
Söylenir âlemde yapısı vardır

Her gelene el göğüste kılınur
İzzet nerde safâ anda bulınur
Yahşi adam hizmetinden bilinür
Dâim keyf bağışlar tâbîsi vardır

Kahvesine kim gelirse git demez
Ekmeğini asla yalnız yemez
Varını harceder gediğin vermez
Böyle pak gönüllü velîsi vardır

Sırrı bilir iyilerin kadrini
Zemmeder gaddarın türlü gadrini
İyisin medheder söyler şükrünü
İkramın artırır sahîsi vardır

Kadir Güler

Prof. Dr. Kadir Güler, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'nde Edebiyat alanında öğretim görevlisi. Edebiyat ve Kütahya üzerine yüzlerce makale ve onlarca kitabın yazarıdır. Kütahya Şairleri, Kütahya'nın Sırları, 43. Şehir Kütahya eserlerinden bazılarıdır.

error: Content is protected !!